Mustafa Özcan
27.04.2026
Mustafa Özcan
Bıçak sırtı patikada müzakereler
27.04.2026
Tüm Yazıları

Bıçak sırtı patikada müzakereler

Hem ABD hem de İran, bıçak sırtı bir politika izliyor. İranlılar kendilerini bu vadide epey mahir sayıyorlar. Doğrudur da. Bu maharetlerini biraz da halı ticaretindeki deneyimlerine borçlular. Nitekim İranlı müzakerecilerin gerisinde ticari deneyimler ve birikimler var. Rafsancani fıstık tüccarı idi. Abbas Arakçı ailesi de halı ticaretiyle meşgul oluyor. Buradan edindikleri bilgi birimini siyasete aktarıyor ve yansıtıyorlar. Nitekim Abbas Arakçı'nın müzakere yöntemiyle alakalı olarak kaleme aldığı bir eseri bulunuyor. Abbas Arakçı,"Müzakerenin Gücü" adlı kitabında, İranlıların müzakereleri yönetme becerisini, esas olarak oyalama ve zaman kazanmaya dayalı olarak ele alıyor; bu özelliği İran çarşısının kültürüyle (özellikle de İran'daki halı pazarını kontrol eden Arakçı kardeşler; Mücteba ve Mürteza'nın kültürüyle) ilişkilendiriyor. Ancak Trump'ın gelişiyle işler değişiyor. Oyunun kuralları tamamen değişiyor. Zarif ve Arakçı'nın varsaydığı gibi zamanın ruhunun artık Tahran'ın lehine işlediği müsellem bir kaziye değil. İran Hürmüz üzerinden ABD'nin kuyruğuna basarken Trump da misilleme ile aynı şekilde İran'ın kuyruğuna basıyor. Ve böylece süreci kilitleyerek onları müzakereye zorluyor. Deli deliye sopa gösteriyor. Deli delinin dilinden anlar. "Deli deliyi görünce sopasını saklar" ifadesi, saldırgan veya taşkın davranışlar sergileyen bir kişinin, kendi kimyasından biriyle karşılaştığında eteğini suya indireceğini anlatılır.

Müzakere sanatıyla alakalı olarak Turmp'ın da bir eseri var. Donald Trump'ın müzakere tekniklerini ve iş felsefesini anlattığı en ünlü kitabı "Trump: Pazarlık Sanatı" (orijinal adıyla Trump: The Art of the Deal) kitabıdır.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakcı'nın "Müzakerenin Gücü (Kudret-i müzakere ) "adlı kitabı uluslararası ilişkiler bölümünde okuyan birinci sınıf üniversite öğrencilerine yönelik, sıkıcı, akademik bir kitap olarak tanımlanıyor. En önemli bölümü, İranlı müzakerecinin tarzının şu özelliklerle karakterize edilen bir pazar yeri tarzı yaklaşım olduğunu ima ediliyor: 1. Sürekli pazarlık; 2. Rakibi yormak; 3. Tekrar tekrar aynı şeyleri yapmak; ve 4. Müzakere ipini germek yani gerilim hattında kalmak. Dolayısıyla kim ne derse desin bu müzakere tarzı yorucu olduğu kadar da yıkıcı bir tarz. Çıkmazı temsil ediyor. Kesinlikle yapıcı olmaktan uzak. Kissinger daha önce Diplomasi diye benzer bir eser kaleme almıştır. Ahmet Davudoğlu'nun Stratiik Derinlik kitabı da aynı seriden sayılabilir.

Bu politikanın günlük hayata yansıması konusunda iki benzetme yapılabilir. Hadiste haramlar ve helaller arasında bin sınır tanımı yapılır. Çoban koyunlarını sınırda otlatır ve sınırda otlayan koyunlar veya davarlar komşu alana girebilirler. Dolayısıyla anız etrafında koyun otlatmak haram ve helaller noktasında muhataralı bir durumdur. Hadis bu şüpheli ortam ve alandan kaçınılmasını tavsiye eder. Buna havle'l hima yani sınır kordonu deniliyor.

Bir başka benzetme konusu ise Amerikan işkence yöntemi olan Waterboarding uygulamasıdır. Boğulma sınırında bir işkence türüdür. Birey sırtüstü (genelde tahta zemine) sabitlenir. Yüzü ve buna bağlı olarak solunum yolu ıslak bezle kapatılır. Bezin üstüne su dökme yoluyla bireye boğulma hissi verilir. Boğulma hissi meydana getiren su işkencesi. 11 Eylül döneminde bu yöntem meşhur olmuştur. Özellikle el Kaide elemanlarına karşı uygulanmıştır. Ölüm ile hayat arasında bir berzahı anlatıyor.

Bu kendinden emin müzakerecilerin yürüttüğü müzakerelerden hayır gelir mi? Esasında iyi niyetten yoksun halleri müzakere sürecini tıkıyor. Bıçak sırtı politika ile dünyanın yüreğini ağzına getirdikten sonra tekrardan yüreğini soğutuyorlar.

İranlılar haklı olarak Trump'ın ipiyle kuyuya inilemeyeceğini söylüyorlar. Adam yalama bir dil kullanıyor. Kimse bunun aksini iddia edemez. Trump ise İranlılar da söz birliği olmadığını söylüyor. İran rejiminde çatlama olduğunu ifade ediyor. Bir tarafta ılımlı kanat var. Pezeşkiyan, Kalibaf ve Abbas Arakçı bunlar arasında sayılıyor. Diğer tarafta ise müzakereci heyeti baskı altında tutan bir Devrim Muhafızları gücü bulunuyor. A'dn Z'ye ülkenin mukadderatına hakimler. Mısır ordusuna benziyorlar. İran'ın çıkmazı bu noktada düğümleniyor ve bu nedenlerden dolayı normalleşemiyor. Normalleşmesinin önünde en büyük engel velayeti fakih sistemi ile bu sistemin vasisi haline gelen Devrim Muhafızlarıdır. Ötesi lafı güzaftır.

Mustafa Özcan

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

YAZAR ARŞİVİ

Mustafa Özcan

Mustafa Özcan Diğer Yazıları