Arama

İslam Tarihi

Davaları uğruna yolundan döndürülemez mücahitler

Davaları uğruna yolundan döndürülemez mücahitler

Bu coğrafya çok büyük direniş hareketlerine tanıklık etti. Müslüman halkların ve coğrafyaların işgale uğradığı anda tekkeleriyle, müritleriyle ayağa kalkan mücahit mürşitler, bu hakikatin en önemli delilidir. Bineğinin eğeri tahtı olan mücahit Abdülkadir El-Cezâirî, Şeyh Şamil, İzzettin el-Kassam; cihada adanmış bir hayat Ahmed Senûsî, İtalyanları durduran çöl aslanı Ömer Muhtar, Sokoto'da Osman bin Fudî direnişin akla gelen büyük isimleri… Hepsi var oldukları kadim topraklarda İslam'ın bayraktarlığını üstlenmişler ve sömürgecilere karşı durmuşlardı.

İslâm toplumunu aydınlatan, direnişin sembolü Ömer Muhtar

İslâm toplumunu aydınlatan, direnişin sembolü "Ömer Muhtar"

Libya'da sergilediği direnişle dünya çapında tanınan Muhtar'ın 16 Eylül 1931'de işgalci İtalya güçleri tarafından idam edilişinin üzerinden 87 yıl geçti. Arap Baharı isimli süreçte, 2011'de NATO'nun askeri müdahalesi ile Libya'yı 42 yıldır "demir yumrukla" yöneten Muammer el-Kaddafi yönetimi devrildi. Ancak Libya, yedi yıldır bölgesel güçler tarafından desteklenen savaş beylerinin doğal kaynaklar ve iktidar için kanlı mücadelesine sahne oluyor. Bugün Libya, bombalı saldırılar, suikastlar, yargısız infazlar, iç çatışma ve ekonomik buhran ile mücadele ederken, istikrara kavuşmak için çözüm yolları arıyor.

1440 yıl önce tarihin başladığı olay: Hicret

1440 yıl önce tarihin başladığı olay: Hicret

Bu gece, hicri takvime göre Muharrem ayının ilk gecesi. Tüm Müslüman âlemi için “hicri yılbaşı” sayılan bu gecede, hilâlin görünmesiyle birlikte 1439 hicri yılını tamamlayıp, 1440 hicri yılına gireceğiz. Bundan tam 1440 yıl önce, Allah'ın elçisi, son peygamber Hz. Muhammed (sav), sadık dostu Hz. Ebu Bekir (ra) ile birlikte Mekke'den yola çıkarak Medine'ye hicret etmiş ve bu göç, Müslümanlar için yeni bir sayfanın başlangıcı olmuştu. Bizler de, yeni yılınızı kutluyor ve tüm İslam âlemi için hayırlara vesile olmasını diliyoruz.

İslâmiyet’in en faziletli amellerinden olan köle azadına Osmanlının bakışı

İslâmiyet’in en faziletli amellerinden olan köle azadına Osmanlı'nın bakışı

Osmanlı cemiyetinde devlete ait köleler, profesyonel asker ve devlet adamı olarak yetiştirilirdi. Bunlardan çok sayıda yüksek bürokrat çıkmış; hatta padişah kızları ile evlenmiştir. Osmanlı padişahları da, saraya alınmış kadın köleler ile evliliği tercih ederdi. Garb’da azatlanmış da olsa, köle, hürlerin arasında asla yer bulamazken, Osmanlı cemiyeti, köleleri statüleri sebebiyle aşağılamamıştır.

Katledileceğini duyunca kalp krizinden ölen Osmanlı tabibi: Şânîzâde Mehmed Atâullah Efendi

Katledileceğini duyunca kalp krizinden ölen Osmanlı tabibi: Şânîzâde Mehmed Atâullah Efendi

Ömrünü ilme adayan Osmanlı âlimlerinden biriydi, Şânîzâde Mehmed Atâullah Efendi. Tıp tahsili alarak modern tıbbın öncüsü olmuş, yedi dil öğrenmiş ve ardından Osmanlı’da birçok görevi yerine getirmişti. Sultan II. Mahmud, Şânîzâde’yi bizzat seçip vak‘anüvisliğe getirmiş; “Bektâşî” olduğu gerekçesiyle ise, görevinden azlederek sürgün etmişti. Böyle bir âlimin sürgünde bulunmasına gönlü razı olmayan Sultan Mahmud, bir süre sonra af fermanı yazdırdı. Ancak, bu fermanı ulaştırmak üzere yola çıkan elçi, bir yanlışlık yaparak elim bir olayın müsebbibi olacaktı...

Osmanlı’da gayrimüslim bir İslam hukukçusu: Sava Paşa

Osmanlı’da gayrimüslim bir İslam hukukçusu: Sava Paşa

Osmanlı Devletinin 19’uncu yüzyılı yaşadığı dönemde, bir gayrimüslim olarak hayata gözlerini açtı Sava Paşa. Asıl mesleği olan tabipliği bırakıp, Osmanlı’ya idari ve adli birçok alanda hizmet verdi. Görevlerindeki başarısının yanında, onu tarihe altın harflerle geçirecek olan konu ise, bir gayrimüslim olmasına rağmen İslâm hukukuna dair ortaya koyduğu eserlerdi. Öyle ki, Devlet-i Aliyye’nin son şeyhülislâmlarından Mustafa Sabri Efendi dahi kendisinden “Bizde birkaç Hanefî Türk âlimi dışında, İslâm şeriatını ve İslâm hukukunu Sava Paşa kadar ne yazık ki kimse incelememiştir” diyerek övgüyle söz edecekti…

Abdürreşid İbrahim’in gözlemlerini Mehmet Âkif’ten dinlemek

Abdürreşid İbrahim’in gözlemlerini Mehmet Âkif’ten dinlemek

Abdürreşid İbrahim Efendi’yi yakından tanıyan, onu çok seven ve ondan çok etkilenen Mehmet Âkif, Safahât’ın ikinci kitabında büyük seyyahın gözünden öncelikle hilafetin emanetçisi olarak ümmetin sorumluluğunu taşıyan Osmanlı payitahtının içinde bulunduğu durumu gözler önüne serer.

İlk sıhhi müessese Fatih Darüşşifasının akıbeti

İlk sıhhi müessese 'Fatih Darüşşifası'nın akıbeti

Fatih Külliyesi’nin cami ve medreselerinden sonra, önde gelen birimlerinden biri de, bir sağlık müessesesi olan darüşşifasıdır. Fatih Darüşşifası, İstanbul fethinden sonra Fatih Sultan Mehmed tarafından Mimar Atik Sinan‘a yaptırılan ilk sıhhi müessesedir. Zaman içindeki ihmaller nedeniyle günümüze ulaşamayan darüşşifa yapısı, öncelikle tıp tarihçilerinin ve mimarların ilgilendiği önemli konular arasında yerini alır…

2018 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN