Mustafa Özcan
9.04.2026
Mustafa Özcan
Eisenhower'dan Trump'a; Süveyş Etkisi!
Tüm Yazıları

Eisenhower'dan Trump'a; Süveyş Etkisi!

Son sıralarda Donald Trump'ın tetiklediği süreç, Süveyş etkisini hatırlatıyor. Kısaca Trump ve ortağı Netanyahu'nun İran'a saldırması hangi seçeneğe benzetilebilir veya uygun düşer? Kimilerine göre Süveyş etkisini andırıyor. Bu benzetmede Trump, Başkan Eisenhower ve rolüyle eşleşmiyor. Bilakis karşı kampı temsil eden İngiltere Başbakanı Sir Anthony Eden ve Fransa Başbakanı Guy Mollet ile eşleşiyor. Süveyş kriziyle birlikte İngiltere ile Fransa, İsrail ile işbirliğine gidiyor. Yükselen güçler, ABD ile SSCB'yi karşısına alıyor. Bu süreçte eski sömürgeci güçler Fransa ile İngiltere, küresel zeminde birincil güç odağı olmaktan çıkıyor ve bu süreçle tali güçler hâline geliyorlar. Bunda Nasır'ın bir rolü oluyor. Hür Subaylar darbesi ABD'nin desteğine mazhar oluyor ve bu suretle Mısır manivelası üzerinden SSCB ile ABD küresel bir güç hâline geliyor. Fransa ve İngiltere gibi eski aktörlerin yerini alıyorlar. Süveyş krizi, dünya sisteminde dönüm noktası oluyor. Eisenhower, İsrail'e mesafeli bir tutum takınıyor. Belki bu anlamda 'son Amerikalı' gibi davranıyor. İsrail ile Amerikan çıkarları arasında kesin bir ayrım gözetiyor. Şimdiki Hürmüz krizinde İsrail, eski İsrail'i temsil ediyor. ABD ise İngiltere ve Fransa'nın konumunda ya da yerini almış görünüyor. Bu yeni çekişmede rol kaybeden veya küme düşen ABD olarak taayyün ediyor. Bunun nedeni Eisenhower'ın aksine Trump'ın Netanyahu'ya alet olmasıdır.

Cemal Abdunnasır, 1952 darbesini ABD'ye dayanarak yapıyor. Sadece Kral Faruk'u değil, İngiliz nüfuzunu da deviriyor. Darbenin arkasında CIA ve ABD yer alıyor. Bu yaklaşım 1956 Süveyş krizinde de tekerrür ediyor. Nasır, Süveyş'i millileştirerek İngiltere ve Fransa'ya meydan okuyor. Bu adım aynı zamanda ABD'nin küresel zeminde yükselişini temin ediyor. Nüfuzlarını geri alabilmek ve Nasır'ı devirebilmek için İngiltere, Fransa ve İsrail, Mısır'a yönelik olarak üçlü bir saldırı tertip ediyorlar. ABD ile SSCB, bu üçlü saldırganlara muhtıra/ültimatom veriyor. Böylece dünya sisteminde yeni bir devre açılıyor. Şimdi de tarih Hürmüz'de tekerrür ediyor.

Burada Eisenhower ile Trump, asimetrik tipler veya şahsiyetler olarak karşımıza çıkıyor. Birbirlerinin zıddı tipler. Tarihin ters köşelerinde ve zıt zaviyelerinde yer alıyorlar. 31 Ekim 1956 tarihinde Eisenhower, İsrail'e ekonomik ve askerî yaptırımlar uyguladı. Başkan Eisenhower, Dışişleri Bakanlığına İsrail'in, Amerikan iç siyasetinin mekanizmasına ve oyununa dâhil olamayacağını bilmesi ve anlaması gerektiği yönünde kesin talimat veriyor: "İşlerimizi Amerika'da tek bir Yahudi yokmuş gibi yürütmeliyiz. Tek kriterimiz ülkemizin refahı ve çıkarları olacaktır (Hata Asıl Neredeydi, Fawaz A. Gerges, Timaş Yayınları, s. 249)..."

Keşke ABD bu karede kalabilse ve bu sağlıklı tutumunu sürdürebilseydi. Belki İsrail'in normalleşmesine de katkı sunabilirdi. Lakin Reagan'dan beri ülkenin dümenine musallat olan çılgın Evanjelikler, istikameti İsrail'e doğru kırmışlardır. Sonuç ortada.

Mustafa Özcan

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

YAZAR ARŞİVİ

Mustafa Özcan

Mustafa Özcan Diğer Yazıları