Arama

ile zorunluluk…”

“Rastlantı ile zorunluluk…”

Genelde Deneysel Düşünüşün Postulatları: Deneyin biçimsel şartlarıyla (tasavvurgücü ve kavramlarla uyuşan), mümkündür. Deneyin (duyuların) maddî şatlarına bağlı bulunan, gerçektir. Deneyin genel şartlarına dayalı gerçeklikce belirlenmiş ne varsa, zorunlulukla varolur.[i]
Immanuel Kant

Bu bölümde 'nun "Rastlantı ile Zorunluk"[ii] başlıklı eseri ele alınıp orada canlı sorununun nasıl işlendiğine kısaca bakılmaktadır.

Çağdaş canlılar bilim felsefesinde çığır açıcılığıyla tanınmış, benimsenmiş olması, adı anılan kitabın incelenmesini kaçınılmaz kılmaktadır. Özgün sayılabilecek düşünceler taşımanın yanısıra, "Rastlantı ile Zorunluluk"un, çağdaş canlılar bilim felsefesinin hem en derlitoplu ve tıkız araştırmalarından biri olması hem de yol açtığı derin görüş ayrılıkları ile yoğun tartışmalar, onu göz ardı edilemez kaynak eser durumuna sokmaktadır. Bu sebeple bahse konu kitapta dile getirilen ana savları inceleyip ulaştığımız vargıları "Rastlantı ile Zorunluluk"unkine kısmen koşut yürüyen bir düzenlemeyle sunmağa çaba harcadık. Sonuçta, "Rastlantı ile Zorunluluk" hareket noktamızı oluşturmakla birlikte, çalışmamıza yön veren kaygılar ile görüşler, Jacques Monod'unkilerden çok farklıdırlar.

Canlılarla ilgili sorunlar hakkında burada incelediğimiz kitapta ileri sürülmüş her önermenin, ulaşılmış her vargının, çağımız canlılar biliminin tesbitlerince her zaman doğrulanmadığı yahut canlıları konu alan günümüzün öbür felsefe araştırmalarının bildirdikleriyle bağdaşmadığı, örtüşmediği görülebilir. Elbette kişisel görüş niteliği taşımayan bilimsel gözlemlerin, tesbitlerin, bireylerüstü özelliği tartışma götürmez. Nitekim Jacques Monod'nun, yoruma yönelmeyip yalınkat deney verilerine bağlı kaldığı sürece bu durumun, onuniçin de geçerli olduğu tabiidir. Şu var ki, fizik-kimya bilimlerinin tersine, canlılar biliminde nedensellik ile nesnelliğin çetrefil birer sorun oldukları baştan belirtilmeli. Çünkü her canlının yürürlükteki süreçleri üstünde geçmişin de yabana atılamaz raddede ağırlığı vardır. Bundan dolayı da canlının bireysel ile türsel bakımlardan asıl, ilk hâlini incelemek gerekiyor. Ancak, böyle bir şeyi gerçekleştirmek varlıkca (ontique bakımdan) imkânsızdır. İşte, canlılar bilim felsefesinin temel problematiği de buradadır. Bu arada çalışma boyunca sık geçen 'çağdaş' ıstılahıyla ne kastedildiğine de bir iki sözle temâs etmek gerekir. Çağdaştan aşağı yukarı Onsekizinci yüzyılın son çeyreğinden günümüze değin uzanan zaman dilimi kastedilmektedir.

I. TABİİLİK İLE SUNÎLİK

Tabiilik ile sunîlik[iii] kavramları ele alındıklarında, bunların, temsil ve işâret ettikleri nesneler bakımından anlamca farkları, hemen herkesin derhâl algılayabileceği kadar meydandadır. Nitekim ırmağın, dağın, taşın, denizin, gölün, doğal olduklarından kimsenin şüphesi olmasa gerek. Aynı şekilde ekmeğin, bıçağın, evin, masanın, fenerin, seskayıt cıhazının, uçağın yahut arabanınsa insan beyni ile elinin ürünleri olduklarından habersiz birinin bulunabileceği tasavvur olunamaz. Ne var ki, tabiilik ile sunîliğin, birbirlerinden özce nerede ayrıldıkları, genellikle, çoğumuzun gözünden kaçar. Oysa bu ayırım, öncelikle Monod'nun ele aldığı sorunun belkemiğini oluşturmaktadır. Onun savını şöylece özetleyebiliriz: Tabii cisimler, daha baştan tayin edilmiş bir görevi yerine getirmekle, belli bir hedefe ulaşmakla yükümlü değildirler. Hâlbuki sunî nesnelerin üretilmesinde hep belirli kullanışlılık (Fr pratique) yahut teorik gâye gözetilir.

Belli bir gâyeyi gerçekleştirmek üzre meydana gelmiş yahut getirilmiş nesnede Monod iki ana nitelik tesbit etmiştir:

  1. Kurallılık (Fr regularite)
  2. Tekrar (Fr repetition)

Monod'ya bakılırsa, geometri yapılarında karşılaştığımız yalınlık ile kesin kurallılığa doğa kuvvetlerinin etkileşmeleri sonucunda oluşan cisimlerde rastlayamayız. Böyle bir kurallılığa, olsa olsa sunî nesneler yaklaşabilir. Yine yapma nesnelerde göze çarpan bir başka özellik, eserin yaratıcısı yahut malın imâlatcısının isteği doğrultusunda aynı gâyeye yönelik tek tür birçok eşyânın meydana ge tirilebilmesidir.[iv]

II. GÂYELİ VAROLANLAR

Bütün yapma nesneler, canlıya, ama özellikle insana ait faaliyetlerin ürünüdürler. Canlının böylece hem yapıp ettiklerinden hem de kendi bünyesi aracılığıyla ne çeşit bir gâyeye yönelik olduğunu anlıyoruz. İşte canlılardaki gâyeye-yönelmişlik, görev-yaparlık biçiminde görünüme çıkan özellikleri, Monod, teleonomi ıstılahıyla belirlemiştir.[v] Aslında bu vargı, Monod'nun ana savı olarak da değerlendirilebilir.

Meydana getirilmiş yapma nesnelerin tasarımı, Monod'ya bakılırsa, meydana getiren canlıya aittir. Yalnızca tamamlanmış yapının incelenmesi ve bunun gördüğü işlerin irdelenmesi, gerçeklikte nesneyi yapanı değil, ama ona biçim veren tasarımın, gün ışığına çıkmasını sağlar. Yapma nesnenin yaratıcısını, yapanını ortaya çıkarmak amacıyla nesnenin o ânki durumunu, aslını esâsını, tarihi ile yapılışını araştırmak gerekir.

Ayrıca Monod, dış kuvvet etkenlerinin de, yapma nesnenin meydana gelişinde önemli ölçüde etkili olduklarını vurgulamıştır: "İster arıların oluşturduğu petek olsun, ister karıncaların yaptığı set, ister tarihöncesi devirlerden kalma balta isterse atom çağının fezâ gemisi olsun, hepsinde tanık olduğumuz ortak taraf, bir defa iri boyutlu (Fr macroscopique) yapı ortaya çıktıktan sonra, ona vucut vermiş atomlar ile moleküller —yoğunluk, sertlik, yumuşaklık cinsinden genel özelliklerin dışında— tamamlanmış yapıya artık katkıda bulunmazlar."[vi] Buna karşılık canlı yapı, Monod'ya kalırsa, bambaşka bir sürecin sonunda belirir. Şöyle ki: Sözü edilen süreç, "dış kuvvetlerin etkisinden hemen hemen bütünüyle bağımsızdır. Canlı varlığın diriliği, morfogenetik etkileşmelerin en ufak ve temel ayrıntılarına dek dayanır."[vii] Gerçi dış kuvvetlerin, canlının oluşması üstündeki etkilerini de tamamıyla inkâr etmemiştir. Ne var ki, Monod'nun görüşünce, canlıyı asıl biçimleyen, ona içkin olan güçlerdir. Böylelikle "büyük boyutlu yapılarına vucut veren morfogenetik süreçlerin hem özerk hem de kendiliğinden (Fr spontane) özellikleri sâyesinde canlılar, yapma nesnelerden olduğu kadar, cansız doğadaki varlıklardan da derin bir uçurumla ayrılırlar. Gerçekten de doğadaki canlı-olmayanların büyük boyuttaki biçimleri, önemli ölçüde dış etkenlerin verisidirler."[viii] Sonuc olarak Monod, bir varolana canlı dememizi olabilir kılan ilk önemli ayırıcı özelliği şöyle açıklamıştır: "... Canlıların aşırı raddedeki karmaşık yapılarının biçimlenişi, içten içe, özerkce işleyen bir çeşit gerekirciliğe (Fr determinisme) dayanır..."[ix]

(Ş. 'nın, Dergah Yayınları'nca yayınlanan 'Hayatın Anatomisi – Canlılar Bilimi Felsefesi – Evrim ve Ötesi' isimli kitabından alıntılanmıştır.)


[i] "Die Postulate des empirischen Denkens überhaupt:

  1. Was mit den formalen Bedingungen der Erfahrung (der Anschauung und den Begriffen nach) übereinkommt, ist möglich.
  2. Was mit den materialen Bedingungen der Erfahrung (der Empfindung) zusammenhangt, ist wirklich.
  3. Dessen Zusammenhang mit dem Wirklichen nach allgemeinen Bedingungen der Erfahrung bestimmt ist, ist (existiert) notwendig." —"Kritik der reinen Vernunft" (248).

[ii] Jacques Monod: "Le Hasardet la Necessite: Essasi sur la Philosophie Naturelle de la BiologieModerne".

[iii] Felsefe-bilim tarihinde Aristoteles'ten sonra 'doğallık' ile 'sunîlik' arasındaki farkı sistemlice belirleyen Farabî'dir. —bkz: Farabî: "Himilerin Sayımı" ("İhsâs-ul- Ulûm"), Arapcadan Türkceye tercüme eden: Ahmet Ateş.

[iv] Bkz: Ş. Teoman Duralı: "Canlılar Sorununa Giriş", 62., 103. ve 106. syflr.

[v] Jacques Monod: "Le Hasard et la Necessite: Esasi sur la Philosophie Naturelle de la Biologie Moderne", 23. s.

[vi] Jacques Monod: a.g.e., 23. s.

[vii] Jacques Monod: a.g.e., 24. s.

[viii] Jacques Monod: a.g.e., 24. s.

[ix] Jacques Monod: a.g.e., 24. s.

Prof. Dr. Ş. Teoman Duralı

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2021 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN