Arama

Tarih sona mı erdi - 5

Tarih sona mı erdi - 5

Pazar Günü'nden Devam

  1. Batı'ya giden Doğu Ülkelerinden Öğrenci-Aydınların, Batılıların teknolojik gelişmişliğini yerinde görmemenin de verdiği eziklik ve hayranlıkla, Batılının vahşet işlemeyecek kadar medeni olduğuna ikna olması.
  2. Kendi ülkelerinden kat kat güçlü olduğu halüsinasyonuna kapılarak, bu Batı ile yakın durma mecburiyetini kendinde hissetmesi. Bunun için de Batının vahşetini tanık olsa bile, bu vahşetine suçlu olarak kendi gibi Doğu Toplumlarını görmesi.
  3. Batı'nın, sürekli atmış olduğu "Demokrasi, Hukukun Üstünlüğü, İnsan Hakları vs" gibi yalanlara inanması, Batı-Doğu Çekişmesinde bu değerleri taşıdığına inandığı vahşi Batılıları değil de bu değerlere sahip olmayan Doğulu Toplumları suçlu görmesi.
  4. Batılılar, bu değerlere sahip ve sadık iken, bu değerlere sahip olmayan kendi toplumları olan Doğuluları, her çıkan çatışmada saldıran taraf, Batılıları da bu saldırılara maruz kalan taraf olarak görmesi.
  5. Medya gücünü elinde tutan ve aslında saldırgan olan Batılıların her defasında saldıran taraf olarak da Doğulu Toplumları göstermesi ve bunda başarılı olması.
  6. Batılılar, Doğulu Toplumları saldırgan taraf olarak damgaladıklarında o denli başarılı olmuşlardır ki saldırgan taraf olarak nitelendirdikleri ülkelerin aydınlarını bile bu konuda ikna etmişlerdir.
  7. Bu nedenle Batının her saldırısında, saldırılan ülke aydınları dahil tüm Dünya'da, "Doğulu Ülkenin mutlaka bir suçu vardır, Batılılar asla saldırgan değillerdir" şeklinde düşünceler öne çıkar.
  8. Bu kanaatleri taşıyan aşağılık kompleksli Doğu aydınlarına göre Batılılar, "Demokrasi, Hukukun Üstünlüğü, İnsan Hakları, Kadın, Çocuk, Çevre hatta hayvan hakları vs" konularını çoktan içselleştirmişlerdir. Bu yüzden sebepsiz hiçbir ülkeye saldırmazlar kanaatlerini taşırlar.
  9. Bu nedenle halen savaş-saldırı süreçlerinin I.ve II. Dünya Savaşları dönemlerindeki kadar kanlı geçen bu olaylara çoğu kimse I.ve II. Dünya Savaşları gibi kanlı bir süreç olduğu gözüyle bakmamaktadır.
  10. Bu kanlı süreçlerin yaşandığı ülke aydınları dahil, bu kanlı süreçleri tanımlarken Doğulu aydınlar bu saldırılara, Batılıların, kendi ülkelerindeki diktatoryal rejimleri değiştirme faaliyetleri olarak bakarlar.
  11. Batılı saldırıya sebep olanın, kendi ülkesi olduğuna inanır. Gerçek kan dökücü Batılılar, bu saldırılardan hiçbir eleştiri almadan sıyrılmasını bilir.
  12. Elindeki medya gücüyle gerçek demokrasi, insan haklarına saygı vs. türü son derece önemli geleneklerin Batıda olduğuna ikna ettiği Doğulu Aydınlar eliyle Batılılar, Doğulu toplumlarda bu şekilde elde ettiği zengin düşünsel alt yapı ile saldırdığı her ülkede istediği tartışmayı başlatır ve istediği şekilde sonuçlandırır.
  13. Batılıların başlattığı bu tartışmalara karşı ilgili ülkede bu tartışmaya karşı güçlü bir karşılık doğamaz.
  14. Çünkü saldırı altındaki ülkenin aydınları bile, Batılı kanaatlere karşı düşünce geliştiren kendi vatandaşları olan aydınları hemen, "komplo teorisyeni" olmakla suçlar ve bu tartışmayı daha doğmadan sonlandırır.
  15. Batılı kanaatlere karşı fikir geliştirmeye cüret eden doğulu aydının da "komplo teorisi" damgası yemekten ödü patlar. Komplo Teorisyeni olarak görülmek asla istemez. Bu damgayı yediğinde, ileri sürdüğü fikirlerinden bile vazgeçer.
  16. Batının, başta kendi ülkelerine aldığı öğrenci-aydınlar eliyle kurduğu zengin düşünsel alt yapı sayesinde kurduğu bu yapı onu, her tartışmada haklı çıkartır. Saldıran, katleden, süren kendisi olmasına karşın, saldırdığı ülkelerde bile temize çıkar.
  17. Yine kurduğu bu yapı sayesinde Batılılar, Demokratik geleneği güçlü olmayan, İnsan Haklarına saygılı olmayan, Hukukun layıkıyla işlemediği, yolsuzluklara bulaşmış, az gelişmiş kurumları olan vs gibi gerekçelerle asıl suçlunun kan gölüne çevirdiği ülke olduğuna, o ülkenin vatandaşlarını bile ikna eder.

Batının ustaca kurduğu tüm bu çarklar sebebiyle, I.ve II. Dünya Savaşları kadar tüm dünyada devam eden kanlı savaşlar, saldırılar sürecinin farkında bile değiliz. Kurbanlık koyunlar gibi sıranın bize de gelmesini bekliyoruz. Hatta sıra DEAŞ'ın Kilis'e füzeler atması sonucu 80'den fazla insanımızın şehit edilmesiyle gelmişti fakat biz yine fark edemedik.

Devam edeceğiz…

Prof. Dr. Ebubekir SOFUOĞLU

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2020 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN