Olaylara ibret ve hikmet nazarıyla bakabilmek
Şimdi içimizdeki bazı aklı evveller çıkmış şöyle diyorlar: Eskileri kurcalamayın. Şimdiki sahneye odaklanın! Sanki ikisi birbirinden kopuk ve arada asırlar varmış gibi! Heyhat! Kendilerini şöyle avutuyorlar; Allah zalimi başka bir zalimle bertaraf etmez! İran muhabbetiyle bu ihtimali peşinen dışlıyorlar. Bu kelamda Mutezile anlayışını yansıtıyor. El emru unfun. Yani öncesi yok. Süreç ve sorumluluk yeni başlıyor! Halbuki Amerikalılar için böyle düşünmüyorlar. 'Onların arka bagajlarını unutmuyorlar! Büyük Şeytan' diyerek onları geçmiş zulümlerinden de hesaba çekiyor ve sorumlu tutuyorlar. Aklamıyorlar. Dolayısıyla bu, çifte standart oluyor. Bu durumda Amerikan zulmü külli ve kümülatif (üst üste binmiş, birikmiş) bir zulmü temsil ederken İran'ın yaptıkları ise aklanmayı gerektiriyor! Batılın sözcülüğünü yapan Muhammed Muhtar eş Şankiti gibiler meseleyi böyle saptırıyorlar.
Sıra İran'a gelince; 'eski defterleri kurcalamayın!' diyorlar. Zinhar 'Allah zalimi zalime kırdırır ve musallat eder ve mazlumları da arasından sıyırır ve salimen çıkarır" demeyin diyorlar. Bunu diyen onlara göre zulmün hesabını sormuyor mezhepçilik yapıyor! İlla da İran'ı aklamak isteyenler Fatih Sultan Mehmet'in Akkoyunlu Devleti hükümdarı Uzun Hasan ile çekişmesini hatırlatıyorlar. Tam bir mugalata örneği! Yavuz Memlüklü sultanlarıyla da savaşmıştır. Bunlar mezhep çekişmesine istinat eden savaşlar değil saltanat ve strateji savaşlarıydı. Tabanı dönüştürme keyfiyeti taşımıyordu. Safevi örneği tamamen farklıdır. Buna kıyas maa'l farik derler. Sahneyi ifade etmez!
Bugün ise organize olmayan ehl-i sünnet mensupları İran karşısında kırılgandır. Onunla kolay kolay başa çıkamaz. Bu nedenle de İran, cinsinden bir düşman ile karşı karşıya kalmıştır. Bu kaderin bir cilvesidir. Eskiler buna 'el cezau min cinsi'l amel' demişlerdir. Dolayısıyla burada mahza bir hikmet var. Allah mazlumları kayırır, zalimler arasından çekip alır. Sevseniz de sevmeseniz de durum böyledir. Burada zalimi zalimle karşılaştırmaya karşı çıkıyorlar ve taraflardan birinin Müslüman veya en azından bidat ehli olduğunu hatırlatıyorlar. Onun karşısında da gayri Müslim bir güç olduğunu hatırlatıyorlar. Zehi gaflet! Bu eşleştirme meramı perdeleyen eksik bir değerlendirmedir.
Lübnanlı Sünni ulemadan Hasan el Mu'rib'in dediği gibi Allah bir zalimi başka bir zalimle bertaraf eder, def eder. Tarihte buna dair birçok misal ve örnek vardır. Ayette 'Allah insanları birbirleriyle def etmeseydi, savuşturmasaydı yeryüzü fesada gark olurdu' buyrulmaktadır.
Çivi çiviyi söker misali keskinler birbirlerini sökerler. İran-İsrail cephesinde de durum böyledir. Hasan Mu'rip'in hatırlattığı gibi şehit halife Hazreti Osman'ın kanının rövanşını adı üzerinde zalim biri almıştır. Kendisi adil birisi olmadığı halde Yusuf es Sakafi, Hazreti Osman'ın katillerini saklandıkları köşelerde bulup buluşturup icabına bakmış ve avlamıştır. Bugünkü İran anlayışı o gün mevcut olsaydı muhakkak ki Hazreti Osman'ın katilleri arasında yer alırdı. Haccac, Said İbni Cübeyr gibi tabiin ileri gelenlerini öldürmüştür. O da kurbanından kırk gün sonra tutulduğu amansız bir sıtma ve humma ile birlikte öteki dünyayı boylamıştır.
İkinci örnek ise Muhtar es Sakafi'dir. Hem Muhtar hem de Yusuf, Sakif kabilesindendir ve birisi yalancılıkla nam salmış diğeri de 'mübir' yani törpüleyici olarak anılmıştır. Günümüz kavramıyla bir nevi terminatör. O da kendisini Hazreti Hüseyin'in katillerini tasfiyeye adamıştır. Bulup buluşturup onları yakalamış uygun cezaya çarptırmıştır. Peki, intikam memuru olan ikinci Sakifli yani Muhtar es Sakafi düzgün bir adam mıdır? Ehl-i Sünnet kaynakları onun bir zalim ve düzenbaz olduğunu ifade ediyorlar. Bununla birlikte Robin Hood gibi gayrete gelmiş Hz. Hüseyin (R.Anhu) intikamını almış ve kanını yerde bırakmamıştır. Dolayısıyla Allah kimsenin ahını ve kanını yerde bırakmaz. Velev ba'da hiyn. Bugün isimleri ne olursa olsun iki zalim karşı karşıyadır. Cinsleri farklı olan piton ile timsah karşılaşması gibi farklı sıfatlarla birbirlerini pert ediyorlar. Allah zalimleri birbiriyle söküyor. Valluhu galibun ala emrihi ve lakin ekseren nasi la ya'lemun. Zalimleri sadece kimliklerinden biriyle eşleştirmek bizi sağlıklı değerlendirmeye götürmez! İnsanlar hikmet nazarıyla bakmayınca olaylardan ibret de alamıyor. Takıntılı ve saplantılı bir biçimde kendi ezberlerini tekrarlıyorlar.
Mustafa Özcan
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.