Arama

Türk Halk Müziği

Şiirlerden bestelenmiş nağmeler

Şiirlerden bestelenmiş nağmeler

Müzik her zaman uyum ve sürekliliği sağlayacak ritmi bozmayacak armoni ve melodiyi bulmanın peşindedir. Bir edebiyatçının da en fazla kullandığı malzeme ritim ve ölçüdür. Müzik ve edebiyat bu anlamda söz ile sesin ahenkli dansından esinlenerek birbirini doğurur. Abdurrahim Karakoç, Necip Fazıl, Yahya Kemal gibi önemli şairlerin dizeleri de, söz ve sesin ahenkli dansına eşlik ederek nağmelere dönüşmüş önemli eserler arasında yerini almıştır. Sizler için şiirlerden bestelenen nağmeleri derledik.

Bilinmeyen yönleriyle Ahmet Kaya

Bilinmeyen yönleriyle Ahmet Kaya

Öz vatanından uzakta, hasretle "Ben vatansızlıktan üşüyorum" demişti, Ahmet Kaya. Katıldığı son ödül töreninde, yılın en iyi sanatçısı seçilmiş, yaptığı konuşma sonrasında "birileri" tarafından linç edilmişti. Ahmet Kaya, albümünde anadilinde bir şarkı söyleyeceğini açıklamıştı; ancak o dönem, demokrasi adına kara lekelerle dolu 90'lı yılların sonuydu. Halbuki "Bu ülkenin bölünmesine bizler izin vermeyiz" diyerek birlik mesajları veren de, Erdoğan hapse girdiğinde ona destek veren de, Ahmet Kaya'nın ta kendisiydi… Ve onun bu hayatta tek bir isteği vardı: Ölürse ardından asla "bu ülkeyi sevmiyor" denilmemesi… Doğum yıl dönümü vesilesiyle Ahmet Kaya'nın bilinmeyen yönlerini derledik.

Gariplere garip penceresinden bakan bozlak ustası

Gariplere garip penceresinden bakan bozlak ustası

Garibi, garipliği iyice içine sindirmiş olan saz ve söz ustası Neşet Ertaş eserlerinde “garip”i sadece mahlas olarak kullanmaz, bazı eserlerine isim de yapar. Bu nedenle onun eserlerini bir feryat, bir ses olarak okuyup, dinlemek gerekir. “Biz doğduğumuzdan beri yoksulduk, varlığını görmedik ki yoksulluktan şikâyet edelim” diyen bozlak ustası Neşet Ertaş, yoksul insanların, garip insanların feryatlarını, acılarını, ezilmişliklerini dile getirmeyi kendisine bir vazife bildi. O, gariplere garip penceresinden bakabilen bir bozlak ustasıydı.

Gönül Dağı’nda bir 'Garip Bülbül': Neşet Ertaş

Gönül Dağı’nda bir 'Garip Bülbül': Neşet Ertaş

Bozkırın Tezenesi Neşet Ertaş, bu dünyadan göçeli tam altı yıl oldu. 74 yıllık ömrü boyunca, yüreğinin derinliklerinde hissetmediği, sızısını gönlünde duymadığı hiçbir duyguyu ne anlattı, ne yazdı, ne de çalıp söyledi. Ondan geriye “Gönül Dağı”nda bir “Garip Bülbül” kaldı. Neşet Baba türküleri öksüz, bozlakları yetim bıraktı…

Girift enstrümanının son usta icracısı: Giriftzen Asım Bey

Girift enstrümanının son usta icracısı: Giriftzen Asım Bey

Geleneksel Türk müziğinin unutulmuş çalgılarından biri olan giriftin son temsilcisiydi, Giriftzen Asım Bey. 1876 Osmanlı-Rus Harbi’ne yüzbaşı ve yaver olarak katıldı. Savaştan sonra İstanbul’da binbaşı rütbesiyle Üsküdar itfaiyesinde görev yaptı. Eserleriyle de zamanının önemli bestekârları arasında yer alan Giriftzen Asım Bey'i vefat yıldönümünde girift icracılığı ve hayatıyla birlikte rahmetle anıyoruz.

Diyarbakır'ın büyük bestekârları

Diyarbakır'ın büyük bestekârları

İstanbul Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsünde araştırma görevlisi Korkmaz, 350 yıllık kaynaklardan yaptığı araştırmalarla Diyarbakırlı bestekarların sanat hayatlarını, güfteleri ve eserlerine ait notaları bir kitapta bir araya getirdi.

Türk müziğine frak giydiren adam Münir Nurettin Selçuk

Türk müziğine frak giydiren adam Münir Nurettin Selçuk

Musiki damarının son cevherlerinden Münir Nurettin Selçuk, öyle geniş bir müzik ufkuna sahipti ki Yunus Emre’den de söylerdi, Batılı tangolardan da… Konserlerine frakla çıkar, onlarca muhteşem şarkıya ruhuyla eşlik ederdi. Türk Müziği tarihine tek başına konser verme geleneğini getirdi. 20’nci yüzyılın başında, Klasik Türk Müziği’nin seyrini değiştirdi ve musikide ses sanatkârlığı, Münir Nurettin’den önce ve sonra diye ikiye ayrıldı. Musikimizin zirvelerinden biri olan bu zarif adamı vefatının 37’nci yıldönümünde rahmetle anıyoruz…

Mikrofonları bile çatlatan ses: Hafız Burhan

Mikrofonları bile çatlatan ses: Hafız Burhan

Gazel okuyuşu ile tanınan bir Türk hânendesiydi Hafız Burhan. Sesinin güzelliği küçük yaşlarda keşfedilmiş; zamanla hem tasavvufî, hem de Klasik Türk Müziğinin üstadı olmuştu. Döneminin en nadide sanatkârı olan Hafız Burhan, öyle güçlü bir sese sahipti ki, sesinin şiddetinden mikrofonlar patlıyordu. Bu nedenle şarkılarını mikrofona sırtını dönerek okurdu. 75 yıl önce bugün yaşamını yitiren ses sanatçımızın ölümü de sesi nedeniyle olmuştu.

2020 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN