Arama

ABD’yi Nasıl Bilirdiniz... Hep Böyle Nazik miydi?

ABD’yi Nasıl Bilirdiniz... Hep Böyle Nazik miydi?

28/06/2017 Çarşamba günü Türkiye ABD'nin silaha boğduğu PYD'yi bombalamaya başladı.

Bunun üzerine ABD, Başkanın DAEŞ Özel temsilcisi McGurk'u Türkiye'ye gönderdi, bu operasyonu durdurmaya kalktı. Hatta 29.06.2017'de ABD Başkanı Cumhurbaşkanı'nı aradı, o da bu operasyonu durdurmaya kalktı. Fakat başaramadı.

Fakat bizim bildiğimiz ABD, önlemek istediği hadiseler için böyle ricacı göndermezdi. Ne yapardı, atar vururdu. Ama şimdi ricacı gönderdi, hatta Başkan Trump da aradı.

Bu gelişmeler, Türkiye'nin gücünün nereden nereye geldiğinin de bir ölçüsüdür aslında. Bunu daha iyi anlayabilmemiz için, tarihe biraz geriye gitmemizde fayda var. O zamanki gücümüzü bilememenin bize az daha mağlubiyet tattıracağı tarihe kadar geri gidelim:

*

Gücümüzü tam bilemememiz ya da korkumuz, az daha Kut-Ul Amare'yi kaybettiriyordu. Bu zafer de I. Dünya Savaşında kazandığımız ne yazık ki sadece iki zaferden biri idi ve korku sebebiyle az daha bu zaferi de kazanamıyorduk.

Peki bu süreç nasıl gelişti.

Basra Körfezinden Bağdat'a ulaşmak amacıyla saldırıya geçen İngilizler, Bağdat'a doğru ilerlerken peş peşe zaferler kazanmışlardı. İngilizlerle çarpışan Osmanlı Kuvvetleri komutanı Büyük Asker Sakallı Nurettin Paşa, düşmanın çok çetin olduğunu anlayınca yer yer çatışmalarla yavaş yavaş askeri kaybetmek yerine daha içeride güçlü bir savunma savaşı yapmaya karar verdi. Savunma savaşı ile düşmanı önce durduracak, sonra da yapacağı saldırı ile yok edecekti. Bu düşünceyle Genel Kurmay'a planını sundu.

Osmanlı Tarihinin hiçbir savaş kazanamamış, devletin başını mağlubiyetlere sokmuş komutanı Enver Paşa Nurettin Paşa'nın bu planına karşı çıktı. Şükür ki Nurettin Paşa, Genel Kurmay'dan cevap gelmeden birliklerini geri çekmeye başlamış, orduyu Enver'in yeni sokacağı mutlak bir mağlubiyetten kurtarmıştı. Bu hedeflerle birliklerini 150 km kuzeye yani Bağdat'a 30 km mesafeye Selman'ı Pak mevkiine kadar çekmiş, burada sağlam bir savunma hattı kurmuştu.

Gerçekten de kurduğu savunma başarılı olmuş, o noktaya kadar yenemediği İngilizleri ağır bir yenilgiyle bozguna uğratmıştı. Yenilgi verdirilmiş verdirilmesine ama Selman'ı Pak zaferi denilen bu çetin savaştan sonra her iki taraf da birbirinden o kadar korkmuş ki; her iki taraf yine birbirinden habersiz geri çekilmeye başlamıştı. İlginç olan sadece mağlup İngilizler değil galip Osmanlılar da geri çekiliyorlardı. Her iki tarafın da birbirinden çekinerek çekildiğini ilk anlayan, keşif uçakları ile durumu öğrenme avantajları sebebiyle İngilizler oldu.

Osmanlı Kuvvetlerinin de çekildiğinde öğrenen İngilizler hemen geri döndüler. Çok geçmeden Osmanlı Kuvvetleri de durumu öğrenip onlar da geri döndü. Kazanılmış zaferden sonra Selman'ı Pak'ta bir daha savaşa tutuşuldu. Osmanlı'dan aynı yerde kuvvetli sopa yiyen İngilizler, Osmanlı'nın kuvvetinden hiçbir şey kaybetmediğini yine ağır kayıplarla bir daha anladı ve birliklerini daha fazla tüketmemek için sefil bir şekilde Kut'ul Amare'ye kadar çekilmeye başladı.

*

İşte bu savaş sonrası yaşananlar ciddi bir ders olmalı. Düşünün, zafer sizin oluyor ama zafer kazandığınızı bile anlamadan KORKU sebebiyle geri çekiliyorsunuz. Hadisenin üzücü ve tuhaf olan yanı, siz geri çekilirken perişan ettiğiniz İngilizler de geri çekiliyor. Yani KORKULARINIZ, kazandığınız zaferi bile anlayamamanıza yol açıyor ve eğer kısa zamanda fark edilmemiş olsa idi siz geri çekilirken arkanızdan sizi takip eden düşman saldırısından belki de son anda kurtuluyorsunuz. Kurtulmanızı sağlayan şey de düşmanın da geri çekildiğini öğrendiğinizde içinize gelen CESARET.

Bu durumda size zaferi kazandıran aslında CESARET oluyor. Bunu söylerken elbette KURU CESARETİ kastetmiyorum. Düşmanın ve kendinizin BÜTÜN YÖNLERİYLE gücünü bildikten sonra devreye girecek olan CESARET'ten bahsediyorum. Bu cesareti toplamasaydık, kazandığımız zafer sonrası KAÇARKEN ağır bir yenilgi almak alacaktık ki; bu yenilgiden Sakallı Nurettin Paşa'nın cesareti sebebiyle kurtuluyoruz.

Türkiye'deki aydın denilen cahil, zavallı korkak tipler de işte tıpkı bu örnekte olduğu gibi Lale Devri'nden bu yana (1718-2017), Batı çok güçlü, biz hala gerilerdeyiz, onlar gelişmiş biz hala az gelişmişiz vs türü söylemlerle 300 senedir kafamıza vura vura hem bize KORKAKLIK aşılıyor, hem de bu korkaklık için de tabii eğer varsa GERÇEK GÜCÜMÜZÜ ÖĞRENMEMİZE MANİ OLUYOR.

*

Burada yine söyleyeyim, kastettiğim kuru, aptalca bir cesaret değil. SADECE ve SADECE önü ve sonuyla BATI'nın ve BİZİM GÜCÜMÜZÜ bilmememiz. Aydınımız, bu ikisini bilmeyecek derecede CAHİL olduğu kadar bunları öğrenmeye teşebbüs etmeyecek kadar TEMBEL'dir aynı zamanda. Her iki tarafın gücünün bilinmediği bu ortamda kendince en garantiye oynayıp 300 senedir kafamıza vurulan "BATI ÇOK GÜÇLÜ" sakızını çiğnemeyi tercih ediyor. Daha önceki TEMBEL ve KORKAK aydınların onu korkuttuğu gibi o da kendisini ciddiye alan toplumunu korkutuyor: BATI HALA ÇOK GÜÇLÜ diye Cehaleti sebebiyle YALAN söylüyor. Böylece de I. Dünya Savaşı'ndaki iki zaferden birinin kaybedilmesine sebep olacak cesaretsizliği bugün de devam ettiriyor.

Utanmadan hala aynı sakızı çiğniyor, KORKAK, CAHİL, TEMBEL DOĞU AYDINI. Bu CAHİL ve KORKAK AYDIN, TOPLUMUNU HALA, BATI ÇOK GÜÇLÜ YALANIYLA uyutmaya devam ediyor. O halde şöyle bir bakalım isterseniz Batı hala çok mu güçlü. Yoksa, gerçekten KORKAK, CAHİL, TEMBEL dediğimiz DOĞU AYDINI mı haklı

Hemen, bu zavallı-eksik aydınların papağan gibi KOMPLO TEORİSİ şarkısına başlamamaları için gözümüzün önündeki hadiseleri göstererek konuşalım:

Türkiye, ABD'nin tüm itirazlarına rağmen FIRAT KALKANI operasyonuna girdi mi?

Girdi.

KORKAK AYDINLARIN bizi korkutmaya çalıştığı ABD bir şey yapabildi mi?

Yapamadı.

Türkiye, Alman Başbakanı'nın, Savunma Bakanı'nın, Milletvekillerinin İncirlik üssüne girişine mani oldu mu?

Oldu.

Peki bunun üzerine bu CAHİL, TEMBEL aydınların korktukları bir şey oldu mu?

Olmadı.

En son başlarken söylediğimiz gibi 28.06.2017 Çarşamba günü Türkiye ABD'nin silaha boğduğu PYD'yi bombalamaya başladı mı?

Başladı.

Bunun üzerine ABD bir şey yapabildi mi?

Yapamadı, Sadece ABD Başkanı'nın DAEŞ Özel temsilcisi McGurk'u Türkiye'ye gönderdi, bu operasyonu durdurmaya kalktı. Hatta 29.06.2017'de ABD Başkanı, Cumhurbaşkanı'nı aradı, bu operasyonu durdurmaya çalıştı.

Durdurabildiler mi?

Durduramadılar.

Peki normalde ABD böyle mi yapardı, yani rica mı ederdi.

Kesinlikle hayır, operasyon yapardı. ABD, Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis ABD'nin Çekiç Güç himayesinde ve Barzani bölgesindeki PKK unsurlarına karşı, Kuzey Irak'a Türk Cumhuriyeti Tarihi'nin en büyük kara harekatını başlattığı gün yani 3 Ekim 1992'de Muavenet Zırhlımızı vurdu ve 5 denizcimizi şehit etti.

Başka bir örnek var mı? Var tabi ne yazık ki.

Temmuz 2003'te "Kerkük Valisine suikast yapacaklardı" yalanıyla, aslında Türk Askerinin Kuzey Irak'tan çekilmesi için Süleymaniye'deki karakolumuzu basıp Subay-Astsubay ve askerlerimizin başına çuval geçirmişlerdi. Yine operasyon yapmışlardı yani rica etmemişlerdi. Gelmişler, tutuklamışlardı.

Peki bunları şimdi yapabiliyorlar mı?

Tabii ki hayır, yukarıda anlattığımız gibi ricacı adamlar gönderiyorlar.

Bu durumda ABD genel tutumundan vaz mı geçti yoksa?

Buna da tabii ki hayır. Gücü yettiğine saldırılarını devam ettiriyor. Bakın Nisan 2017'de Suriye'nin Şayrat hava üssünü attı vurdu. Haziran 2017'de de Suriye uçağını düşürdü.

ABD, bildiğiniz ABD yani. Şu an sadece gücü yetmediği için saldırmıyor. Dikkat edin korktuğu için demiyorum, tabii ki ABD çok güçlü bir ülke. Dediğim şey eskisi gibi Türkiye'ye diş geçiremeyeceğini bildiği için saldıramıyor. İsterse saldırabilir mi? Saldırabilir, bize bedel ödetebilir ama kendisi de ağır bedel öder. İşte bunun için bize ESKİDEN yaptığı eski saldırganlıklarını, başka ülkelere HALEN yaptığı saldırganlıkları ŞİMDİ bize yapamıyor.

Durum net, komplo teorisi filan değil. Her şey gözümüzün önünde cereyan ediyor.

ABD TÜRKİYE'Yİ ESKİSİ GİBİ TOKATLAYAMIYOR.

BUNU ABD ANLADI, AH BİR DE BİZDEKİ KORKAK CAHİL AYDINLAR?! ANLASA

Anla artık Sevgili Kardeşim, evet süper güç olmadı henüz ama ülken güçleniyor. Ülkenin arkasında dur. Ülkeni zayıflatmak isteyen şu yürüyüş tahriklerine fırsat verme.

SONRA, KAFAMIZA DAHA ÇOK ÇUVAL GEÇİRİRLER

Prof. Dr. Ebubekir SOFUOĞLU

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2020 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN