Mustafa Özcan
30.03.2026
Mustafa Özcan
İslam devrimi mi, mezhep devrimi mi?
30.03.2026
Tüm Yazıları

İslam devrimi mi, mezhep devrimi mi?

Bazı deyimler veya kullanımlar masum gözükse de öyle değildir bilakis aldatıcıdır. Söz gelimi, 'İran İslam Devrimi' ifadesi masum görünen zararlı kavramlardan birisidir. Küp içindekini sızdırır misali gerçekte Humeyni devrimidir. Bu kullanımda adeta İslam, İran tarafından tekele alınıyor ve müsadere ediliyor. Mezhep ile din birbirinin alanını kapatıyor, birbirine karışıyor! Bu kullanıma rağmen pratikte ve uygulamada İslam değil Şiilik öne çıkmaktadır. Ya da Şiiliği bizzat İslam olarak görüyorlar! Zira İran'ın İslam anlayışı pratikte Şiilik'tir. Başka bir yoruma yer vermez! Kapsayıcı değildir. Burada Şiilik ile İslam çatallaşmakta ve farklı istikamette seyretmektedir. Bu tutum çatışmacı bir iklim meydana getirmektedir.

Nitekim anayasada da mezhebe atıf yapılmaktadır. İsim İslam, mahiyet ise Şiilik'tir. Genel İslam unvanına rağmen diğer İslam fırkaları dışlanmakta ve Şiiler ile aynı hak hukuka sahip olamamaktadır! BAE ile İran arasında salınan sapkın ve çarpık bir Ezherli olan Ahmet Kureyme aksini savunmaktadır. Ali Hamaney'in İran'da Ehl-i sünnete bağlı Kürt bölgesindeki medreselere mali yardım yaptığını iddia etmektedir. Ehl-i sünneti tekfir eden bu adamdan sağlıklı bir mütalaa veya sağlıklı tanıklık beklenebilir mi? (https://www.youtube.com/watch?v=F6l7dmXYftM) Maalesef Ezher'de Sadettin Hilali ve Ahmet Kureyme emsali bol sayıda sapkına rastlanmak mümkündür. Bu adamların hukuk önünde tanıklıkları kabul edilemez.

İslam ortak bir çatıdır, herkesin alanını tayin edeceği ve belirleyeceği özel bir çatı değildir. Kimsenin tekeli ve kanatları altına girmez. İslam ya'lu vela yu'l aleyhtir. İslam üstündür, başkaları tarafından gölgelenemez! Aksine herkes onun kanatları altına girmekle mükelleftir. Tek yanlı olarak İran, İslam ismini tekeli altına alamaz. Bu algı düzeyinde doğru olabilir lakin hakikat düzeyine geçersizdir ve çıkmazı temsil eder. Bizim onların bu söylemini kabul etmemiz ve onaylamamız, temsil hakkını onlara devretmek anlamına gelir. Bundan dolayı onların kullandıkları İslami unvanı tanıyamayız. Tanımlama mezhep çeperine ve düzeyine indiğinde sorun ortadan kalkar. Tanım vakıaya uygun düşer. Ortak bir dini algımız yok mezhebi noktada, düzeyde de onlar bizimle zıtlaşma halindedir. Aksi halde ve öyle değilse onları Sünnilikten uzak tutan, aynı çatı altında birleşmelerine mani olan nedir?

Burada tekelistan üzerinden bir kandırmaca ve başkalarının hakkını gasp ve müsadere var. İslam'ın temsiliyetini onlara verirsek onların yaptığı bizi de bağlar. Kendi halkını mutlu edemeyen İran bizi mi mutlu edecek? Ancak kölelik vaat edebilir?

Madem İslamı tek başlarına temsil ediyorlar o halde bize itaat düşer. Bu itibarla bizim katımızda devrimin kimliği İslami tonlar taşısa bile gerçekte Şii karakterlidir ve Şii yorumu ve tonu hakimdir. İslam kimse tarafından zimmete geçirilemez ve kimsenin manevi mülkiyeti altına giremez. İran haddini öğrenmekle ve bilmekle mükelleftir. İmam Şatibe'nin dediği gibi "İslam mezhepleri İslam'ın kumaşını parçaladılar, yama ve çul olarak üzerlerine diktiler" ve her biri bunun üzerinden İslam'ı kendisinin temsil ettiğini söylüyor. İslam yama değil bütündür. İslam devrimi yerine ya Şii devrimi ya da İran devleti desinler. Uygulaması ve doğrusu budur.

Denildiği gibi İslam'ın altıncı şartı (farazi olarak) haddini bilmektir ve başkalarına saygılı olmaktır. İran ise Müslümanlar ile ilişkilerinde ve iddialarında haddini aşmıştır. 'Rehberi ümmet' dedikleri dini rehberlikleri de ancak kendilerini bağlar!

Mustafa Özcan

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

YAZAR ARŞİVİ

Mustafa Özcan

Mustafa Özcan Diğer Yazıları