Tahran’da Emevi rüzgarları
Mücteba Hamaney yeni rehber seçileli beri pek ortalıkta gözükmüyor. Bunun savaş ve suikast ortamıyla yakından alakası olmalı. Nitekim NewYork Times gazetesi Mücteba'nın da 28 Şubat gününde babasının öldüğü ilk bombardıman sırasında ayaklarından yaralandığını ve yerinin belli olmaması için de gizlendiğini yazdı. İran kanalları da Mücteba'yı 'Ramazan Savaşı Gazisi/Yaralısı' olarak tanıtıyor. Wall Strtejt Journal ise daha farklı bir rivayet serdediyor. Yeni bir suikast dalgasından yaralı olarak kurtulduğunu ileri sürdü. Buna dair muhtelif fotoğraflar da paylaşılıyor. Trump idaresinin bu seçimden pek fazla hoşlandığı söylenemez. Seçimin gayesi geriye kalan kadroları rejim etrafında toparlamak ve konsolide etmek olarak görünüyor. Amaç, sarsıntı yerine birlik ve beraberlik görüntüsü vermekti. Bu yeni dönemde tokmak Ali Laricani gibilerin ve Devrim Muhafızlarının elinde davul da Mücteba Hameney'in elinde olacak gibi görünüyor. Herkes Mücteba'nın dini veya siyasi birikiminin yeterlilik sınırında olmadığını düşünüyor. Babası gibi alt düzeyde bir din adamı iken geleceğe makama uygun düşmesi için birden ayetullahlık mertebesine terfi edildi. Dolayısıyla Ali Hameney'den sonra Devrim Muhafızları Mücteba'nın silüeti arkasında veya abası altında daha da güçlenmiş görünüyor. Bu vesile ile bazı üst düzey komutanlar etkilerini daha da artıracak!
Ali Hamaney'in gaddarca öldürülmesi İran aklında derin travmalar açtı ve adeta cinnet nöbetine tutuldu ve sağa sola çılgınca hamleler yapıyor. İktisadi anlamda gerileyen ABD de çılgınların eline düştü. Amerika'yı yeniden büyük yapma edebiyatına sarıldılar. ABD savaştan çekilse bile geride enkaz ve travmatik ilişkiler ağı bırakacak. Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak!
Bu arada Mucteba Hamaney'in yeni rehber olarak seçilmesi iki yönden eleştirilere maruz kalıyor.
Birincisi, Hazreti Peygamberin naaşı defnedilmeden evvel Mütemeru Beni Saide/ Beni Saide Kuruluğunda veya kurultayında Hazreti Ebubekir'in seçim usulünü hatırlatıyor. Hazreti Ömer bu seçimi 'felte' yani düzensizlik ve oldu bitti olarak tasvir etmiştir. Bu ridde dalgası ihtimali karşısında elini çabuk tutma ve toparlanma arayışı olarak görülmüştür.
Şiiler daima Hazreti Peygamberin naaşı ortada iken ya da kaldırılmadan sahabelerin ale'l acele Hazreti Ebubekir'i seçtiklerini savunurlar ve bunu kınarlar. Tahran-Kum ekseninde böyle bir durum hasıl olmuştur. Şii kolektif hafızasında Hazreti Ali defin işlemleriyle uğraşırken diğerleri seçim işleriyle uğraşmışlardı! Şimdi eleştirdikleri hususu kendileri icra ettiler. Hamaney'in cenazesini kaldırmadan oğlunu yeni rehber olarak seçtiler. Dolayısıyla Beni Sakife olayını tekrarladılar.
İkinci husus ise bu seçimde Emevi çığırını ihya ettiler. İran'da Emevi rüzgarları esti. Siyasi sistem olarak monarşiye geçtiler. Dini rehberin seçiminde tevris (veraset) usulünü benimsediler ve bu sistemi uyguladılar. Halbuki dini rehberin seçiminde kural, en bilge en layık olanın seçilmesidir. Burada bu kriter açıkça çiğnenmiş ve işletilmemiştir. Pratik mülahazalar ağır basmıştır. Mücteba Hamaney'in seçimi oldu bittiye getirilmiştir.
Bu nedenle kimi Arap çevrelerinde Tahran-Kum gergefindeki dini idare yeni Emevi idaresi olarak değerlendiriliyor. İnsan ayıpladığı şeyi yaparmış! Emeviler için tarih boyunca yaptıkları şamata kendilerine geri dönmüştür. Halbuki İslami rejim veraset ya da saltanata değil şuraya ve seçime dayalıdır. Nitekim Iraklı Şiilerden Ahmet Katip, geleneksel Şii anlayışından saparak yönetimde İslami doktrinin şura ve seçime dayalı olduğunu söylemiştir. Bu Emevilerde fiiliyatta Şiilerde ise önce nazariyatta, Mücteba Hamaney olayıyla birlikte fiiliyatta da değişmiştir. On iki imam anlayışı da şuraya değil vasiyet ve verasete dayanmaktadır. İran ile Emeviler zıt benzerdirler. Tarihin bu sapağında model olarak bütünleşmişlerdir.
Beni Saide kuruluğunda fire olmuştur. Ensar'ın lideri olarak kabul edilen Sa'd bin Ubâde, Peygamber Efendimizin vefatının ardından Hz. Ebubekir'in halife seçilmesine karşı çıkmıştır. Kendisinin veya bir Ensârînin (Medineli) lider olması gerektiğini ileri sürerek bu seçime itiraz etmiştir Bunu oldu bitti kabul etmiştir. Akabinde Şam'daki gönüllü sürgünlük günlerinde Hazreti Ömer'e de biat etmemiştir. Mücteba Hamaney de Devrim Muhafızlarının, Uzmanlar Meclisine mobbing ve tazyik uygulaması sonucunda seçilmiştir. Meclis-i Hübrigan olarak anılan uzmanlar meclisinde 88 kişilik kurulda 14 üye Mücteba'nın babasının yerine geçmesi usulüne karşı çıkmıştır. Arap dünyasından Hasan Mur'ip gibi birçok ilim ehli de Mücteba üzerinden monarşiye geçişin Emevi tarzı bir idare şeklini benimseme olarak değerlendirmiştir. Tarih tekerrür ediyor; İran yine şeyhlikten şahlığa geçiyor!
Mustafa Özcan
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.