Arama

Türk Edebiyatı

Ferdî bir hayat tarzı olarak kalenderilik

Ferdî bir hayat tarzı olarak kalenderilik

Tasavvufi daire içerisinde adet ve alışkanlıkları, gerçekleştirdikleri ritüelleri yönüyle farklı bir yerde duran Kalenderîler kendilerini, dış görünüşlerinden iç dünyalarına kadar toplumun her kesiminden ayrı bir yerde konumlandırmışlardır. Kalenderî dervişlerin gerçek aşk peşinde koşmaları, kaba sofunun dilinden gönlüne inmeyen sözlerinin karşısında olumlu bir duruşun ifadesidir.

Kâinatın ayna tarihi

Kâinatın ayna tarihi

Vaktiyle Venedik ayna inhisarını elinde tutardı. Ayna ustaları, sırlarını kimseye vermesin diye ayna imal edilen adadan ayrılamazdı. Cezası, ölümdü.

Mutsuzluğun ablukasını kıran şair: Turgut Uyar

Mutsuzluğun ablukasını kıran şair: Turgut Uyar

Sadece şiir yazmak için yaşayan bir şairdi Turgut Uyar. Eserlerinin çoğunda Garip akımı etkisinde kalmasına rağmen, müthiş bir atılımla şiir ve anlam bakımından çok farklı bir alana yönelerek, üçüncü kitabı olan “Dünyanın En Güzel Arabistan'ı” isimli eserini oluşturdu. Burada söz sanatlarının bolca kullanıldığı bir anlayış benimsedi ve bireyin iç dünyası, yalnızlığı ve açmazını ortaya çıkaran bir yaklaşımla, yeni imkânları zorlayan bir şiirin peşine düştü.

Zeynep Hanım Konağından Edebiyat Fakültesine

Zeynep Hanım Konağı'ndan Edebiyat Fakültesi'ne

Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın kızı ve Abdülaziz devri sadrazamlarından Yusuf Kâmil Paşa’nın eşinin ismini taşıyan Zeynep Hanım Konağı, İstanbul'un ilk taş konaklarından olan Beyazıt'taki Midhat Paşa ve Vefa'daki Münir Paşa konaklarıyla aynı zamanda inşa ettirildi. Bir süre 'Darülhayır' adında bir okul tarafından kullanıldı. 1942'de çıkan yangın, binanın yarısının tamamen yanmasına sebep oldu. 1943'ün ortalarına kadar sadece dört duvarı ayakta kalan konak yıktırıldı ve yerine bugün Edebiyat Fakültesi olarak kullanılan bina inşa ettirildi.

Sultan Abdülhamidin Türkçeciliği

Sultan Abdülhamid'in Türkçeciliği

Türkçe’nin devlet dili olarak kullanılması 'Anadolu Selçukluları Sarayı'nda başlar. Sarayda resmî lisan olarak daha çok Arapça ve bilhassa Fârisî kullanılırdı; ancak Anadolu Selçuk Devleti dağılıp da yerine Anadolu Beylikleri kurulduğu zaman, çeşitli dinî, millî, içtimaî sebeplerle, bu beyliklerin çoğunda başka dillerin yerini Türk lisanı almış ve Anadolu’da bir Türkçe ’ye Dönüş Hareketi başlamıştı.

Bir sohbet mekânı olarak Ekrem Hakkı Ayverdinin evi

Bir sohbet mekânı olarak Ekrem Hakkı Ayverdi'nin evi

Osmanlı devri Türk mimari tarihi alanında yaptığı çalışmalar ve hizmetleriyle tanınan Ekrem Hakkı Ayverdi, köklü kültürümüze karşı emsalsiz vefa örnekleri gösteren değerli bir şahsiyetti. Yaşamını, kubbenin altında taşları yerli yerine koymakla, sonrasında ise ecdat yadigârlarının kaydını tutmakla geçirdi. Osmanlı mimarisini karanlıktan kurtaran Ayverdi, evinde oluşturduğu edebiyat mahfili ile de sohbet kültürünün oluşumuna ışık tuttu. Bu sohbetlerde Ahmed’er Rıfai’nin nasihatlerinden, vecizelerine; Ken’an Rıfai’nin Mesnevi şerhine; Hulusi Bey ya da Ahmet Bican’ın ayağa kalkıp el bağlayarak okuduğu Itrî’nin naat’ine kadar kalp ufkunu açan birçok konu işlendi.

Âşık atışmalarının zorlu sanatı lebdeğmezin incelikleri

Âşık atışmalarının zorlu sanatı lebdeğmezin incelikleri

Harf oyunlarına dayalı bir edebi sanat olan lebdeğmez, dudak ve dış-dudak ünsüzlerini bulundurmayan kelimelerle yazılan şiirlere verilen ad olarak tanımlanır.  Edebiyatımızda en fazla halk şairleri tarafından kullanılan lebdeğmez, şair atışmalarında bir hüner göstergesi olarak ortaya çıkar ve  “atışmanın en zor biçimi” olarak kabul edilir. Bu karşılaşmalarda, “âşığın iki dudağının ortasına iğne veya kibrit çöpü yerleştirilir. Bu beş sesten birini söyleyen yarışmacının dudaklarına iğne batınca başarısız olduğu anlaşılır.

Çayın ve Marmaratörlerin varlığıyla bir kültür sofrasına dönüşen Marmara Kıraathanesi

Çayın ve Marmaratörlerin varlığıyla bir kültür sofrasına dönüşen "Marmara Kıraathanesi"

Çaylar eşliğinde derinleşen nice konular, müdavimleri olan Marmaratörlerle daha da renkli hale geliyor;  masalarda kurulan sohbet halkaları genişledikçe genişliyordu. Gençler üstadlarını pür dikkat dinliyor, kıraathane sabahın ilk ışıklarına kadar misafirlerini ağırlamaya devam ediyordu. Kapıdan kimler kimler girmiyordu ki… Bir bakmışsınız Necip Fazıl’ın adımlarıyla kalabalık birden coşuyor; bir bakmışsınız Fethi Gemuhluoğlu'nun eşsiz muhabbetiyle birlikte çayların sesi birbirine karışıyor, kültür ocağının maneviyatı derinleştikçe derinleşiyordu.

Turgut Uyar’ın yeryüzünden kaçıp kurtuluş yeri olarak gördüğü gökyüzü

Turgut Uyar’ın yeryüzünden kaçıp kurtuluş yeri olarak gördüğü gökyüzü

Turgut Uyar eserlerinin çoğunda Garip akımı etkisinde kalmasına rağmen, müthiş bir atılımla şiir ve anlam bakımından çok farklı bir alana yönelerek, üçüncü kitabı olan “Dünyanın En Güzel Arabistanı” isimli eserini oluşturdu. Burada söz sanatlarının bolca kullanıldığı bir anlayış benimsedi ve bireyin iç dünyası, yalnızlığı ve açmazını ortaya çıkaran bir yaklaşımla, yeni imkânları zorlayan bir şiirin peşine düştü. Uyar’ı ve şiir anlayışını, sıkça kullandığı, yeryüzünden kaçarak, kurtuluş yeri olarak gördüğü gökyüzü kavramıyla birlikte tahlil ediyoruz.

Meyhane köşelerinden şair toplayan âlim Lebib Efendi

Meyhane köşelerinden şair toplayan âlim "Lebib Efendi"

İyi bir kâtip, şair, âlim ve rindmeşrebdi olan Lebib Efendi, konağında devrin ediplerini toplar; kabiliyetli gençlerin ilerlemesini sağlardı. Öyle ki dönemin meyhane köşelerinden çıkmayan şairleri toplayarak,  edipler arasına kattığı bilinirdi. Lebib Efendi’nin ilmine ve konağında konuşulan ilmi sohbetlere değiniyoruz.

Edebiyatın kanonuna mazhar olmak

Edebiyatın kanonuna mazhar olmak

Kanon kelimesinin eski devirlerdeki yaygın bir şekilde kullanılan anlamına en yakın anlam, Latincedeki ile doğrudan ilişkilidir: doğruyu yanlıştan ayıran ölçü, kriter… Bir şeyin ölçülebileceği bir standart anlamına gelen kanon, dini belge ve kitapların orijinalliği ile de ilgili bir kavramdır. Sanatta ise bir kültürün veya kronolojik dönemin, bir ülkenin veya bölgenin, bireysel bir sanatçının veya bir konunun en iyi örneğini ifade eder.

Türk edebiyatında Peygamberimizin kelimelerle portresi

Türk edebiyatında Peygamberimizin kelimelerle portresi

Sözlükte "süs, ziynet, kolye" gibi manalara gelen “Hilye”, mecazen "yaratılış, suret ve güzel vasıflar" anlamına gelir. Kelime, Osmanlı kültüründe Resûl-i Ekrem'in vasıflarını, bu vasıflardan bahseden kitap ve levhaları ifade etmek için de kullanılır.

İslâm dünyasındaki modern hukukun adı : Mecelle

İslâm dünyasındaki modern hukukun adı : Mecelle

Mecelle veya tam ismiyle Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye, Osmanlı Devleti'nin son zamanlarında uygulanan medenî kanundu. Mecelle, bir takım fikirleri, mesele ve mevzuları toplayan küçük hacimde bir kitap, mecmua veya dergi demektir. Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye tabiri ise adlî hükümler topluluğu gibi bir manâya gelir.

Türkiye’nin kimliğine ‘Huzur’lu bakış

Türkiye’nin kimliğine ‘Huzur’lu bakış

Ahenk, musiki, rüya, bilinçaltı, zaman bize Tanpınar'ı çağrıştıran kavramlar. “Zaman” şairi dediğimiz Tanpınar’ın anlattıkları, hissettirdikleri, yıllar sonra bile daha değerli hale gelerek topluma ışık olup, okuyuculara keyif vermeye devam ediyor. Ünlü yönetmen Semih Kaplanoğlu, 20'li ve 30'lu yaşlarında okuduğu Huzur romanını, bu yıl üçüncü kez okuyarak eseri beyazperdeye taşıyacağını belirterek Türkiye sineması için çok önemli bir kararın haberini verdi. Nitekim Kaplanoğlu sinemasında ‘zamanın’ ehemmiyeti de oldukça büyüktür…

2018 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN