Arama

İyi ki Varsın Kılıçdaroğlu

İyi ki Varsın Kılıçdaroğlu

Normal olarak bir muhalefet lideri için bu övgü ifadesinin kullanılması beklenmez. Siyasi iktidar, karşısında seçimlerde onu zayıflatacak muhalif bir liderin olmasını istemez. Siyasi parti mensubu değilim ve doğal olarak hiçbir siyasi parti adına konuşmuyorum. Sıradan bir vatandaş olarak bu ifadeyi kullanmamın nedeni de zor dönemler geçiren Türkiye'nin içinde bulunduğu durum sebebiyledir. Peki Kılıçdaroğlunun muhalefeti ile Türkiye'nin içinden geçtiği durum arasında nasıl bir alaka var öyleyse. Çok yakın bir alaka vardır.

Nasıl? Türkiye, başta Suriye olmak üzere dış tehditler ve başta PKK ve FETÖ olmak üzere terör üzerinden iç tehditlerle karşı karşıyadır. Arap Baharı yalanıyla ortaya yayılan küresel fitne üzerinden de birçok ülkenin iç savaş ortamına sürüklendiği ve birçok ülkenin içişlerinin karıştırıldığı faaliyetler de halen devam etmektedir. ABD Dışişleri eski bakanlarından Condoleezza Rice'nin Washington Post'ta yayınlanan "Transforming the Middle East" adlı makalesi üzerinden yapılan ve kuvvetli iddialara göre de tabiki güçleri yeterse içişleri karıştırılacak ülkelerden biri de Türkiye olacaktır. Bu bağlamda hem PKK-FETÖ ve hem de dış siyasi tehditlerin yanında bir de bu küresel fitne tehlikesi karşısında iç siyasette yaşanacak sıkıntılı dönemler, karşılaşacağı muhtemel krizlerde Türkiye'nin yaşayabileceği zararları arttırma ihtimalleri taşımaktadır.

Bu netameli süreçlerde iç siyasette yaşanacak çalkantılar, Türkiye'nin ana muhalefet liderinin tutumunu önemli hale getirmektedir. Ana muhalefet lideri en azından seçmenleri itibariyle sayısı ciddi boyutta kitleyi yönlendirme gücünü üzerinde taşımaktadır. Bu haliyle Ana muhalefetin, nazik durumlardan geçen Türkiye'nin başını sıkıntıya sokacak tavırlar içine girmesi hem siyasi iktidarı hem de bu ülkede yaşayan biz vatandaşların huzurunu olumsuz etkileme kaygılarını arttırmaktadır. Vatandaşların huzuru derken, sadece muhalefet ya da ana muhalefet değil siyasi iktidar da bu huzuru kaçırma potansiyeline elbette sahiptir.

Burada huzuru kaçırma ihtimali üzerinden ana muhalefete ilk olarak vurgu yapmamızın nedeni hem Kılıçdaroğlunun, Haziran 2017'yi yaşadığımız şu sıralarda yapmış olduğu bir yürüyüş hem de daha önceki tercihleri sebebiyledir. Evet Kılıçdaroğlu, CHP İstanbul Milletvekilinin tutuklanmasını gerekçe göstererek Ankara'dan İstanbul'a kadar "adalet arıyorum" söylemiyle protesto yürüyüşüne çıkmıştır.

Bu protesto yürüyüşü, görünüşte masum bir eylem olarak değerlendirilebilir. Fakat yukarıda da sıralandığı gibi, dışta Arap Baharı gibi fitne hareketlerinin ve içte PKK, PYD, FETÖ gibi terör örgütlerinin Türkiye'yi doğrudan hedefine koyduğu son birkaç yılda yapılacak her protesto eylemini bir kez daha düşünmek, eğer Türkiye'nin aleyhine sonuçlar doğuracaksa ona göre vaziyet almak gerekir. Hele, Arap Baharı fitnelerinin Türkiye versiyonu Gezi Parkı gibi fitne hareketlerinin, 17-25 Aralık 2013, 7 Şubat 2013 gibi idari-adli skandal operasyonların hele hele 15 Temmuz 2016 darbe teşebbüslerinin yaşandığı Türkiye'de kitlesel hareketlere dönüşme potansiyeli taşıyan bu protesto faaliyetlerine dikkatle yaklaşılması, Türkiye'nin aleyhine olacaksa bu tür hareketlere kalkışılmaması gerekirken, böyle bir protesto yürüyüşü masum amaçlar taşımamakla birlikte gelecekte masum olmayacak sonuçları da içinde barındırmaktadır.

Kılıçdaroğlunun bu hareketinin masum yürüyüş hareketi olmadığı kanaatini bizde uyandıran sebepler de yok değildir. Kılıçdaroğlunun daha önceki tutumları, bu hareketi masum olmaktan uzaklaştırmaktadır. Nedir bu Kılıçdaroğlunun masum olmayan daha önceki hareketleri öyleyse?

İstanbul'un göbeğinde 27 mayıs 2013 yıllında gezi parkı vandallığını yapan çapulculara destek çıkması ve geçen ay bu vandallığın 4. yılında bunu gerçekleştiren çapulcuları kutlaması, üstelik bu saldırıları, "Gezi direnişi, 80 sonrası dönemin en demokratik, barışçı ve birleştirici hareketiydi. Haksızlığa karşı susmamayı hatırlatanlara selam olsun!" şeklinde 30 Mayıs 2017'de attığı twitle, demokratik, hatta EN DEMOKRATİK hak arama mücadelesi olarak tanımlaması.

CHP Milletvekillerinin polisimizi-askerimizi şehit eden teröristlerin cenazelerine katılmaları.

Yine polisimizi-askerimizi şehit eden teröristleri CHP Milletvekillerinin cezaevlerinde ziyaret etmeleri.

PKK'nın Türkiye Cumhuriyetine açık cephe savaşı açtığı çukur operasyonlarında devlete ateş eden ve yine polis ve askerimizi şehit eden teröristlere "hendeklerdeki arkadaşlar" demesi.

Buna benzer, terörü, terörizmi destekleyen birçok ifadeler Kılıçdaroğlunun zihin dünyasının nasıl çalıştığını göstermektedir. Yani, kamu araçlarını yakan, kamu, özel fark gözetmeden mülklere zarar veren, yakan, yıkan Gezi Parkındaki vandallara ve vandallığa "EN DEMOKRATİK" barışçı gösteri diyebilmektedir. Tanımlamalar birbirine girmiş durumdadır hangi kelimeyi nasıl anlayacağımızı karıştırdık. Halbuki her kelimenin yaygın bilinen Türkçe karşılığı vardır. Ancak öyle anlaşılıyor ki Kılıçdaroğlunun literatüründe ya bunların farklı manası var ya da Kılıçdaroğlu kelimelerle oynayarak teröre destek çıkıyor. Veya, size göre bu durumu nasıl tanımlamak gerekir.

Ortalığı savaş alanına çeviren bu saldırılar "BİRLEŞTİRİCİ, BARIŞÇI, DEMOKRATİK" hareketlermiş. Bu sözler ona aittir ve eğer silmediyse onun twitter hesabından da okuyabilirsiniz.

Şimdi terörü çağrıştırıcı bu tür eylemleri ve fiilleri olan bir kişinin Ankara'dan İstanbul'a "adalet arıyorum" hedefiyle çıktığı bu yürüyüşü bu nedenle kaygıyla karşılıyoruz. Ortalığı savaş alanına çeviren VANDALLAR, Kılıçdaroğluna göre aslında "EN DEMOKRATİK, BARIŞÇI, BİRLEŞTİRİCİ" hareketler sergiliyorsa ve Kılıçdaroğlu bu hareketleri barışçı, birleştirici ve en demokratik hareketler olarak algılıyorsa o halde Kılıçdaroğu "adalet arıyorum" ifadesinden ne anlıyordur. Yukarıda bazı ortalığı yakıp yıkan Vandalların saldırılarından "EN DEMOKRATİK, BARIŞÇI, BİRLEŞTİRİCİ" hareketler manasını çıkarıyorsa, bizimle ve Türkçedeki manalarıyla aynı manayı anlamadığı ortaya çıkıyor. Burada onunla aynı manaları anlamıyorsak "adalet arıyorum" ifadesinden de aynı manayı anlamadığımızı bu çıkarım üzerine söyleyebilmek pek ala mümkündür.

Peki onun "adalet arıyorum" ifadesinden ne anlamak gerekir o halde? Bunu da anlamak için yukarıda örneklerini verdiğimiz ifade ve eylemlere bakarak karar verebiliriz. Şimdiye kadarki açıklamalarında bu tür vurgular yapan Kılıçdaroğlunun "adalet arıyorum" sloganından da ne yazıkki hayırlı bir sonuç beklemiyorum.

Kılıçdaroğlu, iç ve dış tehditlerle uğraşan Türkiye'nin bu nazik durumunda yine tehlikeli adımlar atmakta ve tehlikeli söylemler içine girmektedir. İç ve Dış tehditlerle meşgul olan Türkiye'yi yeni bir Gezi Parkı saldırganlığına itici bir tutum içine girdiği düşünülmektedir. Hepimiz bekleyelim ve görelim. Kılıçdaroğlu bu yürüyüşü İstanbul'da nerede tamamlayacaktır.

Ben bir tahminde bulunayım isterseniz. Kılıçdaroğlu bu yürüyüşü eğer engellenmezse GEZİ PARKINDA tamamlayacaktır kanaatini taşıyorum. Bu haliyle de Türkiye'yi zaten öve öve bitiremediği yeni bir Gezi Parkı terörü içine itme sonucuna doğru adımlarını atmaktadır. Bu nedenle çok tehlikeli sularda kürek çekmektedir. Bir an önce bu yoldan geri dönmelidir.

Aslında, biz dönmelidir diyoruz ama neden dönsün ki tartışmalı bir kaset operasyonundan sonra Genel Başkanlığa gelişin diyetlerinden bir olamaz mı açık tahrikler acaba?

Hepimiz bunu göreceğiz. Evet çok tehlikeli adımlardır bunlar ama bir bakıma da müsterihim ve bu yüzden İYİKİ VARSIN KILIÇDAROĞLU diyerek söze başladım.

Neden mi? Şundan dolayı. Kılıçdaroğlu, gizli kapaklı değil de açık açık, o kadar çok çelişkili açıklamalar yaptı ve sonunda kendini tartışmaya açtığı için bu tehlikeli yürüyüşün bundan dolayı toplumda bir karşılık bulmayacağı ümidini de taşıyorum.

Nasıl çelişkili açıklamalar yani mi diyorsunuz. Birçok. Mesela; Kaset olayından sonra CHP Genel Başkanlığına aday olmayacağım dedi, aday oldu. Partinin oy oranı düşerse istifa ederim dedi, kaç kez oy oranı düşmesine rağmen istifa etmedi. Darbe olursa tankın üstüne ilk ben ÇIKACAĞIM dedi, darbe olunca da millet meydanlarda iken Bakırköy Belediye Başkanının evine gitmeyi tercih etti.

Bu örnekleri o kadar çok arttırmak mümkün ki, bunlar yeterli sanırım. Bu yüzden bu tür ifadelerle tutarlılığını veya tutarsızlığını ciddi derecede tartışmaya açtı. Bu sebeple de bu yürüyüşün halkta ciddi bir karşılığı olmayacak ihtimalini de bir kenarda tutuyorum.

Yoksa tam tersi olsaydı. Muhalefette tutarlı, kararlı, dediğinin tersini yapmayan, cesur bir lider bu harekete kalkışsaydı belki de durum çok daha tehlikeli olabilirdi. Bu yüzden bu yürüyüşü iyi ki sen yapıyorsun ve iyi ki varsın Kılıçdaroğlu demek lüzumunu hissettim.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2020 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN