Peygamberimizin Güzel Ahlakı
Hz. Muhammed'in (SAV) ahlakı, Kur'an-ı Kerim ilkelerinin bizzat yaşanarak hayata geçirildiği evrensel bir örnek teşkil eder. Hz. Aişe (RANHA) O'nun ahlakını "yaşayan Kur'an" olarak tanımlamıştır. Henüz gençlik yıllarında dürüstlüğü ve ahde vefasıyla kazanmış olduğu "Muhammedü'l-Emin" unvanı, O'nun adalet, şefkat ve merhamet temelinde yükselen yaşam felsefesinin en somut ifadesidir. Hayatı boyunca yetimlere, yoksullara ve hatta kendisine kötülük edenlere dahi af ve nezaketle yaklaşmış; büyük bir liderlik makamına sahip olmasına rağmen mütevazılıktan ve sadelikten asla ödün vermeyerek tüm insanlığa rehberlik edecek yüce bir karakter sergilemiştir.
"Sen elbette üstün bir ahlaka sahipsin."
(Kalem Suresi, 4)
🍂
↪ Hz. Peygamber'in (SAV) ahlakı, asırlardır insanlığın yolunu aydınlatan bir rehber niteliğinde. Onun kalpleri fetheden nezaketi, şaşmayan adaleti ve derin samimiyeti tesadüflerin değil; doğrudan doğruya ilahi bir terbiyenin tezahürüdür.
↪ Hz. Aişe (RANHA) validemizin "O'nun ahlakı Kur'an'dı" (Müslim, Müsafirin) buyruğu ve Efendimizin "Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim" hadis-i şerifi, bu üstün karakterin kaynağını açıkça özetler. (Muvatta', Hüsnü'l-huluk)
↪ Nitekim Efendimiz (SAV), ahlakının kaynağını "Beni Rabbim eğitti ve ne güzel eğitti" buyurarak açıklamış; Yüce Allah da "Sen elbette yüce bir ahlak üzeresin" ayetiyle bu ilahi terbiyeyi mühürlemiştir.
↪ İslam dininde iman ve ibadet esaslarının bir neticesi olan güzel ahlak, bireyin ve toplumun huzurunu sağlayan, insanı yaratılış gayesine uygun bir olgunluğa eriştiren temel ilkedir.
↪ Tevhit dininin temsilcileri olan peygamberler, kulun Allah katındaki değerini takva ve faziletle ölçmüşlerdir. Kurtuluşun ve saadetin ancak elinden ve dilinden zarar gelmeyen, başkası için de iyilik isteyen mükemmel bir ahlakla mümkün olacağını vurgulamışlardır.
↪ Kadınların eşya sayıldığı, kız çocuklarının diri diri gömüldüğü ve güçlünün haklı görüldüğü Cahiliye Dönemi'nin ahlaki çöküntüsü ve zifiri karanlığı ise, Hz. Muhammed'in (SAV) tebliğ ettiği ilahi prensipler ve güzel ahlak güneşiyle aydınlanarak insanlığı selamet sahiline ulaştırmıştır.
"Ben melik peygamber veya kul peygamber olma hususunda muhayyer bırakıldım. Cebrail bana tevazu göstermemi işaret etti. Ben de kul peygamber olayım, bir gün doyar, bir gün aç kalırım" dedim.
(Heysemi, Ali b. Ebibekr (ö.807/1404); Mecmeu'z-Zevaid ve Menbeu'l Fevaid)
🍂
↪ Hz. Peygamber'in (SAV) en dikkat çeken özelliği şüphesiz melik bir peygamber yerine "kul peygamber" olmayı seçmesi, O'nun getirdiği risalet modelinin tam kalbine kulluğu yerleştirir.
↪ Bu tercih, iktidar ve ihtişam yerine tevazu ve merhameti merkeze alan eşsiz bir ahlakın temel taşıdır. O'nun hayatı, gücün ve yetkinin kibire değil, derin bir alçak gönüllülüğe ve insana duyulan şefkate dönüştüğü ilahi bir okuldur.
↪ "Ebu Said Hudri (r.a.) de Rasulullah (s.a.v.)'ı şöyle tavsif ederdi:
"Devesine bakar, hayvanına ot verir, evinin temizliğini yapar, ayakkabısını tamir eder, söküğünü diker, koyununu sağlar, hizmetçisiyle birlikte oturup yemeğini yer, değirmeninde un çekerken yorulan hizmetçisine yardım ederdi. Çarşıdan aldığı şeyleri evine eliyle taşımaktan çekinmezdi. Fakir, zengin herkesle el sıkışırdı. Karşılaştığı kimselere ilk selam veren o olurdu. Davet edenin çağrısını reddetmezdi. Çağrıldığında ikram edilen şey, değersiz kuru bir hurma bile olsa, onu azımsayıp küçümsemezdi. Yumuşak huyluydu, cömert tabiatlıydı, iyi geçimliydi, güler yüzlüydü, kahkahaya varamayan mütebessim bir gülümsemesi, çatık kaşlığa kaçmayan bir ciddiyet ve hüzün hali vardı. Zillete varmayan bir tevazu, israfa kaçmayan bir cömertlikti onun hali. Yufka yürekliydi. Düşünceli ve başı önüne eğikti. Bütün Müslümanlara karşı merhametliydi. Karnını fazlaca doyurmaktan dolayı asla geğirmemişti. Elini tamahkarlıkla asla bir şeye uzatmamıştır."
(Serrac et-Tusi / el-Lüma)
↪ Hz. Peygamber'in (SAV) sarsılmaz tevekkülü, O'nun zenginlik arzulamayan ve fakirlikten de asla korkmayan tutumunda net şekliyle görülür. Hanesinde bir hatta iki ay boyunca yemek pişirmek için ateşin yanmadığı, yiyeceğinin yalnızca hurma ve sudan ibaret olduğu dönemler olmuştur.
↪ O'nun iki gömleğe dahi sahip olmaması, kendi söküğünü dikmesi, koyununu sağması ve hizmetçisiyle aynı sofrayı paylaşması, kibir ve ayrıcalıkları yok eden toplumsal sınıfsızlığın ve eşsiz bir sadeliğin en canlı örnekleridir.