Arama

Ünlü Yazarlar ve Şairler

Anadolu’da telif edilen ilk eser Keşfül Akabe

Anadolu’da telif edilen ilk eser "Keşfü'l Akabe"

Anadolu’da Türkçe eserler yazma geleneği Fuad Köprülü’nün ifade ettiği gibi 13’üncü asırla birlikte Danişmend ilinde başlar. Danişmendoğulları’nın ülkelerinde Türkmencilik ülküsünü yerleştirme gayretleri bu yörelerde Türkçe eserler yazılmasına vesile teşkil eder. Anadolu Selçukluları zamanında te’lif edilen eserler kronolojik bir sıralamaya tabi tutulduğunda, Malazgirt Zaferi’ni takip eden ilk 150 yılda müsbet ilimlere ve felsefeye ilgi duyulduğu, devlet adamlarının da, ilim adamlarını bu yönde teşvik ettiği, bunun sonucu olarak da ilk 150 sene içinde pozitif ilimler alanında eserler yazıldığı görülür.

Eğitime getirilen ilk radikal eleştiri: “Okul olmasaydı ne olurdu?”

Eğitime getirilen ilk radikal eleştiri: “Okul olmasaydı ne olurdu?”

Milli Eğitim Bakanlığı, eğitim sisteminde yaşanan sorunların aşılması için ilk adım olarak, öğretmenlerin kültür birikimine yönelik faaliyetlere yöneldi. Yeni dönemde okuması gereken kitap listesini yayınladı; listede dikkat çeken kitaplardan biri, “Eğitim- Bir Kitle İmha Silahı.”  Kitap, zorunlu eğitim karşıtı bir yorum üzerine kurulu. Öğrencilerin sadece serbest eğitim ile birtakım kültürel birikimlere sahip olacağını vurguluyor. Bunun yanı sıra bir diğer dikkat çeken kitap ise Ivan Illich’in “Okulsuz Toplum”u oldu.

Sağır evrende ruhu aydınlatacak suni güneş arayıcısı

Sağır evrende ruhu aydınlatacak suni güneş arayıcısı

Sembolizmin öncüsü kabul edilen Charles Baudelaire’in temel yaratıcılık noktası zengin imgelem gücüdür. Bu gücü sayesinde, iyiyle kötünün, düşle gerçeğin, cennetle cehennemin savaşım verdiği bir dünyada, aklın sınırlarını zorlayarak güzelliği hissettirecek yapıtlar sundu ve insanlık durumunu gün ışığına çıkardı. Kısaca Baudelaire,  dünyayı “sağır evren” olarak nitelendirdi ve insanın tutkularından yola çıkarak, gerçeklere karşı ruhu aydınlatacak suni güneşin arayışında oldu hep.

Milli değerlerimizi zamansız boyuta taşıyan insan hazinesi

Milli değerlerimizi zamansız boyuta taşıyan insan hazinesi

Gazeteci, roman, hikâye, oyun ve fıkra yazarı Tarık Buğra’nın toplumları yükselten eserleri, yerli ve milli değerleri zamansız bir boyuta taşıyarak, nesilden nesile aktarılmasını sağladı. Hem edebiyat hem de fikir dünyamızın yapı taşlarından olan Tarık Buğra'yı doğumunun yüzüncü yılında rahmetle anıyoruz…

Mutsuzluğun ablukasını kıran şair: Turgut Uyar

Mutsuzluğun ablukasını kıran şair: Turgut Uyar

Sadece şiir yazmak için yaşayan bir şairdi Turgut Uyar. Eserlerinin çoğunda Garip akımı etkisinde kalmasına rağmen, müthiş bir atılımla şiir ve anlam bakımından çok farklı bir alana yönelerek, üçüncü kitabı olan “Dünyanın En Güzel Arabistan'ı” isimli eserini oluşturdu. Burada söz sanatlarının bolca kullanıldığı bir anlayış benimsedi ve bireyin iç dünyası, yalnızlığı ve açmazını ortaya çıkaran bir yaklaşımla, yeni imkânları zorlayan bir şiirin peşine düştü.

Zeynep Hanım Konağından Edebiyat Fakültesine

Zeynep Hanım Konağı'ndan Edebiyat Fakültesi'ne

Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın kızı ve Abdülaziz devri sadrazamlarından Yusuf Kâmil Paşa’nın eşinin ismini taşıyan Zeynep Hanım Konağı, İstanbul'un ilk taş konaklarından olan Beyazıt'taki Midhat Paşa ve Vefa'daki Münir Paşa konaklarıyla aynı zamanda inşa ettirildi. Bir süre 'Darülhayır' adında bir okul tarafından kullanıldı. 1942'de çıkan yangın, binanın yarısının tamamen yanmasına sebep oldu. 1943'ün ortalarına kadar sadece dört duvarı ayakta kalan konak yıktırıldı ve yerine bugün Edebiyat Fakültesi olarak kullanılan bina inşa ettirildi.

Sultan Abdülhamidin Türkçeciliği

Sultan Abdülhamid'in Türkçeciliği

Türkçe’nin devlet dili olarak kullanılması 'Anadolu Selçukluları Sarayı'nda başlar. Sarayda resmî lisan olarak daha çok Arapça ve bilhassa Fârisî kullanılırdı; ancak Anadolu Selçuk Devleti dağılıp da yerine Anadolu Beylikleri kurulduğu zaman, çeşitli dinî, millî, içtimaî sebeplerle, bu beyliklerin çoğunda başka dillerin yerini Türk lisanı almış ve Anadolu’da bir Türkçe ’ye Dönüş Hareketi başlamıştı.

Bir sohbet mekânı olarak Ekrem Hakkı Ayverdinin evi

Bir sohbet mekânı olarak Ekrem Hakkı Ayverdi'nin evi

Osmanlı devri Türk mimari tarihi alanında yaptığı çalışmalar ve hizmetleriyle tanınan Ekrem Hakkı Ayverdi, köklü kültürümüze karşı emsalsiz vefa örnekleri gösteren değerli bir şahsiyetti. Yaşamını, kubbenin altında taşları yerli yerine koymakla, sonrasında ise ecdat yadigârlarının kaydını tutmakla geçirdi. Osmanlı mimarisini karanlıktan kurtaran Ayverdi, evinde oluşturduğu edebiyat mahfili ile de sohbet kültürünün oluşumuna ışık tuttu. Bu sohbetlerde Ahmed’er Rıfai’nin nasihatlerinden, vecizelerine; Ken’an Rıfai’nin Mesnevi şerhine; Hulusi Bey ya da Ahmet Bican’ın ayağa kalkıp el bağlayarak okuduğu Itrî’nin naat’ine kadar kalp ufkunu açan birçok konu işlendi.

Âşık atışmalarının zorlu sanatı lebdeğmezin incelikleri

Âşık atışmalarının zorlu sanatı lebdeğmezin incelikleri

Harf oyunlarına dayalı bir edebi sanat olan lebdeğmez, dudak ve dış-dudak ünsüzlerini bulundurmayan kelimelerle yazılan şiirlere verilen ad olarak tanımlanır.  Edebiyatımızda en fazla halk şairleri tarafından kullanılan lebdeğmez, şair atışmalarında bir hüner göstergesi olarak ortaya çıkar ve  “atışmanın en zor biçimi” olarak kabul edilir. Bu karşılaşmalarda, “âşığın iki dudağının ortasına iğne veya kibrit çöpü yerleştirilir. Bu beş sesten birini söyleyen yarışmacının dudaklarına iğne batınca başarısız olduğu anlaşılır.

Çayın ve Marmaratörlerin varlığıyla bir kültür sofrasına dönüşen Marmara Kıraathanesi

Çayın ve Marmaratörlerin varlığıyla bir kültür sofrasına dönüşen "Marmara Kıraathanesi"

Çaylar eşliğinde derinleşen nice konular, müdavimleri olan Marmaratörlerle daha da renkli hale geliyor;  masalarda kurulan sohbet halkaları genişledikçe genişliyordu. Gençler üstadlarını pür dikkat dinliyor, kıraathane sabahın ilk ışıklarına kadar misafirlerini ağırlamaya devam ediyordu. Kapıdan kimler kimler girmiyordu ki… Bir bakmışsınız Necip Fazıl’ın adımlarıyla kalabalık birden coşuyor; bir bakmışsınız Fethi Gemuhluoğlu'nun eşsiz muhabbetiyle birlikte çayların sesi birbirine karışıyor, kültür ocağının maneviyatı derinleştikçe derinleşiyordu.

Turgut Uyar’ın yeryüzünden kaçıp kurtuluş yeri olarak gördüğü gökyüzü

Turgut Uyar’ın yeryüzünden kaçıp kurtuluş yeri olarak gördüğü gökyüzü

Turgut Uyar eserlerinin çoğunda Garip akımı etkisinde kalmasına rağmen, müthiş bir atılımla şiir ve anlam bakımından çok farklı bir alana yönelerek, üçüncü kitabı olan “Dünyanın En Güzel Arabistanı” isimli eserini oluşturdu. Burada söz sanatlarının bolca kullanıldığı bir anlayış benimsedi ve bireyin iç dünyası, yalnızlığı ve açmazını ortaya çıkaran bir yaklaşımla, yeni imkânları zorlayan bir şiirin peşine düştü. Uyar’ı ve şiir anlayışını, sıkça kullandığı, yeryüzünden kaçarak, kurtuluş yeri olarak gördüğü gökyüzü kavramıyla birlikte tahlil ediyoruz.

Meyhane köşelerinden şair toplayan âlim Lebib Efendi

Meyhane köşelerinden şair toplayan âlim "Lebib Efendi"

İyi bir kâtip, şair, âlim ve rindmeşrebdi olan Lebib Efendi, konağında devrin ediplerini toplar; kabiliyetli gençlerin ilerlemesini sağlardı. Öyle ki dönemin meyhane köşelerinden çıkmayan şairleri toplayarak,  edipler arasına kattığı bilinirdi. Lebib Efendi’nin ilmine ve konağında konuşulan ilmi sohbetlere değiniyoruz.

2018 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN