Mustafa Özcan
18.03.2026
Mustafa Özcan
‘Bu, bizim savaşımız değil'
Tüm Yazıları

‘Bu, bizim savaşımız değil'

İran Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Ali Laricani, İslam dünyasını yardıma çağırıyor. Kayıp zamanda onlardan medet ve yardım bekliyor. Neredesiniz ey Müslümanlar! Sesiniz sedanız çıkmıyor ve hangi saftasınız diye soruyor. Bu soruya doğru cevap bulabilmek için önce tarihin derinlik ve labirentlerinde kendilerinin hangi safta olmalarına bakmak lazım! Takdim etmeye çalıştığı gibi tablo net değil hatta fazlasıyla bulanık. Şimdi, 20 yıl önce birlikte oldukları, hareket ettikleri bir güçle karşı karşıyalar. Eski ortaklarıyla kavga ediyorlar! Bu güçle üzerine çullandıkları Sünni kitlelerden de yardım bekliyorlar. Zehi gaflet! Bir de onları taksiratla suçluyorlar. Emir Musavi gibilerinin sözcülüğünü yaptığı gibi kendileri İslam dünyasının kurtarıcısı makamında görüyorlar! Hatta daha ötesi! Toprağın üzerinde iken yaptığı konuşmalarından birinde Kasım Süleymani, Kudüs'ü ancak Şiilerin kurtaracağını söylüyor. Boş övünme ve böbürlenme bu olmalıdır! Böyle olduğunu farz etsek bile Hazreti Ömer ve Salahaddin Eyyübi'nin tarihe attıkları imzayı nasıl kazımayı düşünüyorlar? Ebu Hanife gibilerini geriye dönük, Şiilere yaptıkları gibi onları da pekala Şia kapsamına alabilirler! Sünnilerin i'rapta mahalli yoksa niye yardıma çağırıyorlar? Yerlerine ölmeleri için mi?

Trump da Ali Laricani'nin Batı'daki yankısı gibi. Batı aleminin yardımlarına gelmediğini görüyor ve onları NATO şemsiyesi altında toplanmaya ve göreve çağırıyor! Dün tabansızlar dediklerinden bugün medet umuyor! Onları ihanetle suçluyor. NATO ülkelerinin yardımlarına gelmediğini söylüyor! Peki, Atlantik'in bu yakasında kalan batılılar veya Avrupalılar ne diyor? Körfez'in öteki yakasında kalanlar gibi konuşuyor ve düşünüyorlar. Bu savaş bizim savaşımız değil, krizi Trump çıkardı diyorlar! AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, "Bu bizim savaşımız değil" diyor. Sağır kulaklara daha ne desin? Politico'ya konuşan Avrupalı diplomatlar, "Bu bizim savaşımız değil. Avrupa'nın başlatmadığı bir kriz" ifadelerini kullandılar. Avrupa'dan yardım isteyen Trump topraklarına ve Grönland'a göz dikmedi mi? Trump ile Laricani gibiler sanıldığından da balık hafızalı. Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, ABD ve İsrail tarafından İran'a düzenlenen saldırılara ilişkin, "Bu bizim savaşımız değil. Biz başlatmadık. Diplomatik çözümler ve hızlı bir son istiyoruz." dedi.

Peki! Öyle ise bu savaş kimin ve neyin savaşı? Abdullah Fehd Nefisi'nin tespitiyle bu bir hegemonya, üstünlük kurma savaşıdır. Trump küresel hegemonya peşinde İran ile İsrail ise bölgede köşe kapmaca oynuyor ve bölgesel hegemonya için uğraşıyorlar. Gözü açlar hadis diliyle Fırat'ın hazineleri için çatışıyorlar. Halbuki o hazineler kimsenin yarı olmayacak!

İranlılar vaktiyle Amerikalılara grand deal/büyük pazarlık teklif ediyorlar. Körfez'de ellerinin kollarının serbest bırakılması yani hegemonya karşılığında tüm vekalet güçlerinden vazgeçme sözü veriyorlar. Anlaşma kotarılıyor ama uygulamaya zaman yetmiyor. (https://www.facebook.com/reel/1555912712709828) İran, Hamas, Hizbullah ve Husilerden vazgeçmeyi teklif ediyor. Obama döneminde anlaşmaya varılıyor lakin uygulamaya vakit kalmıyor. Arap Baharı ile birlikte nüfuzlarını tüm bölgeye yaymak istiyorlar. Burhan Galyon'a aracılar vasıtasıyla 'Pers medeniyetinin bir parçası olarak tanımladıkları Suriye'den vazgeçemeyecekleri' haberini gönderiyorlar.

İran'ın tezlerine karşılık Avrupa, topraklarına göz diken Trump'ın hegemonya savaşına niye sahip çıksın? Trump'ın savaşı Avrupalıların savaşı, Laricani'nin savaşı da İslam dünyasının savaşı değil. Rakip güçlerden kim kazanırsa kazansın kabak mazlumların üzerine ya da İslam dünyasının üzerine patlayacaktır. Bu bir yayılma savaşıdır. Evet başlatan taraf İsrail ile ABD'dir ve başlattıkları için de daha zalim pozisyonu temsil ediyorlar. Lakin düne kadar İslam ülkelerinin topraklarında gözü olan İran'ın çağrısı insana 'ne yüzsüzlük' dedirtiyor!

Sünni ülkeler ve liderleri pasif olabilir lakin bunun üzerinden Sünniliği sorgulamak, yermek kimsenin haddi değildir. Herkes sahipsiz değerlere sahip çıkmalıdır. Ahmet Raysuni adlı ulema bozuntusu Şia'nın Filistinliler için çok büyük fedakarlıklara katlandığını ve buna mukabil Ehl-i sünnetin ise bir şey yapmadığını söylüyor.

(https://www.facebook.com/photo/?fbid=122161684280731859&set=a.122099293082731859 ) İyi ki bunu söyleyen kişinin ağzı çarpılmıyor! Bunu diyen adamın biraz utanması ve arlanması lazım. Aynı ekolden gelen ve partililerinden başbakan olan Sadettin Osmani de onun gibi kaypaktır. İsrail ile tanışmaya gitmeden evvel; 26 yıl önce yazdığı bir makalede İsrail'i tanımanın kültürel bir soykırım olacağını söylüyor başbakanlığı sırasında ise bu hizmeti bizzat kendisi yapıyor. Ahmet Raysuni'nin kastettiği bu minval ve kendisi gibi Sünniler olmalıdır!

İran kaypaklığın şahikasını temsil etmektedir. Şeyh Muhammed es Senceri adlı Iraklı bir molla İranlı kimliği şöyle tanımlıyor: Açık olmayan ve karanlık bir tipi temsil eder. Birlikte 20 yıl otursanız, geçirseniz bile künhüne vakıf olamaz ve adamı çözemezsiniz. Tanıyamazsınız. Ser verir sır vermez. Irkçılık onlarda göklere uzanır ve köklüdür. Şiilik ve İslam ise sonradan gelir. Sadece ciladır. (https://www.facebook.com/reel/2203985673754251)

Bütün aktörleriyle bu savaş bizim savaşımız değil. Aksini düşünen cepheye çağırmasın, bizzat kendi buyursun, önden gitsin! Biz engel değiliz. Gölge etmesinler başka ihsan istemeyiz.

Mustafa Özcan

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

YAZAR ARŞİVİ

Mustafa Özcan

Mustafa Özcan Diğer Yazıları