Arama

İsmail Güleç
Nisan 26, 2022
200 yılda ne değişti?
Sesli dinlemek için tıklayınız.

II. Mahmut devri, devletin ayakta durmak ve çağa ayak uydurmak için gösterilen çabaların yoğunlaştığı dönemdir. Sultan'ın devleti değiştirme ve dönüştürme çabalarında yanında duran, destekleyen, katkıda bulunan devletlilerden biri de Keçecizâde İzzet Molla'dır (ö.1829).

Keçecizâde'nin devletin yeniden organize edilmesi için birtakım önerilerde bulunduğu "Lâyihâ Sûretinde Bir Müzekkere" Prof. Dr. Mustafa Çiçekler ve Prof. Dr. Ahmet Cihan tarafından yayına hazırlandı. Bend adını verdiği on iki bölümden oluşan lâyihanın on ikinci ve son bendi dönemin ilmiye sınıfına, yani bugünün yüksek öğretiminin mukabili olan medreseler ve müderrislere dair. Keçecizâde bu bölümde, içinden çıktığı ve yakından bildiği ilmiye sınıfının eleştirir ve birtakım önerilerde bulunur.

En büyük sorun: Liyâkat sahibi olmayanların atanması

İlk eleştirisi kadılara. Görevlendirildikleri yerlerde adaletten o kadar uzaklaşırlar ki halk yöneticileri kadılara şikâyet edecek yerde kadıları yöneticilere şikâyet edecek duruma gelir. Bunun sebebi yetersiz ve hırslı kimselerin kadı olarak atanmasıdır. Keçecizâde'ye göre en evvel çözüm bulunması gereken mesele budur.

Keçecizâde'nin bir özelliği, okurun aklına gelmesi muhtemel soruları sorup cevap vermesidir. Kadıların yetersiz olduğu olduğu eleştirisine karşı yapılacak savunmayı yazar önce:

Sultan Süleyman zamanındaki gibi alimler yok ki her beldeye ilim sahibi adamları gönderelim.

Keçecizâde'nin cevabı şudur:

Siz şimdilik bulunanları atayın, gerisini Allah'tan isteriz. Nasıl hekim ve cerrah yetiştirildiyse ilim sahibi kadılar da yetiştirilir. Bir şeyler yapmalıyız, çünkü melekler gelip bizi yönetmez.

Burada Keçecizâde, kadıların atanmasında liyakât gözetilmediğini cesurca ifade ederek eleştiriyor. Keçecizâde'nin tam olarak söylediği şu: İyi yetişmiş adam zâten az ve onlardan da yeterince istifâde edilmiyor.

Bir diğer sorun: Düşük maaş

İlmiye sınıfının bozulmasının bir diğer nedeni maaşlarının düşük olması ve bundan dolayı alimlere yakışmayacak işlere tenezzül etmeleridir. Maaşlar yükselirse alimler de hediyelere tenezzül etmeyecekler, işlerini daha düzgün yapacaklardır. Medrese hocalarının maaşlarında yapılacak bir düzenlemenin de devlete yük olmayacağını hesap ederek açıklar.

Keçecizade olası itirazı duyar gibidir:

Ulemanın bazıları cahil ve devlet işlerinde gafil iken bu kadar maaş vermeye değer mi?

Soru mantıksız değil. Ancak verilecek cevabı var:

Aslında hiçbirimiz padişahın ihsanına layık değiliz. Ancak her sınıf mensubu da geçinmek ister. Ama erbabı yok denilirse de haksız sayılmaz. Nerede Ebussuud gibi alimler. Ancak Kanuni döneminde ne ihsan buyurulursa en az o kadar verilmeli. Çünkü geriye dönüş olmaz.

Hocaların kıyafeti de önemli

Dikkatimi çeken bir diğer eleştiri hocaların giyim kuşamları oldu. Keçecizâde bu konuda çok hassas. Öyle ki hocaların kendilerine yakışacak kıyafetler yerine eski elbiseler giyecek olmaları durumunda maaşlarının kesilmesini önerir. Bunu söylerken sefahata ve lükse düşkünlüğü de övmez. Yani kısaca devlet hocaların maaşını artırsın, onlar da kendilerine yakışacak şekilde giyinsin, der. Nâimâ'nın Üstüvanî'ye verdiği şu cevabı onun bu konuda ne düşündüğünü anlamamız bakımından yeter:

Bu büyük devletin uleması çöl Arabı gibi çıplak ve cırlak gezemez.

Mezun olan herkesin atanmasının bozulmada etkisi yok mu?

Keçecizâde önce şöyle bir sual sorar: El-akdem fe'l-akdem, yani önce gelen öncedir, kuralı çıktığından beri düzen bozuldu, cahiller göreve geldi.

Sonra da cevap verir: Bozulma nedeni el-akdem fe'l-akdem değil, hak etmeyenleri medreseye almak, medreseye giren herkesi de mezun etmektir. Eğer layık olan medreseye girse, girenler arasında da başarılı olanlar mezun olsa el-akdemü fe'l-akdemin ne zararı olur ki! Hem onun oğlu, bunun yeğeni deyip medreseye alan da biziz, şimdi itiraz eden de. Burada suç hocalarda.

Şimdi sorumuzu tekrar soralım. 200 sene içinde değişen bir şey var mı?

İsmail Güleç

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2024 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN