Peygamberlerin yoluna dönüş
Meşhur tarihçi-sosyolog İbni Haldun, Mukaddime adlı eserinde siyasi olarak Arapların ancak peygamberlik siyasetiyle ıslah olabileceklerini söyler. Serkeş tabiatlı olmaları nedeniyle sözden, sazdan anlamayan bir yapıya sahip olduklarını söyler. Kalplerini tezkiye ile yumuşatacak (feyüzekkihim) bir yönteme ihtiyaç vardır. Bu da peygamberlik anlayışı ve yöntemidir. Araplar yerleştikleri ve kalktıkları yerlerde kargaşa üretirler. İtaat ve inkiyat altına girmezler. Onları ancak peygamber siyaseti ya da veli siyaseti kayıt altına alabilir. Bu arada toprağı bol olsun Yahudi asıllı tarihçi Bernard Lewis Arapların ancak alın çatlarına indirilecek koca bir sopa ile yola geleceklerini söyler. Sopadan anlayacaklarını iddia eder. Bu doğru ise bu Yahudiler için daha fazla geçerlidir. Halbuki sadece dini karakterli bir liderlik ve öğreti onları yola getirebilir. İbni Haldun'un görüşü bu yöndedir. Bu da bir hadis-i şerifi doğrulamaktadır. Otoriter ve totaliter yani müstebit rejimleri karşı ancak peygamberlik yönteminin fayda vereceği ifade edilmiştir. El Hakim'in Müstedrek ve diğer bazı hadis kaynaklarında yer alan hadise göre iki devre peygamberlik yöntemi üzerine hilafetin geçerli/mer'i olacaktır. Bu Ömer bin Abdulaziz dönemi gibi ideal dönemleri akla getirmektedir. İdarede peygamberlik tarzı esas olduğu gibi sosyal ve psikolojik hastalıklardan kurtulmak da nübüvvet eczanesinden devşirilecek ve elde edilecek ilaçlara ve tedavi yöntemlerine bağlıdır. Hasan Turabi gibi bazıları reddetseler de nübüvvet nurundan süzülmüş, derlenmiş tıbbı nebevi diye bilinen tedavi yöntemi vardır. Gazali'ye göre eşyanın havassını ve özelliklerini doktorlar ve tabipler peygamberlerden öğrenmişlerdir. Gazali beşerin müdahalesine kapalı yani tevkifi olan ibadetlerin de şifa kaynağı olduğunu ve bunların peygamberler tarafından bildirildiğini ve uygulandığını haber vermektedir (El Munkizu Mine'd Dalal, Ebu Hamid el Gazali, s:96, Daru'n Nefais). İbadetler bir ölçü içinde ve muayyen vakitlere bağlı olarak yapılmakta bu da çeşitli hastalıklar için reçete hükmüne geçmektedir. Nitekim İskoç asıllı yazar George Bernard Shaw "Gelecekte doktorların hastalarına yazacakları reçete, Müslümanların kıldığı namaz ve tuttuğu oruç olacaktır!" demiştir. Hiçbir ibadet sağlığa aykırı değildir. Oruç,abdest ve namaz gibi ibadetlerin hikmetleri konusuna Said Havva El İslam kitabında temas etmiştir. İbadetlerin hikmeti noktasında şifa özellikleri sayılabilir. Lakin hikmeti bu olsa da illeti ihlas ile Allah'a kulluk etmektir. Eşyanın havassını Hazreti Adem'den beri peygamberler akılla değil nübüvvet nuruyla temaşa etmişlerdir. Tıbbi ilaçlar nasıl ki karışımlardan ma'muldür, ruhi gıda ve ilaçlar da ibadetlerin çeşitliliğinden kaynaklanır. Kalp hastalıklarının ilacı da ibadetlerin farklı ölçülerinde saklıdır.
İbadet fiilleri ruhi hastalıkların ilacıdır. Secdenin rukunun iki katı olması gibi sabah namazının farzının iki rekat olması da ilahi sırlardan bir sırdır. Bunları akıl yoluyla idrak ve iktisap etmek veya çözmek isteyen ancak kendisini yorar. Merhum Mısırlı hekim Mustafa Mahmut yapay rüya görerek bu vasıta ile bilgiye ulaşma yollarını aramış ama bulamamıştır. Bu alan da tevkifi bir alandır. Çetin Altan da kavgaların önüne geçmek için idealleri tetikleyen rüyaları son vermenin çarelerini aramıştır. Bulutları tohumlayarak kuraklıktan kurtulmak isteyenler de bu yöntemin sınırlılığı karşısında pes etmişlerdir.
Araplar nasıl din olmazsa veya peygamberlik yöntemi olmazsa inkıyada gelmezse Yahudiler de öyledir. Bugün sergiledikleri vahşetleri ve tuttukları Deccal yolu soylarında nübüvvetin kesilmesi ve ümmi ümmetin peygamberlerine uymamaları nedeniyledir. Yahudiler, Deccal'in arkasından giderek her dem peygamberlerini yeniden öldürmektedirler. Ebu Hureyre tarikiyle gelen bir hadiste Hazreti Musa'dan beri Yahudileri Musa yasalarına (namusuna) göre arda gelen peygamberlerin yönettiğini haber vermiştir. Birisi öldüğünde yerine ötekisi gelmekte ve geçmektedir. Sonrasında Yahudilerden peygamberlik kesilmiş ve böylece başı kesilmiş tavuğa dönmüşlerdir. Körlemesine sağa sola saldırmaktadırlar. Bu anlamda peygamber ve peygamberlikten kopmuş Netanyahu ile bazı Arap liderleri arasında hiçbir fark yoktur. Onlar bidat çığırı izlemektedirler. Peygamberin tezkiyesinden geçmemiş bu idarecilerin ortak vasfı vahşettir. Bundan dolayı Bediüzzaman peygamberlik yöntemi üzerine olan idare tarzının iklimi cennet-i asa bir bahara dönüştüreceğini müjdelemektedir. Onların yönteminde kimyayı saadet vardır. Ağaç meyvesinden belli olur.
Mustafa Özcan
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.