Mustafa Özcan
17.04.2026
Mustafa Özcan
İran meselesi ihtisas işidir
17.04.2026
Tüm Yazıları

İran meselesi ihtisas işidir

Bir dostumuz Ebubekir Sifil ile ilgili bir algısını paylaştı. Anlayamadım ve geri sordum: Ne demek istediniz? Meğerse İran'ı eleştirmesi zoruna gitmiş. Bir siyasi anlayışa angaje olduğu için böyle düşündüğünü anladım. Halbuki arkadaş İran'ı tanımaz. Kendi siyasi çizgisine itimat ediyor ama İran'ı tanıyanlara itimat etmiyor. Ebubeskir Sifil Hoca, Suriye meselesinden dolayı da yazdığı gazeteye tepki göstermiş ve oradan ayrılmıştır. Arkadaş onu takdir edeceği yerde eleştirmektedir. Ne yazık ki günümüzde bu tür faziletlere iltifat edilmiyor. Bu hususta Sifil hocanın hakperest davrandığı söylenebilir. Doğru söyleyeni de dokuz köyden kovarlarmış.

Ahmet Hakan ve Emin Çölaşan gibi basında kalburüstü birçok kalem Trump yerine İran'ı desteklediğini açıkladı. Bu tutum, en azından zahiri planda insanlara munis gelen bir yaklaşım biçimi. Zaten bezirgan tipli Trump'ı ancak kendisi gibi moronlar destekler. İran halkının kendisini savunması hem bir hak hem de bir ödevdir. Kimse aksini iddia edemez. Saldırıya maruz kalmıştır. Lakin biz İran'ın parçası değiliz ve pozitif olarak yaptıklarını negatif emellerine alet edebilir. Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer. Dolayısıyla eylemlerini gözlemekteyiz. Seyir makamındayız. Seyir makamını destek makamına çevirmek için iyi niyetini görmeliyiz. Davranışlarını değiştirmelidir. Aksine tüy dikiyor. Sözgelimi geçmişte Suriye ve benzeri ülkelerde yaptıklarını Kuveyt gibi ülkelerde tekrarlıyor. BAE gibi ülkeler için etmiş bulmuş denilebilirse de Kuveyt gibi hatta Katar gibi ülkelerin ne suçu var? Karşılık vermeyi taşırıyor. Mukabeleyi aşırıyor!

Dolayısıyla iyi bir siftah yapabilmek için elini görmeliyiz. Değiştiğini ve geliştiğini ispat etmelidir. Bu yönde bir emare yok ve arpa boyu mesafe kat etmiş de değil. Tek yanlı destek bekliyor! Avucunu yalar diyemiyorum ama bu makamda söyleyecek başka bir şey de bulamıyorum. Bu nedenle İran'ı desteklemek de alacalı ve muhataralı bir durum. İran meselesi karmaşık bir durum. Bu hususta kamuoyunu lehte yönlendirmek ve imale etmek tehlikeli bir durumdur. ABD ile İsrail bildiğiniz gibi ama İran bildiğinizi aşıyor ve bildiğiniz gibi değil. Bu da ihtiyatlı bir tutum gerektirir. Ve bu vadide söz söylemek için ihtisas sahibi olmak gerekir. Yoksa çuvallamak ve topluma zarar vermek işten bile değildir. Layman yani meslekten olmayan ihtisas dışındakiler bu konuda susmalılar. Konuştuklarında genellikle ölçüyü kaçırırlar. Laymanlar için Arapçada söylenen bir söz var. İbni Hacer el Askalani'ye atfedilmektedir. Der ki, "iza tekelleme'l mer'u fi gayri fennihi eta bil'acaib". Yani insan fenninin dışına çıktığında akıl almaz şeyler söyler. Saçmalıklar yapar. Özellikle İran meselesi ihtisas gerektirmektedir. Zira Şia görüldüğü gibi değildir. Takiye ve batini boyutu perde olur ve dışarıdakiler nüfuzuna engel olur. Kaldı ki kendi müntesipleri bile inançlarının künhüne varamazlar. Kısaca arada berzah vardır.

Profesör Ahmet Uysal İran'la ilgili deneyimleriyle alakalı olarak şu gözlemini aktarıyor:

Ben de İran Araştırmaları Merkezi başkanlığı yapmasam İran'a safiyane bakardım. Ama içine girdikten sonra ne menem bir rejim ve kafa yapısı olduğunu anladım. Yine de iyi komşuluk konusunda samimi olduğunu görsem sevinirim. Ama umutlu olmak için epey beklemem gerekecek sanırım.

İyi niyetin devamı ancak tecrübe ışığında şekillenir. İlişkilerimizde esnek ve dinamik olmalıyız. Tarihte yaşamamalı, kalmamalı lakin aynı zamanda tarihi de unutmamalıyız. "Mü'min aynı delikten iki defa sokulmaz, ısırılmaz."

İnsan balık hafızalı ve nisyan ile maluldur. Sözgelimi şimdi bizden destek isteyenler 2006 yılında İslam alemi baştan sona İsrail karşısında Hizbullah'a destek verdiği halde bilahare Hizbullah bu krediyi kötüye kullanmıştır. Ali Hamaney Suriye'de kafirlerle mücadele ettiklerini söylemiştir.

Hizbullah 2007 yılında Beyrut'a inmiş ve şehri esir almıştır. 5-6 yıl sonrasında ise Esat rejiminin lehinde Suriye halkını öldürmeye başlamıştır. Naim Kasım o günleri inkar ediyor. Bunu kabul etmek için hafızayı sıfırlamalıyız. Samimi bir gözden geçirme yok. Bunun tekerrür etmeyeceğinin bir garantisi de bulunmuyor. Krediyi kötüye kullananlar bu durumun sorumlusudurlar. Kabahati başkalarında değil kendilerinde arasınlar!

ABD ile İsrail ikilisinden zarar görenler İran ağzıyla konuşuyor. İran'dan zarar görenler de Amerikan ağzıyla konuşuyor. Bu nedenle söylem birliğini de kuramıyoruz. Zulme ve adalete bir bütün olarak barsak bu vartadan kurtulabiliriz.

Mustafa Özcan

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

YAZAR ARŞİVİ

Mustafa Özcan

Mustafa Özcan Diğer Yazıları