Arama

ve Adacıkları (kayalıkları) bakın kim vermiş?

Ada ve Adacıkları (kayalıkları) bakın kim vermiş?

Kamuoyunda çok derin bir tartışma yürütülmektedir. Bu tartışmaya Cumartesi (27.01.2018) yaptığı bir açıklama ile Sayın da katılmış oldu. Sayın Cumhurbaşkanı yaptığı açıklama ile bu adaların Lozan Anlaşmasıyla verildiğini açıkladı.

Peki, durum nasıldır acaba? Adalar ve kayalıklar da tartışmaya dahil edildiği için metninde geçen ADACIKLAR AK Parti iktidarı döneminde mi verilmiştir yoksa gerçekten Sayın Cumhurbaşkanı'nın da dediği gibi Lozan Anlaşması ile mi elden çıkmıştır. Bu konuda doğru olanın hangisi olduğunu anlamak hiç de zor değildir. Lozan Anlaşmasına bakıldığında bu konuda açık ya da üstü kapalı madde varsa onu antlaşma metninden okuyup öğrenmek hiç de zor değildir.

Lozan Anlaşmasında maddeler çok açık. Teker teker bu maddelere bakıp neyi içerdiklerini görebiliriz.

Lozan Anlaşmasının 6.maddesinin ile ilgili kısmı şu şeklidedir:

İşbu muahede hilafına(aykırı) bir hüküm olmadıkça, hududu bahriye (deniz sınırı) sahilden 3 mil'den dûn(aşağı) mesafede kain ve adacıkları ihtiva(içine alır) eder[1].

Görüldüğü gibi 'nin deniz sınırı, kendi karasından, sahilinden 3 mil (4,828,029 m karışıklık olmasın 4,8 kilometre yani 5 kilometre değil) öteye kadar olan kısmı içine alır. Yani Lozan Anlaşmasıyla, Türkiye'nin kara sınırından 4,8 kilometre dışındaki ada ve ADACIKLARIN (KAYALIKLARIN) tamamı 'a bırakılmıştır[2].

Yine Lozan Anlaşmasının 12. Maddesi de şu şeklidedir (Osmanlıca ifadeler yerine daha kolay anlaşılması için bugünkü ifadeler kullanılmıştır)[3]:

İmroz ve Bozcaadaları ile Tavşan adaları ve özellikle Limni, Semadirek, Midilli, Sakız, Sisam ve Nikarya adaları üzerinde YUNAN EGEMENLİĞİNE ilişkin 17/30 Mayıs 1913 günlü Londra Anlaşmasının beşinci ve 1/14 Kasım 1913 günkü Atina Anlaşmasının on beşinci maddeleri hükümleri uyarınca 13 Şubat 1914 günkü Londra Konferansında alınıp 13 Şubat günü Yunan Hükümetine bildirilen karar işbu antlaşmanın İtalya'nın egemenliği altına konulan ve 15'inci maddede yazılı olan adalara ilişkin hükümleri saklı kalmak koşulu ile doğrulanmıştır (Yani Yunan Egemenliğine bırakıldığı kabul edilmiştir).

Asya kıyısından 3 mil'den az uzaklıkta bulunan adalar, işbu antlaşmada tersine hüküm olmadıkça, Türkiye egemenliği altında kalacaktır.

Yine Lozan Anlaşmasının 15. Maddesi de şu şeklidedir (Osmanlıca ifadeler yerine daha kolay anlaşılması için bugünkü ifadeler kullanılmıştır)[4]:

Türkiye, aşağıda sayılan Adalar üzerindeki tüm hak ve senetlerinden İtalya yararına vazgeçer. Bugün İtalya'nın işgali altında bulunan Astampalya (Astropalia), Kodoş (Rhodes), Kalki (Calki), Skarpanto, Kazos (Casso), Piskopies (Tilos), Misiros (Misyros), Kalimnos (Kalymnos), Leros, Patmos, Lipsos (Lipso), Sombeki (Simi), İstanköy (Koş) Adaları ile bunlara bağlı olan ADACIKLAR (kayalıklar) ve Meis (Castellorizo) Adası.

16. madde: Türkiye işbu antlaşmada belirlenen sınırları dışındaki tüm topraklar ile bu topraklardan olup gene bu antlaşma ile üzerinde kendi egemenlik hakkı tanınmış bulunanlar dışındaki Adalarda –ki bu toprak ve Adaların geleceği ilgililerce saptanmış ya da saptanacaktır- her ne nitelikte olursa olsun, sahip olduğu tüm hak ve senetlerden VAZGEÇTİĞİNİ AÇIKLAR.

İşbu maddenin hükümleri komşuluk nedeniyle Türkiye ile ortak sınırı bulunan ülkeler arasında kararlaştırılmış ya da kararlaştırılacak olan özel hükümleri bozmaz[5].

Yine Lozan Anlaşmasının 12, 15 ve 16. maddeleri uyarınca da bu adalarla ilgili tüm haklarından vazgeçmiştir[6].

Kaldığımız yerden devam edelim. Türkiye, Kıta sahanlığını Lozan'da 4,8 kilometre olarak kabul ettikten sonra bu yetmiyormuş gibi 1936 yılında Yunanistan'ın Lozan'da imzalanan 4,8 kilometre 6 mile (9,6 kilometre tek taraflı olarak çıkarmasını da kabul etmiş ve Yunanistan'ın neredeyse Ege karasından içeri kadar girmesini onaylamış oldu.

Bu durumda Lozan'da tüm Adaları vererek, bunun üstüne Adaların kıta sahanlığını önce 4,8 Kilometreye daha sonra 9,6 Kilometreye çıkmasına razı olarak Yunanistan'ı Ege'de, ULUSLARARASI ANTLAŞMALARA DAYALI HALDE avantajlı hale getiren, sonuç itibariyle BURNUMUZA KADAR GİRMESİNE SEBEP OLAN 1923 ve 1936 yıllarındaki Hükümetleridir.

Tüm bunların üzerine 1943 yılında , ondan sonra oraları 1945 yılında ele geçiren Almanlar, daha sonra da İngilizler ve Ruslar (özellikle Stalin) Bulgaristan sınırında bazı yerler ile Adalar'ı veya birkaç adayı almamızı teklif etmişlerse de, CHP hükümeti bunlara da hep kayıtsız kalmıştır.[7]

Yani sonuç itibariyle Ege'deki ADA ve ADACIKLARIN (KAYALIKLARIN) bu hale gelmesinin, bu sonuç üzerinden Yunanlıların burnumuza kadar sokulmalarının sorumlusu 1923, 1936, 1943 ve 1945 yıllarındaki CHP iktidarlarıdır.

Antlaşma metinlerini görmek isteyenler, aşağıda verilen linkte Resmi Türk Tarih Kurumunun Sitesinden kontrol edebilirler.


[1] Kaynak için Bakınız, Türk Tarih Kurumu: Anlaşmalar http://www.ttk.gov.tr/wp-content/uploads/2016/11/3-Lozan13-357.pdf

[3] http://www.ttk.gov.tr/wp-content/uploads/2016/11/3-Lozan13-357.pdf

[4] http://www.ttk.gov.tr/wp-content/uploads/2016/11/3-Lozan13-357.pdf

[5] http://www.ttk.gov.tr/wp-content/uploads/2016/11/3-Lozan13-357.pdf

[6] http://www.ttk.gov.tr/wp-content/uploads/2016/11/3-Lozan13-357.pdf

[7] Şerafettin Turan, Türk Devrim Tarihi, 4. Kitap (1. Bölüm), Bilgi: 1999, s. 139-41)

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2019 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN