Savaş ertesini bekleyen zeval!
28 Mart (2026) itibarıyla savaşın bir ayı geride kaldı. İran ile karşı cephe arasında bir uzlaşma zemini bulma çaba ve beklentileri suya düştü. Aksine savaşın çapı genişliyor. Yedek güç olarak kenarda tutulan ve bekletilen Husiler, İran lehinde devreye girdi. Bir aylık suskunluklarını bozarak İsrail'e füze gönderdiler. Bu 'kızım sana söylüyorum gelinim sen dinle' anlamında körfez ülkelerine de bir mesaj sayılabilir.
Savaş ABD ve müttefikleri açısından kötü gidiyor. İran'ın derinliğini ölçememişler. Umduklar gibi teslim olmaya yanaşmıyor. İran'ı dize getirmek için tek denemedikleri şey Tahran'a bir nükleer bomba atması kaldı. Hamaney ya füzeyi tercih edin ya da müzakereler demişti. Müzakere olmayınca füzeler devreye girdi. Lakin hala bir pazarlık şansı bulunuyor. İsrail'i saymazsak, taraflar çılgın oldukları kadar da pragmatikler.
Bununla birlikte taraflar el yükseltmeye devam ediyor. Bu da müzakere çabalarının dikiş tutmasına engel oluyor. Biraz da itibar ve kamuoyu için savaşıyorlar. Tribünlere mesaj veriyorlar. İran hazırlıklı, dirençli ve karşılık verecek imkana sahip. Bu karşı tarafı şaşırttı ve hesaplarını bozdu. Savaşın çapı büyürken, ekonomik kriz de petrol sevkiyatının daralması nedeniyle küresel hale geliyor. Bu sonuca agah olan pompacı Putin dünyaya parmak sallayarak 'bu gidişle pandemi günlerini ararsınız' diyor.
Olayların haritasını çıkarma üzerine çalışmalar var. Mesela, ekonomik buhran dünyayı sarabilir. Kimileri bu süreci İkinci Dünya Savaşı'nı tetikleyen 1929 yılı çıkışlı büyük buhranla karşılaştırıyor. Ekonomik buhran giderek yayılırken savaşı başlatanlar ilk kareye geri dönüş için çare bulamıyorlar. Çareyi savaşı yaymakta arıyorlar. Lakin pek alıcısı yok. Herkes nefsi nefsi diyor. ABD 50 yıldan beri ektiğini biçiyor ve dünyada kredisini tüketmiş durumda. Yandaş bulamıyor. Halbuki Bush'lar Saddam'a karşı onlarca ülkeyi seferber etmişler ve arkalarına dizmişlerdi. Bağımsızlık arzusunda bulunsalar da ne Kürtler ne de başkaları ABD ile İsrail'in oltasına takılmıyor. Güven bağı kopmuş durumda.
Bu arada İsrail'in gücünün sınırları da ortaya çıkmış durumda. Deniz bitti. İsrail toplumu zoraki bir beraberlik içinde. Kırılgan bir yapısı var. Yedekleri askere çağırıyor ama birkaç cephede savaşan İsrail ordusu kayıplarının yerine yenilerini koyamıyor. Baskın savaşlara alışmış İsrail ordusu uzayan savaşlar nedeniyle son derece yorgun düşmüş durumda. Aksine İran ise zinde, uzun savaşlara alışık. Coğrafyası ve insan potansiyeli buna müsait. Bu durum da denklemi bozuyor. Hamaney ve komuta kademesini öldürerek çıkış yolu bulamadılar rejimi değiştireceklerini umdular ama şapa oturdular. Evdeki hesap çarşıya uymadı. İran, Irak'la savaş sırasında olduğu gibi insan kitlelerini ve beşeri dalgaları seferber ederek cephelere yığabilir. İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir personel sıkıntısı çektiklerini ifade ederek İsrail ordusu çökecek diye uyarıda bulundu. Bundan bir süre önce İsrail cumhurbaşkanı Herzog da ülkenin bölünme tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğunu söylemişti.
Sökük terziye bol geliyor. Savaş nasıl biterse bitsin İsrail yalnız kalacak ve kaderiyle yüzleşecektir. Bu kadar hasar sonrasında kimse İsrail'in arkasında durmaz! Trump'ı bir defalık olarak kullandılar. Tekrarı yoktur. Kimse yardımına gelmeyecektir. Lakin ardından kimi yorumculara göre Batı ile bölgede İslam alemi hesaplaşacak ve bir melheme-i kübra yaşanacaktır. Bu küresel gıda buhranını daha da artırabilir. Savaşlar açlığı tetikleyecektir. Bu son savaşın ardından İsrail zevaliyle buluşacaktır. Vakti merhunu geldi. Daha fazla geciktirilemez.
Mustafa Özcan
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.