Arama

Abdurrahim Karakoç’un Mihriban şiirinin “gerçek” öyküsü

Abdurrahim Karakoç tarafından kaleme alınıp Musa Eroğlu tarafından bestelenen 'Mihriban', yediden yetmişe herkesçe bilinen şiirler arasındadır. Halk şiiri geleneğinin usta isimleri arasında yer alan Abdurrahim Karakoç'un Mihriban şiiri ile ilgili tevatürler, şiirin bestelenmesinin ardından artış gösterdi. Ölüm yıl dönümünde usta şairin aşık olduğu kızla mektuplaşırken kaleme aldığı Mihriban şiirinin "gerçek" hikayesini, şairin röportajlarından hareketle derledik.

  • 1
  • 11
Mihriban şiirinin tevatür öyküsü
Mihriban şiirinin tevatür öyküsü

"Sarı saçlarına deli gönlümü
Bağlamışlar, çözülmüyor Mihriban!
Ayrılıktan zor belleme ölümü
Görmeyince sezilmiyor Mihriban!

Yâr deyince kalem elden düşüyor
Gözlerim görmüyor aklım şaşıyor
Lâmbamda titreyen alev üşüyor
Aşk kağıda yazılmıyor Mihriban!"

Günümüzde halen en çok dinlenen türküler arasında yer alan 'Mihriban'ın, Abdurrahim Karakoç'un 1960'lı yıllardaki büyük aşkına yazdığı biliniyor. Ancak şiirin ve bu aşkın hikayesiyle ilgili çeşitli söylentiler bulunuyor. Kahramanmaraşlı şair ve yazar Abdurrahim Karakoç'un, bu şiiri aşık olduğu kız ile mektuplaşırken yazdığı düşünülmekte.

Anlatılan hikayelere göre Karakoç, gençlik yıllarında bir kıza aşık olur, birbirlerini severler. Karakoç'un ailesi bu sevgiyi evliliğe taşımak adına kızı ailesinden ister. Fakat kızın ailesi yaşı küçük olduğu için bu sevgiye engel olmaya kalkışır. Aile, yapılan ısrarlar sonucu ise kızın nişanlı olduğunu söyler. Karakoç'un ailesi oğullarına bu evliliğin olamayacağını bildirdikten sonra Karakoç imkansız aşkına Mihriban şiirini yazar.

  • 2
  • 11
Mihriban şiirinin gerçek öyküsü nedir?
Mihriban şiirinin gerçek öyküsü nedir?

Fakat şiirin hikayesi, toplum arasında yaygınlaşan tevatürlerin çok ötesindedir. Zira, Karakoç Mihriban'ın öyküsü için, "Bugüne kadar kimseye anlatmadım, daha da anlatmam… Yaşayıp, yaşamadığını da bilmiyorum. Yani başımızdan geçmiş bir macera gibi bir şey, fakat vuslat olmamış, o kendi yoluna gitmiş, ben kendi yoluma… Ben onun ismini verirsem, ayıp olmaz mı bu?" cümlelerini kurar.

Şair, sanat hayatı boyunca mümkün mertebe bu şiirin hikayesini anlatmaktan kaçınır. Anlattığı vakitlerde de konu hakkında çok derine inmeden yüzeysel ifadeler kullanır. Bu şiiri neden yazdığını "Bir gün içime bir şey düşmüş, yazmak istemişim, yazmışım…" şeklinde açıklayan Karakoç, gençliğinde aşık olduğu bir kadından bahseder. Şair, Mihriban şiirini ,hakkında detay vermekten kaçındığı bu kadına yazmıştır. Yalnızca "O mektup yazardı bana, gönderirdi, ama ben ona gönderince zor olurdu. Ben ona gazete gönderirdim, o bana mektup…" diyerek aşklarını uzaktan saf ve tertemiz bir biçimde yaşadıklarına dair bir ipucu verir.

  • 3
  • 11
"Elin kızının evine mektup mu gönderilir, ayıptır"
Elin kızının evine mektup mu gönderilir, ayıptır

Karakoç, birbirini seven iki insanın mektup ve gazete aracılığıyla söz gelimi uzaktan aşklarını yaşamalarını, "O bana mektup yazardı, ben ona yazamazdım. Elin kızının evine mektup mu gönderilir, ayıptır. Yaşadığı şehirde bir gazete çıkardı ben o gazeteye şiirler yazardım. Herkes şiir diye okurdu ama Mihriban bilirdi ki kendine mektuptur onlar." şeklinde ifade eder.

Karakoç'un, "İki şiiri de bilirdi… Ben, "Artık unutalım bunları" dedim. "Unutmak kolay mı?" diye bir mektup geldi. Ben de "Unutmak kolay mı deme, unutursun Mihriban'ım" diye yazdım. O belki de unutmamıştır da, ateş kalmamıştır… Ateşin harlı zamanı ayrı, korlu zamanı ayrı, küllü zamanı ayrıdır..." ifadeleri, başlangıç ve gelişim sürecinin ayrıntılarını tam olarak bilmediğimiz bu yüce sevginin bitişine dair az da olsa malumat sahibi olmamızı sağlar.

  • 4
  • 11
Unutursun Mihriban’ım
Unutursun Mihriban’ım

Karakoç, "unutmak kolay mı?" diye yazan "Mihriban"a şu şiiriyle cevap verir:Unutmak kolay mı? " deme

"Unutursun Mihriban'ım.
Oğlun, kızın olsun hele
Unutursun Mihriban'ım.

Zaman erir kelep kelep..
Meyve dalında kalmaz hep.
Unutturur birçok sebep
Unutursun Mihriban'ım.

Yıllar sinene yaslanır
Hâtıraların paslanır.
Bu deli gönlün uslanır...
Unutursun Mihriban'ım."

  • 5
  • 11
Kimdi “kalemi elden düşürten” Mihriban?
Kimdi “kalemi elden düşürten” Mihriban?

Yıllar boyunca Karakoç'a sorulan o meşhur soru şuydu; kimdi bu Mihriban? Karakoç, bu soruya belki yüzlerce kez maruz kalmıştı fakat verilen cevapların ortak özelliği; cevapların yine aynı müphemliğe çıkmış olmasıydı.

Abdurrahim Karakoç, "kimdir Mihriban?" sorusuna şu şekilde yanıt verir:

"Ha, kimdir bu Mihriban? Herkes bunu sorar… Mihriban diye bir kimse yoktur. Mihriban, sembol bir isimdir. Ha, muhatabım mı yoktu? Kesin vardı canım, olmasa bu şiir böyle çıkar mı? Olduğu için de böyle çıktı işte… Adı Mihriban değil, ama var… Geçenlerde biri, "Ya ağabey, biri senin Mihriban'ın hikâyesini anlatıyordu" dedi. "Yok, hepsi yalan söylüyor" dedim. Tabii, benden çıkmadığına göre, herkes farklı farklı anlatacaktır. Ben de kimseye anlatmadım, daha da anlatmam… Yaşayıp, yaşamadığını da bilmiyorum. Yani başımızdan geçmiş bir macera gibi bir şey, fakat vuslat olmamış, o kendi yoluna gitmiş, ben kendi yoluma… Ben onun ismini verirsem, ayıp olmaz mı bu?"

İşte usta şair Mihriban'ı bu şekilde tanıtır.

2020 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN