Arama

Prof. Dr. Mehmet Emin Ay
Haziran 6, 2022
“Hacca Manevi Hazırlık” nasıl olmalıdır?
Sesli dinlemek için tıklayınız.

Mukaddes Topraklara yolculuğa çıkacak hacı adaylarımızın memleketlerinden 7 Haziran 2022 tarihinden itibaren kutlu seferlerinin başlayacağının ilan edildiğinden söz etmiştik geçen yazımızda…

Ancak Diyanet İşleri Başkanlığı, İstanbul Müftülüğünün organizasyonunda bir ilki geçekleştirerek İstanbul'dan hacı adaylarının uğurlanmasını, bugün ikindi namazı sonrasında saat 18.00'de "Harem'den Harem-i Şerif'e" adı verilen bir programla icra ederek başlatmayı planlıyor… Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş'ın katılımıyla 180 hacı adayımızdan oluşan ilk kafile, bir zamanlar şanlı ecdadımızın "Surre Alayları" adı verilen hac kafilelerinin uğurlandığı yer olan Harem'den, bugün mukaddes topraklara uğurlanacaklar, dualarla, salât ü selâmlar, telbiye ve tekbirler eşliğinde, sevdikleri ve yakınları tarafından…

Bu güzel ve heyecan verici haberi aktardıktan sonra önceki yazımızda başladığımız ve birkaç yazıyla değinmeye çalışacağımız "Hacca Manevi Hazırlık" konusuna devam etmek istiyoruz. Yazımızın başlığında dikkat çekildiği üzere, Hacca Manevi ne anlama gelmektedir? Bu hazırlık ile ne kast edilmektedir ve bu hazırlığın diğer hazırlıklardan farkı nedir? sorusunun cevabını önce temel kaynağımız olan Kur'an-ı Kerim'den araştıracak ve bizi hac ibadetinde manevi hazırlığın olmasına yönlendiren ilahi buyruklara değineceğiz.

KUR'AN'DA HAC YOLCULUĞU VE HACCA MANEVİ HAZIRLIK

Mukaddes kitabımız Kur'an-ı Kerim'de, hac ibadetiyle ilgili olarak Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

"Hac bilinen aylardadır. Kim o aylarda hacca karar verip niyet ederse, bilsin ki, hac sırasında eşine yaklaşmak, günaha sapmak ve tartışıp çekişmek yoktur. Ne hayır işleseniz Allah onu bilir. Azık edinin; kuşkusuz azığın en hayırlısı takvâdır. Öyleyse bana (ve emirlerime) saygı duyun, ey akıl sahipleri!" (Bakara, 197)

Bu ayette, önce hac ibadetinin vaktinden ve hacda yapılmaması gerekenlerden bahsedilmiş, ardından hac için çıkılacak yolculukta gerekli azığın temin edilmesi tavsiye edilmiştir. Ancak işte tam bu noktada, maddi hazırlık manasındaki "ez-zâd" yani "yolculuk azığı" manasındaki bu kelimeye; bir diğer ifadeyle yolculukta ihtiyaç duyulan, yenilen ve tüketilen "gıda" mefhumuna, Allah Teâlâ tarafından maddi varlığı dışında tamamen "manevi" diyebileceğimiz bir anlam yüklenmiş ve bu maksatla edinilecek azıkların en hayırlısının, "Takvâ" olduğu vurgulanmıştır. Bir anlamı da "kulluk şuuru/Allah'a kul olmanın bilincini taşımak" olan Takva'dan bahseden bu ayetin varlığı bile, başlı başına hacca hazırlığın aslında bir "Manevi Hazırlık" olması gerektiğini ortaya koymak için yeterli bir anlam bütünlüğü taşımaktadır diyebiliriz. Çünkü üzerinde durduğumuz manevi hazırlığın, "Takvâ" kavramı ile doğrudan bir alakasının bulunduğu hakikatini, ilgili ayetin tefsirindeki şu bilgilerden de anlayabilmekteyiz:

"Önemle vurgulanması gereken husus, takvânın, tâzim, hürmet, saygı, utanma gibi kelimelerle ifade ettiğimiz yüksek ahlâkî faziletler için kullanıldığıdır. Hangi konumda geçerse geçsin, Kur'an'da kullanılan takvâ'da bu anlam mutlaka vardır. Fakat takvâ, her şeyden önce Allah'a saygı ve O'nun koyduğu kuralları ihlâl etmekten sakınmaktır. Bu sebepledir ki, kanaatimizce, Kur'an'da sık sık tekrar edilen "ittekû" ve benzeri ifadeleri "Allah'tan korkunuz" şeklinde tercüme etmek, tam olarak Kur'an'ın maksadını yansıtmamaktadır. Zira Kur'an dilinde takvâ, patolojik bir duygu anlamındaki korku değil, –tabir yerindeyse– çok sevdiğimiz, saydığımız ve aynı zamanda azabına uğramaktan kaygı duyduğumuz Allah'ı gücendirmekten korkmak, yani O'na ve O'nun koyduğu dinî ve ahlâkî kanunlara saygı duymaktır.

Pek çok ayette açıkça görüldüğü üzere, Kur'an-ı Kerîm'in büyük önem verdiği takvâ kavramı, başlıca şu iki temel anlamı içermektedir: a) Takvâ, itikadî konularda yanlış ve bâtıl inançlara kapılmaktan, ahlâkî ve amelî konularda ruhu kirleten kötü duygulardan, fena huylardan; eksik, kusurlu, zararlı ve haksız davranışlardan, İslâm dininde esasları belirlenmiş olan hayat tarzına uymayan bir yaşayıştan sakınmak, uzak durmaktır. b) Takvâ, bütün faaliyetlerde, ödevlerin yerine getirilmesinde, her türlü kötülüklerin terkedilmesinde öncelikle Allah'tan ittikadır; yani Allah korkusunu, O'na karşı saygılı olmayı ön plana çıkararak bu saygıyı, davranışların ve hayatın temeli, âyetteki deyimiyle "hayatın azığı" yani gıdası yapmaktır. İşte takvâ bütün bu erdemleri kapsayan en geniş kapsamlı fazilettir. Bu sebeple de maddî gıdaların bedenimizi beslemesi gibi –konumuz olan âyetin ifadesiyle– "azığın en hayırlısı" olan takvâ da ruhumuzu besler." (Bkz. Kur'an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir (Komisyon), Ankara: Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, 2018, 1, 317.

Görüldüğü üzere takvâ, hem Allah'a kul olmanın şuurunu hissetmek hem de ahlakî ve amelî konularda ruhu kirleten kötü duygulardan ve düşüncelerden, zararlı ve haksızca davranışlardan sakınmak, uzak durmaktır. Aynı zamanda bütün faaliyetlerinde; hacdan önceki zaman diliminde de haccın ifa edildiği günlerdeki "menâsik" kavramıyla ifade edilen tüm görevlerini yerine getirirken de Allah'ın emir ve yasaklarına saygılı olmaktır. Durum böyle olunca hac yolculuğunda kişiye öncelikle lâzım olan şeyin, bir manevi hazırlık konusu olan takvâ donanımına sahip olması gereği açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Bu kavramın ahlak ile yakın ilişkisi ise hacca hazırlık hususunda maneviyatın hem önemini hem de önceliğini ortaya koymaktadır.

Gelecek yazımızda, Manevi anlamda hazırlıklı olmak hacı adayına neler kazandırır? Bu husustaki eksiklik ve yetersizlik nelerin kaybına yol açar? konusunu ele alacağımızı ifade ederek, kutlu sefere çıkacak tüm hacı adaylarımıza biz de hayırlı ve huzurlu yolculuklar dileriz.

Mehmet Emin Ay

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2022 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN