Arama

İslam felsefe-biliminde evrim - I

İslam felsefe-biliminde evrim - I
Sesli dinlemek için tıklayınız.

1- Evrim sorunu eski devirlerden beri dimâğları meşğûl ededurmuştur. Eskiçağ Yunan bilgelerinden Anaksimandros evrimle ilgili düşünceler ortaya koymuştur. Bunlara dayanan tilmîzleri çığır açmışlardır. Anaksimandros'a bakılırsa adım adım yürüyen değişmeler silsilesinin sonunda hayvanlar meydana gelmiştir. Bunların başlangıcında balık bulunur. Son aşamasınıysa insan teşkil eder.[i] Mesopotamya efsânelerinde de yine bu düşünce çekirdek hâlinde vardı.[ii]

2- Müslümanlara gelince: Bir türün başka birinden türeyebileceğine ihtimâl vermişlerdir.[iii] Müslüman düşünürler, "Kur'ân-ı Kerîm"in söz dağarına dayanarak felsefe yöntemleriyle araştırmalarını yürütmüş, ondan alıntıladıkları parçaları incelemiş, ona uygun düştüğüne inandıkları belli birtakım sonuçlara ulaşmağa çaba harcamışlardır. Bunlar arasında tekâmüle dayalı öğretiler de bulunur.

ABD'li şarkiyâtcı Draper, "Bilim — Din Çatışmaları" ("History of the Conflict between Religion and Science") başlıklı kitabında gerek İhvân el-Safâ'nın "Rasâ'il"inde gerekse Müslümanlara âit başka eserlerde dile getirilmiş evrimden söz eder. "Onların kitaplarında" diyor Draper "yüzyılımızın malı olduklarına inandığımız düşüncelerle karşılaşmak bizi zaman zaman şaşırtmaktadır. İşte bunlar arasında canlıların evrimi ile gelişmesine ilişkin öğreti de yer almaktadır. Öyleki canlıolmayan cisimlere kadar yaymakla bu öğretiyi bizim bugün yaptığımızdan daha ileri safhalara taşımışlardır".[iv] "Halk el-Kâinât..." başlıklı makalesinde Muhammed Hamidullah, Lamarck'tan, Darwin'den, öyleki Batı'da tür kavramının kurucusu olarak tanınan Buffon'dan da önce evrimle ilgili düşünceleri içeren birtakım eserlerin Arapçadan Avrupa dillerine tercüme edilmiş bulunduğunu anlatır.[v]

Darwin'den önce yaşamış Müslüman filosofların evrimle ilgili düşüncelerine geçmeden, böyle bir incelemeye yarayabilecek eserleri bildirmek gerekir: Başta, Muhammad Sultan Shah'ın "Pre-Darmnian Muslim Scholars' Views on Evolution'ı gelmek üzre, İzmirli İsmail Hakkının "İslâm ile Garb Mütefekkirleri Arasında Mukâyese" (35. — 38. syflr.) ile "İhvân el-Safâ Felsefesi ve İslâm'da Tekâmül Nazariyesi" (11. — 15. syflr.). Ayrıca aynı bahis, Abbâs Mahmûd el-Akkad'ın "El-İnsân fi'l-Kur'ân" (94. — 103. syflr.) adlı kitabında da ele alınmıştır. Buradan da anlaşılacağı üzre, bildireceklerimiz, adı geçen üç çalışmaya dayanmaktadır.[vi]

a. Ebû Osman Amr ibn Bahr el-Kenânî el-Basrî el-Câhız

El-Câhız, "El-Hayavân" adlı kitabında dönüşümcülüğü (Fr transformisme) imâ eder. Birtakım tecrübelerden (Fr experiences) söz açmıştır. Erkek pislikböcekleri yardımlaşırlar. Bu yardımlaşmanın, dayanışmanın sonucunda da yol açanları andırır bir varlığın ortaya çıktığını yazar. Ayrıca belli bir yaşta pislikböcekleri ile sineklerde kanatların belirdiğini, su böceklerinin de kelebeğe dönüştüklerini anlatır. Yine onun görüşünce belli birtakım hayvanlar, beden parçaları ve kimi huy özellikleri bakımından insanı andırırlar. Insan da nitekim, belli birtakım hayvanlarla iletişim bağları kurabilirmiş.[vii] El-Câhız, bu öğretiden hareket ederek bir teori meydana getirmemiştir.

b. Ihvân el-Safâ

İhvân el-Safâ'nın "Risâleler"i ("Resâ'il") evrim görüşünü aklî tarzda işlemekle kalmayıp canlı-olmayan cisimlere de yer ayırmışlardır. Yalnız, doğal ayıklanma (Fr selection naturelle) yerine, "Rabbın inâyeti" (el-inâyet el-Rabbâniyya), "Allahın Hikmeti" (el-hikmat el-ilahiyya) türünden deyimlere rağbet etmişlerdir.[viii] Söz konusu "Risâleler"inde İhvân el-Safâ mensûpları, insana belli birtakım özelliklerinden ötürü, en yakın gelen değişik hayvanlardan söz etmişlerdir. Onlara göre, bedeninin biçimiyle maymun; uysallığıyla at; akıllarıyla fil, papağan, bülbül, güvercin; sanatlarıyla arı, insana yakındırlar. Bunlar, toprak, su, hava, od/ateş unsurları arasında bağ kurup maddelerden başlamak üzre, bitkiler, hayvanlar ile insan arasında aşama aşama yol alan kesintisiz sürekliliğin varolduğunu kanıtlarlar.[ix] Bir türün son basamağı, sonraki türün ilk basamağıyla bağlantılıdır. Böylece onlara bakılırsa, canlı-olmayan madenler, toprağın; toprak, bitkinin; bitki, hayvanın; hayvan, insanın; insan da, meleklerin oluşmasına katkıda bulunur. Bitki ile maden arasındaki mantardır; bitki ile hayvan arasındaysa, palmiye yer alır. İnsana gelince; o, hayvanlarınkinden daha yüksek seviyededir. Bununla birlikte, hayvanların belli bir bölümü insanlara yakındır. Beden biçimi ile yapısı bakımından maymun sözgelişi, insana yaklaşır. Bundan da öte, insan olmanın en alt basamağını hayvanlık oluşturur. Bu durumdaki bir varolan, bedence insan; hâl hareket yönündense hayvan... Nitekim insanlar, bedence insan olmakla birlikte, eylemleri hayvancadır. insanın ulaşabileceği son durak, meleklik aşamasıdır. Oraya da ancak, İhvân el-Safâ'dan öğrendiğimiz kadarıyla bilgiye, bilimi yaşamış, ileriyi görmüş, gönül gözüyle manevî ve akıl sâhibi varlıklara bakmış, tertemiz bir ruhla manâ âlemini seyredalmış olanlar ermiştir. Söylediklerine bakılırsa, İhvân el-Safâ mensûplarının kendileri de en yüksek mertebeye ulaşmışlardır. Ayrıca, "Risâleler"inde İhvân el-Safâ'nın seçmeci (Fr eclectique) bir yöntem izlemiş olduklarını da belirtmeden geçmeyelim. Matematikte Pitagoras'a, mantıkta Aristoteles'e, metafizikte Eflâtuna, din felsefesinde de Farabî'ye bağlanmışlardır.[x]

Son olarak, İhvân el-Safâ'nın, felsefe tarihinde devrim yapmış oldukları söylenebilir. Onlar, Endülüs'te gerek felsefe hayatını gerekse din felsefesini sarsıp diriltmişlerdir. Nitekim evrim sorunundan da bilimsel tarzda ilk söz edenler İhvân el-Safâdır. Bu arada "Risâleler"i anan Ebû Süleyman el-Büstfye de özel bir yer ayırmak gerekir.

c. Uzlukoğlu Ebû Nâsır Farabî

İslâm âleminde "İkinci Üstâd" sanıyla anılmış Farabî'nin, "Kitâb Arâ Ehle'l- Medînete'l-Fâzıla" adlı eserinde evrenin evrimi ve derecelenişiyle ilgili sunduğu açıklamalar, yukarıda bahsi geçen evrim düşüncesiyle karşılaştırılarak geliştirilebilir.

"Bu yaratıkların sıradüzeni, en alttakiyle başladı. Sonra gittikce yükseldiler. Sonunda en üstün varlığa ulaştılar. En üstün diyoruz, çünkü daha üstte olan yok. En altta duransa, ilk oluşmuş maddedir. Bunun üstündeki unsurlarca meydana getirilmiştir. Bunun ardından sırasıyla madenler, bitkiler, konuşmayan ile konuşan hayvanlar gelir..."[xi] Farabî, ayrıca, zevk aldıkları şeylerin değeri ile konuşma tarzları uyarınca insanları da bir sıradüzenine sokmuş; yeryüzünü, sağkalmak uğruna kavgaların verildiği vuruşma meydanı şeklinde görmüştür. Buna göre her canlı, öz varlığını koruyabilmekiçin ötekileri alt etmek zorundadır. Sağkalmanın mutluluğuysa zafere ulaşmış olanın payına düşen, ganimettir. Zayıfın kaderiyse ya ortalıktan silinmek ya da köle kılınmak.[xii]

(Ş. Teoman Duralı'nın, Dergah Yayınları'nca yayınlanan 'Hayatın Anatomisi – Canlılar Bilimi Felsefesi – Evrim ve Ötesi' isimli kitabından alıntılanmıştır.)


[i] "İlk hayvanlar suda oluşmuş olup bilâhare bunlardan daha üst türler azar azar sökün etmişlerdir" —bkz: Alfred Weber ve Denis Huisman: "Histoire de la Philosophie Europeenne", I. cilt: "Philosophie Antique et Medievale", 27. s.; ayrıca bkz: Charles R. Eastman: "Anaximandre, Le Premier des Precurseur de Darwin", 10. — 11. syflr.; "Revue Scienctifique"de.

[ii] İzmirli İsmail Hakkı: "İslâm ile Garb Mütefekkirleri Arasında Mukayese", 35. s.

[iii] Khalaka sözüçin bkz: R. El-Isfahânî, "Tafsîlel-Naş'atayn ve Tahsîlel-Sa'âdatayn", 32. s. —Lütfî Doğanın Türkce tercümesi.

[iv] John William Draper: "Les Conflits de la Science et de la Religion", 84. s.

[v] Bkz: Muhammed Hamidullah: "Halk el-Kâinât veaslel-AnvaHasab el-Kurân ve'l-Mutafakkirîn el- Muslimîn", 9. — 38. syflr.

Yazar bizlere bilimin, İslâm dünyasından Avrupaya geçişine ilişkin ilgi çekici görüşler bildiriyor. Sözgelişi İbn Tufeyl'in "Hay bin Yakzân" başlıklı eseri, "Philosophus Autodidactus" adıyla 1671de Latinceye, 1708de Simon Ockley tarafından İngilizceye, 1782de de Almancaya tercüme edilmiştir. Mezkûr eserde dönüşüm düşüncesinden söz açılır. Yine aynı dönemde İhvân el-Safâya ait mektuplar yahut risâleler üzerine çalışmalar yürütülmüştür.

Charles Darwine gelince, o da, Cambridge Üniversitesi İlahiyât Fakültesinde ders görürken Arapca çalışmış. Hocasının Samuel Lee olduğunu mektuplarından öğreniyoruz —bkz: Muhammad Sultan Shah: "Pre-Darmnian Muslim Scholars' Views on Evolution"; ayrıca bkz: Friedrich Heinrich Dieterici: "Der Darwinismus im zehnten und neunzehnten Jahrhundert.", 30. s.

[vi] İsmail Yakıt: "Darwin den Önce İslam Düşünürlerinde Evrimle İlgili Fikirler", 101. — 122. syflr.; "Felsefe Arkivi"nde.

[vii] Bkz: El-Câhız: "Kitabe'l-Hayavân" III. cilt, 236. — 502. syflr.; IV. cilt, 105. s.; VI. cilt, 454. s. ve VIII. cilt; şerh: Muhammed Harun.

[viii] Bkz: İzmirli İsmail Hakkı: "İslâm ile Garb Mütefekkirleri Arasında Mukâyese", 35. s.; ayrıca bkz: Yves Marquet: "La Philsophie des Ikhwân al-Safâ", 180. s.

[ix] İzmirli İsmail Hakkı: "İslâm ile Garb Mütefekkirleri Arasında Mukâyese", 35. s.

[x] İzmirli İsmail Hakkı: a.g.e., 35. s.

[xi] Ebû Nâsır Farabî: "Kitâb Arâ' Ehle'l-Medînete'l-Fâzıla", 66. s.

[xii] Bkz: Ebû Nâsır Farabî: a.g.e., 66. s.

Prof. Dr. Ş. Teoman Duralı

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2021 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN