Arama

Prof. Dr. Mehmet Emin Ay
Mayıs 6, 2022
Melekler müminlerin dostlarıdır; her iki cihanda…
Sesli dinlemek için tıklayınız.

Kur'an-ı Kerim… İlim, irfan, hikmet ve sırlar hazinesi… Bir ayetine onlarca sayfa tefsir yazılabilen derinlikte ve genişlikte bir hazine… İşte bir ayet: Fussilet suresinin 30 ayet-i kerimesi… Geçen yazımızın sonunda bahsini ettiğimiz konuya temel teşkil edecek ayet… Müminlere teselli ve müjdeler veren meleklerden bahseden ayet-i celile…

Hayatını Ramazan hassasiyeti ve titizliğiyle yaşayanların vefatlarının, onlar için bayram olacağından söz edip son noktayı koyduğumuz konumuza devam edeceğimizi bildirmiştik. Bugün bahsini ettiğimiz ayet çerçevesinde konuyu ele almaya ve meleklerin hangi özelliğe sahip müminlere dost olduklarından, dostluklarını nasıl ortaya koyduklarından bahsetmeye çalışacağız. Bu dostluğun dünyamız ve ahiretimiz için ne kadar büyük öneme sahip olduğundan söz edeceğiz bugün, nasibimize düştüğü kadarıyla…

MELEKLER KİMLERİN DOSTUDUR?

Sorumuza cevap teşkil edecek bilgiyi tam da ilgili ayette ve devamında buluyoruz. Fussilet suresi 30 ve 31. Ayetler: "Hiç şüphesiz, 'Rabbimiz Allah'tır' deyip de doğru yolda, dosdoğru bir şekilde yaşayanların üzerine melekler iner ve onlara: 'Korkmayın, kederlenmeyin, bilakis size söz verilen cennetle sevinin!' derler. Biz size hem dünyada hem de ahirette dostuz..."

Ayette geçen "evliyâ" kelimesi, "velî" kelimesinin çoğulu olup dilimizde de yaygın bir şekilde kullanılır. "Yakın dost, candan arkadaş, samimi yoldaş" gibi manalar taşıyan bu kelime dinî kültürümüz içinde önemli bir yere sahiptir. Zira bazı ayetlerde ifade edildiği üzere "Allah, müminlerin dostlarıdır" ve bazı sevgili kullar da Allah'a dostluk gibi yüce bir mertebenin sahibidirler. Bu sebeple kültürümüzde onlar Velî ve Evliyâullah olarak anılmaktadırlar.

Meleklerin de bazı mümin kullar için dost olduklarını ilgili ayetlerden anlamış oluyoruz. Peki, nedir böylesi kulların sahip olduğu özellikler?.. Birincisi "Rabbim Allah'tır" demek, ikincisi de dosdoğru bir çizgide, bu imana yakışan dürüstlükte bir hayat yaşamak. Kısacası, dinî söylemle "istikamet sahibi" olmak…

Bu önemli iki nitelik son derece kuşatıcı özellikler taşır. Öyle ki İslam âlimleri bir kişiyi mümin kılan da onu bu imanıyla birlikte Allah'a ve meleklere dostluk mertebesine yükseltecek olan da bu iki özelliktir görüşündedirler. Zira bir kul, yalnızca Allah'ı rab olarak bilip kabul ettiğinde "tevhîd-i rubûbiyet" mertebesine sahip olmakta, bu sayede o bir insan için en değerli ve yüksek ideal olan "Allah'ı tanıma, bilme" anlamındaki "Mârifetullah" makamına ulaşmaktadır. Bu makam ise kişiye şek ve şüphelerden uzak bir gönül sunmakta, niyetini sahih kılmakta, duygularını ve düşüncelerini düzenlemekte ve kişiye dosdoğru bir hayat yaşama imkanı sağlamaktadır. "Rabbim Allah'tır" sözü gerçek bir tevhid ve ikrarı barındırmıyorsa eğer, kısa bir süre sonra inançta sapmalar meydana gelmekte ve bu durum, "Üzeyr, Allah'ın oğludur" diyen Yahudilerin; "İsa Mesih, Allah'ın oğludur" diyen Hristiyanların, şirk ihtiva eden sözlerine sebep teşkil etmektedir. Takdir olunacağı üzere temeldeki bu sapma, kişiye istikamet üzere bir hayat yaşama imkanı da sağlamayacaktır.

Ayetteki ikinci özellik üzerinde duracak olursak, "istikamet" adı verilen bu değerli ve yüce mertebe üzerine söylenecek çok şeyin varlığından söz edebiliriz. Bir kere, istikamet sahibi bir insanın doğru ölçü ve prensiplere sahip biri olması en başta zikredilen özelliğidir. Bunun yanında istikamet, imanda sebat, amelde ihlas, farz kılınan ibadetlere özen göstermek şeklinde de anlaşılmaktadır. Belki de bu sebeple Sevgili Peygamberimiz (SAV) kendisinden, sımsıkı sarılacağı bir emir ve tavsiyede bulunmasını isteyen bir sahabiye "Rabbim Allah'tır de! Sonra dosdoğru ol!" buyurmuştu… Ünlü mutasavvıf Hasan-ı Basrî'nin (RA) sık sık şu duayı okuduğu aktarılmaktadır: "Allah'ım! Sensin bizim Rabbimiz… Bizlere istikamet ve doğruluk nasib eyle!"

MELEKLERİN MÜMİNLER ÜZERİNE İNDİĞİ ZAMANLAR…

İman ve istikamet gibi son derece kıymetli bu iki haslete sahip nitelikli müminler üzerine ayet-i kerimede ifade edildiği üzere melekler zaman zaman inerler. 30. Ayette geçen "Tetenezzelü'l-Melâiketü" ifadesi, bunun zaman zaman gerçekleştiğini ifade etmektedir. İslam âlimlerinin verdiği bilgiler de ayetler ve hadislere dayanmaktadır. Buna göre melekler hem dünyada hem de ahirette, "müminlerin dostları" olduklarını ifade etmek suretiyle onlara dünya hayatlarında hayırlı işleri yapma hususunda telkinlerde bulunmak, gönüllerine huzur, teslimiyet ve rıza duygularını ilka etmek yanında, özellikle ruhunu teslim edeceği sırada; kabirde geçireceği sürede ve insanların yeniden diriltilip kabirlerinden çıkartıldıkları esnada müminlerle beraber olacaklardır. Özellikle ölüm esnasında mümin ve müstakim bir kul, meleklerin tesellisine, teskinine ve müjdesine nail olmakla belki de onlardan en değerli desteği görecektir. Zira melekler müminin üzerine inerek etrafını kuşatacak ve ona şu sözleri telkin edeceklerdir: Bu yolculuk nereye? Ben nereye gidiyorum? diye korkma! Geride bıraktığım ailem, sevdiklerimin durumu ne olacak diye üzülme ve kederlenme sakın!... Bilakis şu anda sen, Allah'ın söz verdiği ve Peygamberinin diliyle özelliklerini anlattığı cennete kavuşmak üzeresin, sana müjdeler olsun! Ne mutlu sana!..

Enes b. Mâlik (RA), bu ayet nâzil olduğu zaman Peygamber Efendimizin (SAV) büyük bir sevinç yaşadığını ve "Allah'ım! Ey ümmetimin ve Ka'benin Rabbi!" diye sevincini ifade ettiğini aktarmaktadır… Onu sevindiren hususların neler olduğuna da gelecek yazımızda değineceğimizi ifade ederek sözlerimize son veriyoruz. Cuma gününün feyiz ve bereketi üzerinize olsun, sağlıcakla kalınız efendim…

Mehmet Emin Ay

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2022 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN