Arama

Kendi üyesi bile 'da 'ı veto etti!

Kendi üyesi bile BMGK'da Trump'ı veto etti!

Bunun bu şekilde gelişmesini sağlayan, 'ün 'in başkenti olmasına karşı sergilediği ve tüm dünyanın tepki göstermesine sebep olan Sayın 'dır. Bu haliyle Sayın Erdoğan bir dünya lideridir.

Abarttığımızı mı düşünüyorsunuz, o zaman ilk olarak bu düşüncenizi Fransa Cumhurbaşkanı Emanuel 'a da söylemeniz gerekiyor, çünkü o da abartıyor ve Sayın Cumhurbaşkanımızı dünya lideri olarak düşünüyor. İkinci olarak son gelişmeye bir bakın; daveti üzerine Kudüs için Devlet Başkanı Vladimir 11 Aralık 2017 Pazartesi günü Türkiye'ye geliyor. Sanırım Putin'in saf olduğunu düşünmüyorsunuz, yani Türkiye'ye yapacağı seyahatin Erdoğan'ın elini güçlendireceğini tahmin etmediğini aklınızdan geçirmiyorsunuz herhalde. Yani Putin, gelişinin Erdoğan'a büyük destek olacağını bile bile geliyor.

Üstelik 6 Aralık'ta Kudüs'ün başkentliğini ilan eden 'a karşı hatta ona göstere göstere.

Bir araya geldiklerinde elbette o sırada gerekli her konu masaya yatırılır ama geliş sebebi Rusya'nın çıkarı ile ilgili bir amaç da taşımıyor. Basbayağı Kudüs'ün İsrail ve tarafından işgaline karşı ortak duruşu göstermek için geliyor.

Çok değil daha 100 sene önce bizim toprağımız olan için, oradaki mazlum kardeşlerimiz için geliyor. Görünüşte Filistin davasına da sahip çıkıyor, bu sebeple İran'a da gidebilirdi. İşte burada cesur liderin yani Cumhurbaşkanımızın adımı yani daveti ile Türkiye'ye geliyor.

Orada katledilenlerin tamamı , toprakları ellerinden alınanlar Müslüman. Dolayısıyla Cumhurbaşkanımızın daveti üzerine bu kardeşlerimizin hakları için geliyor.

Evet oradaki, Hıristiyan Ortodoksların haklarını korumayı düşünmüş olabilir ve bu yüzden bunun için de gelebilirdi. Bunların sayısı çok az ve bunun için Trump'ı arayıp rahatlıkla bir garanti alabilirdi. Bunu yapmadı, Sayın Cumhurbaşkanımızın daveti üzerine Türkiye'yle birlikte hareket etmeyi tercih etti.

Akla şu da gelebilir. Putin bu daveti kabul etti ama karşılığında ne alacak? Uluslararası ilişkilerde alacak verecek bitmez. Putin bir şey isterse yarın Türkiye de başka bir şey ister ve alır, bugün Putin'i Türkiye'ye getirecek yakınlığı kurabildiği gibi.

Şunu da söylemek de fayda var; yakınlıklar sadece dostluklar üzerine kurulmaz. Yakınlığını, desteğini istediğiniz ülkeye tıpkı Sultan gibi yakınlık kuramadığı takdirde (asla şantaja dönüştürmeden) kaybolacak çıkarlarını hatırlatırsınız.

Sayın Cumhurbaşkanı bu davetini muhtemelen ACİL koduyla yaptı ve Putin de razı oldu. Bildiğiniz gibi Sayın Cumhurbaşkanımız, dönem başkanı sıfatıyla 13 Aralık'ta 'nı toplantıya çağırdı. Bu demektir ki, bundan 2 gün önce 11 Aralık'ta Putin'i çağırıp desteğini arkasına alıp Trump'a ve İsrail'e öyle haykıracak İnşallah.

Ayrıca bir şey daha var. Erdoğan'ın bozacağı bir oyun daha var. Trump'ın yeni yeni kurmaya çalıştığı Kudüs'ün başkentliğinin onaylanması gibi vahşi bir karara SES BİLE ÇIKARMAYARAK sessiz sessiz destek olan ve başta olmak üzere diğer körfez ülkelerinin de gardını düşürmüş olacak. Onlara diyecek ki sakın aklınızdan bile geçirmeyin.

Arkasına Putin'in desteğini alarak 13 Aralık'ta tüm Arap ve İslam ülkelerinin karşısına çıkıp ABD ve İsrail'e haykırınca o masada hangi körfez ülkesi Kudüs'ü feda ettiğini söyleme cesareti gösterebilecek acaba?

Böylece, Trump'ın körfezde kurmaya çalıştığı alternatif ittifakı da, daha küvözde oksijen çadırını kaldırmış olacak.

Zaten bunun haberleri de gelmeye başladı bile. Dışişleri Bakanlığı'nın yanı sıra Trump'ın arkasını toplamakla görevli Rex Tillerson, "ABD Büyükelçiliğinin Kudüs'e taşınması birkaç yılı bulur" açıklamasıyla geri adım atmak için yavaşlama sinyalleri vermişti. Ayrıca, 10 Aralık'ta toplanan ve ABD'nin daimi üye olduğu ve VETO hakkı bulunduğu , "bölgede iki devletli çözümün B planı yok" diyerek kendi üyesi bile Trump'ı BMGK'da yalnız bıraktı. Eğer ABD'li üye istemeseydi, BMGK'dan bu karar asla çıkmazdı. Yani kendi BMGK üyesi bile Trump'ın kararının arkasında durmadı. Aslında bu haliyle Bu ABD için 'Bir Skandaldır' ancak sanırım ABD, Trump'ın bu şekilde çılgın kararlarında daha çok mahcup olmaya devam edecek.

Çünkü Trump, güya İsrail ve Filistinlilerin birlikte BARIŞ?! yaşayacağı tek bir devlet çözümünü düşünüyordu. Böylece kendi ülkesinin üyesi bile Trump'ı BMGK'da ciddiye bile almadı.

Hatta Trump'ın kendisi bile bu kararın uygulanamayacağını çok iyi biliyordu. Sadece söz verip yapmamış olmamak için kameraların karşısında göstere göstere imzaladı. Bundan sonrada "diğer başkanlar söz verdi yapmadı ama bakın ben imzaladım ama tüm dünya karşıma dikildi" deyip bundan da sıyrılacak.

Yoksa, düşünün lütfen hangi Başkan hangi kararı kamuoyunu ikna etmeye çalışırcasına kameraların karşısında imza atacak ve bir de imzayı kameralara gösterecek. Size de komik gelmiyor mu? Daha önce BİR TEK BAŞKANIN bile böyle yaptığına şahit oldunuz mu? Sonuç itibariyle o da bu kararının arkasında duramayacak.

Şimdi burada en önemli noktayı, altını kalın hatlarla çize çize söyleyelim:

ABD Dışişleri Bakanı Tillerson da, BMGK da tüm dünyadaki tepkileri görünce bu açıklamaları yapmak ZORUNDA KALMIŞTIR.

Burası asla unutulmamalıdır:

ABD Dışişleri ve BMGK'ya geri adım attıran saik TÜM DÜNYAYA YAYILAN TEPKİLERDİR.

Bu yüzden BU TEPKİLERİ BU KARAR GERİ ALININCAYA KADAR ASLA ASLA ASLA YUMUŞATILMAMALIDIR.

LÜTFEN KAMUOYUNUZUN TEPKİLERİNİ ve KENDİNİZİ HAFİFE ALMAYIN

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2020 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN