Arama

Galileo-Newton bilim anlayışından yeni birine

Galileo-Newton bilim anlayışından yeni birine
Sesli dinlemek için tıklayınız.

Bilimin en temel dayanağı, ilk kalkış zemini olarak kabul edilegelmiş mekânda bulunan, kütlesi olan, ölçülüp biçilebilen madde kavrayışı (Fr-İng conception) yirminci yüzyılın başından beri sallanmağa başlamış, 1920lerden itibâren de hızla ilerileyen yeni fizik çerçevesinde iyice sarsıntıya uğramıştır. Doğa, giderek evren, ilkin Heraklitos'ta, ondan 2400 yıl sonraysa yeniden gündeme gelen cisme işâret etmeyen bir kavramla açıklanmağa başlamıştır: Takat/energi.

"... Ancak Dekart felsefesinde" diyor Werner Karl Heisenberg "öncelikle maddenin zıddı olarak maneviyât (Alm Geist) ele alınmağa başladığını görüyoruz. Dünyanın birbirini tamamlayan iki vechesinin bulunduğu kabul edilmiştir: Madde ile manâ, yahut Descartes'ın ıstılahlarıyla söylersek, res extensa ile res cogitans. Doğa biliminin, özellikle de mekaniğin yönteme ilişkin yeni ilkeleri, cisimli vakıaların, manevî güçlere geri götürülmesini imkândışı bıraktığından, madde artık, insanın maneviyâtından yahut herhangi başka doğaüstü güçlerden bağımsız, başlıbaşına bir gerçeklik olarak görülebilirdi. Gerçekliğin bu dönemde benimsenen temel birimi, baştan biçimlenmiş bir şey olan, maddedir. Biçimlenme süreci, mekanik nedenler zincirindeki etkileşmelerce belirlenir. Bu madde anlayışının, Aristo felsefesinin bitki ruhuyla ilgisi ilişkisi kesilmiştir. Bundan dolayı da burada madde ile biçim ikiliği söz konusu değil artık. Günümüzdeki madde anlayışını tayin eden de işte yukarıda izâh edilendir.

Nihâyet on dokuzuncu yüzyıl fiziğiyle başka tür bir ikicilik doğmuştur: Madde ile kuvvet (Alm Kraft) ikiciliği. Kuvvetler maddeyi etkir; maddeyse, kuvvetleri boşandırır. Madde sözgelişi, çekim kuvveti icrâ eder; bu kuvvet de maddeyi etkiler. Kuvvet ile madde, anlaşılacağı üzre, cisimler dünyasının birbirinden iyice ayrılmış iki cihetidir. Bu kuvvetlerin, biçimleyici olmalarına bakılırsa, bahsi geçen ikilik, tekrar Aristoteles'in madde ile biçim ayrımına yaklaşmaktadır. Öte yanda, kuvvet — madde ayırımının, günümüz fiziğinin en son gelişmelerinde tamamıyla kaybolduğu görülüyor. Zirâ her kuvvet alanı (Alm Kraftfeld) energiyi hâvîdir; böylelikle de maddenin bir tarafını oluşturur. Yine her kuvvet alanı, belirli bir elementer tânecik çeşidini hâizdir. Tânecik ile kuvvet alanı, şu hâlde aynı gerçekliğin görünürdeki iki değişik yüzünden başka bir şey değillerdir."[i]

Böylece madde kavramının belirlemiş bulunduğu klasik fiziğin sınırlarını "iş yapma yetisi"[ii] şeklinde muğlâkca tarif edilen energi zorlamıştır. Nitekim "energi çeşitlerinden biri olan ışıyan energi maddeden bağımsız tarzda varolabilir. Bu energi türü serbest mekânda elektromagnetik dalgalarca taşınır. Anlaşılıyor ki, energi ile kütle, fizik dünyanın iki temel kavramıdır."[iii]

Yeniçağ mekanikci—deneyci—positivci—nedensel—nesnel fizik-kimya bilimlerinin içinde yer aldıkları dindışı—liberalist—merkantilist dünyagörüşü bircidir; tümcü değil. Çünkü gerek bahis konusu bilimler gerekse bunları çevreleyen dünyagörüşü ayrıştırıcı, çözümlemecidir. Tüm araştırma sahaları sözü edilen yöntemi en iyi şekilde uygulayabilen alana indirgenir. O, sonuçta ana-örnek olarak kabul görür. Daha önce de defalarca belirtildiği üzre, Yeniçağ bilim anlayışının ana-örneğini fizik-kimya bilimleri oluşturmuştur. Giderek, bilimlerin dışındaki bütün öteki kültür etkinlikleri, fizik-kimya bilimlerinin getirdikleri anlayışa kendilerini değişen ölçülerde uydurmağa çaba harcamışlardır. Parçalayarak ayrıştırma, aşırı sınırlama, sonuçta da maddî etkileşmelere indirgeme eğilimi bütün etkinliklerde ağırlığını duyurur olmuştur. Cancı Eskiçağ Ege ve vahdetci Islâm ile Ortaçağ Hırıstıyan âlemlerine hâkim olan birlikli ve tümcü dünyagörüşü yerini evrenin parça bölük algılanışına bırakmıştır.

Uzvî/organik geçişliliği yansıtan Eskiçağ ile Ortaçağ dünyagörüşlerinde akılyü- rütmeden önce güçlü sezgi aranır nimetti. Akılyürütme işlemindeyse, çözümlemeden ziyâde birleştirim/sentez önemsenmiştir. Birleştirim sağlanmaksızın tümlüğün tasavvuruna ulaşmak imkânsızdır da ondan. Tümlüğü kavrayan, ilim sâhibi, başka bir sözle, âlim olur. Öyleyse ilim, madde-aşkın (Fr transmateriel) bir tümcü kavrayışa dayanır. Âlim olan, tek tek cisimlerin bölük pörçük görünüşlerinin ötesinde birleş- tirimci-sistemci bir yapı açısından insana, doğaya, dünyaya, nıhâyet evrene bakar. Onun indinde her unsur, her birey öteki bütün unsurlar ile bireylere kopmazcasına, daha doğrusu biri olmazsa ötekisi de olamayacakcasına bağlıdır. Bu görüş uyarınca şu hâlde, her unsur, her birey yeri başkasınca tutulamaz eşsizdir. Tabii bu anlayış, eşsizlik ile biricikliği reddeden; bir şeyin, gerekli şartlar ile isterler yerine getirildiği takdirde başka şeye yahut şeylere geri götürülebileceğini savunan indirgemeciliğin taban tabana zıddıydı. Tümcü dünyagörüşüne, basitten karmaşıklığa, ilk (Fr primaire) düzgünlükten topyekûn (Fr total) düzenlenmişliğe yol almağı derpiş eden tekâmülcü görünüm hâkimdir. Sâbitlik değil, süreçlilik vargörülmekteydi. Tek tek olaylar, maddî-mekanik çarpışmalar sonucunda zorunsuzlukla (Fr contingence) meydana gelmeyip döllenme yoluyla zorunlu (Fr necessaire) olarak türlerine hâs biçimi almış hâlde doğdukları tasavvur edilmiştir. Bundan dolayı neden — etki bağıntısı değil de, doğurtan — doğuran ilişkisi düşünülmüştür. Etkiyi çözümleyerek onu nedenine geri götürebiliriz. Çünkü etki, meydana getiricisinden bağımsızca anlaşılamaz. Buna karşılık doğurtan — doğuran tasavvurunda beliren ilişkinin ürününü, kendisine yol açanlara geri götürmekle yetesiye açıklayamayız. Doğurtan — doğuran ilişkisi zorunlu gâye yönünde yürüyen bir tasavvurumsu mefhumdur (Fr notion imagee).

Neden — etki bağıntısında temellenen bilim anlayışındaysa tasavvurlara kesinlikle yer yok. Bilim, biçimsel belirlemelerce, başka bir terimle, tariflerce taşınan kavramlarla ifâde edilir. Tarifler, basitleşip tıkızlaştıkları oranda taşıdıkları kavramlar da sağınlaşır. Görüldüğü gibi, bilimin temel yöntemi ile son hedefleri ilminkilerden pek farklıdır. Doğaya içkin zorunluluğun bulunup bulunmadığıyla asla ilgilenmeyen bilim, karmaşık tasavvurumsu kavramaları, olabildiğince basit, tıkız ve tekanlamlı ıstılah sûretindeki kavramlara indirgemek çabasındadır. Bu bağlamda molekül, atom ve atomaltı sahaları gibi, temel diye nitelenen alanlar ile bunları inceleyen bilimler olağanüstü öncelik kazanmakta olup bütün öteki bilimler ile bilim kolları (Fr discipline) bunlarla örtüştürülüp çakıştırılmağa çalışılır. Böylelikle Onyedinci yüzyıldan itibâren temel ve örnek bilim durumuna giren ve "herhangi bir zaman diliminde mekânda bulunan, gözlemlenebilir, kütlesi ve boyutları tesbit edilebilir."[iv] şeklinde tarif edilen madde ıstılahı esâsına dayalı 'yer-kaplayan-varlıkcı', demekki res extensacı klasik mekanik diye de andığımız klasik fizik, yerini bir ölçüde kuvantum mekaniğini dahî barındıran yeni fiziğe bırakmıştır. Şu hâlde bugün bilimsellik iddiasıyla ortaya çıkan her önermenin yahut savın, öncelikle yeni fiziğin araştırma alanlarından sayılan molekül, atom ve atomaltı sahalarına ilişkin vakıalar yahut süreçlerle bağlantılı olması şart görülmektedir. Anlaşılacağı üzre, Yeniçağ ile Çağımız bilim anlayışlarının ana doğrultusunda değişme olmamıştır. Her ikisi de indirgemeci olup fizikalisttir. Yalnız, yeni fiziğin, mürâcaat noktası klasiğinki gibi şaşmazcasına madde değil artık.

(Ş. Teoman Duralı'nın, Dergah Yayınları'nca yayınlanan 'Hayatın Anatomisi – Canlılar Bilimi Felsefesi – Evrim ve Ötesi' isimli kitabından alıntılanmıştır.)

Ş. Teoman Duralı


[i] Werner Heisenberg: "Physik undPhilosophie", 120. — 121. syflr.

[ii] A. Godman ve E. M. F. Payne: "Longman Dictionary of Scientific Usage", 550. s., satır: QA001.

[iii] A. Godman ve E. M. F. Payne: a.g.e., 550. s., satır: QA001.

[iv] A. Godman ve E. M. F. Payne: a.g.e., 9. s., satır: AB001.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2021 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN