Arama

İsmail Güleç
Ocak 27, 2024
Dua kısa ama anlamı uzun

Sinan Uluant Yetmişinden Sonra (İstanbul: Kubbealtı, 2024) başlıklı hatıralarında Aziz Bahriyeli'nin bir duasını nakleder. Bu kısa duanın sözleri şöyle:

Ya Rabbi! Gönlümü karartma,
Elimi daraltma,
Bugünümü aratma,
Senden başkasına yalvartma.
Amin.

Bahriyeli merhum bu kadar kısa duaya o kadar çok anlam sığdırmış ki her okumamda ayrı bir zevk alıyor ve hayran oluyorum. Duadan anladıklarımı vaktinizi fazla almadan açıklayabilirsem ne demek istediğim daha iyi anlaşılacağını düşünerek izaha gayret edeyim.

Gönlümü karartma

TDK sözlüğünde yaşamaya karşı sevgi ve isteğini azaltmak olarak geçmekte. Ayverdi Sözlüğü'nde ise "Çok sıkılmak, içine kasvet basmak, içi kararmak, yüreği kararmak" şeklinde açıklanmış.

Bu durumda gönlü karartmanın ilk anlamı heves ve şevki kaybetmek, dolayısıyla ümitsiz olmak. Dolayısıyla sıkılmak, üzülmek ve depresyona girmek anlamına da geliyor. İstediğimiz bir şey olmadığında veya istemediğimiz bir şey olduğunda, üzülür, içimize kapanır ve ümitsizliğe düşebiliriz. Tüm bunlar hayatın içinde olan şeyler ve hepimizin başına gelmiş ve gelmekte. Bu gibi durumlarda ya görevlerimizi ihmal ederiz ya da isyan etmeye başlayabiliriz. Bu durumda cümle şu anlama gelmekte:

"Ey Allah'ım, başımdan kötü bir şey geçtiğinde beni ümitsizliğe düşürme, çaresiz bırakma ki sana karşı kulluk vazifemi yerine getirirken zaafa uğramayayım ve sana karşı asi olmayayım."

Gönlü karartmanın bir anlamı daha var. O anlamı da şu hadis-i şerifi okuduğumuzda daha iyi anlıyoruz.

"Kul, bir günah işlediğinde kalbinde siyah bir nokta oluşur. Tövbe ettiği takdirde cilalanıp silinir. O günahı tekrar işlediği / günaha devam ettiği zaman, o siyah nokta da gittikçe büyür, kalbi istila eder. İşte bu husus, 'Hayır (Kur'an eskilerin masallarıdır, diyenlerin sözleri doğru değildir), bilakis işledikleri günahlar, onların kalplerini paslandırdı.' (Mütaffifin, 83/14) ayetinde geçen paslanmadır."

Hadis-i şerifte de ifade buyurulduğu gibi işlediğimiz her bir günah kalbimize konan bir siyah nokta. Kalbin kararması ise bu siyah noktaların artmasıyla yani çok günah işlemekle mümkün. Bu durumda duanın şöyle bir anlamı daha çıkıyor:

"Ey Allah'ım, bizi günah işlemekten koru, günah işlememize gidecek yolları kapat, kapat ki günah işleyip de kalbinizi karartmayalım, paslandırmayalım yani günahkâr olmayalım,"

Elimi daraltma

Elin daralması veya darda olması geçim sıkıntısına işaret eder. Malum el bizim en çok kullandığımız uzvumuz. Her işimizi onunla yaparız ve neredeyse tüm alet ve edevatı elimizle kullanırız. Elin daralması imkanların azalması, elin kullanılamayacak durumda olması kısaca geçim sıkıntısı çekmek anlamına gelir. Bu durumda dua şu hadis-i şerifin özeti olmakta:

Peygamberimiz, borçlu ve geçim sıkıntısı olan kimsenin şöyle dua etmesini tavsiye etmiştir: '(Ey) Sıkıntıları gideren, kederleri kaldıran, zor durumda kalanların dualarına icabet eden, dünya ve ahiretin rahman ve rahimi olan Allah'ım! (…) Benim borcumu ödemeyi nasip eyle, beni fakirlikten kurtar

Duanın bu cümlesi ile Allah'tan bize geçim sıkıntısı çektirmemesini, işsiz-güçsüz bırakmamasını istemiş oluyoruz.

Bugünümü aratma

Kısa ama çok şey anlatan bir cümle daha. Günlük hayatımızda en sık kullandığımız dualardan. Büyüklerimizden çok duyarız bu duayı. Bugünümüz iyi ise daha iyi günler yaşamayı istemiş oluyoruz. Eğer kötü ve zor bir gün yaşamış isek böyle zor günleri bir kez daha yaşatma demiş oluyoruz. Özellikle zor ve kötü zamanlar kastedilerek edilen bir duadır.

Bu duada ince bir nükte daha var. Zor zamanlarda, başımıza bir musibet isabet ettiğinde bu duayı ederek isyan etmekten kurtulmuş oluyoruz. Başıma gelen musibetlerden dolayı ağlayıp sızlamak, neredeyse isyan derecesinde şikâyet etmek yerine Kenan Rıfâî'nin:

Nâ-merd olayım çarha eğer minnet edersem,
Cevrinle senin ben keder etsem mi sanırsın?

Buyurduğu gibi başımıza gelen bela ve musibetlere üzülmemeli ve kahrın da hoş lütfun da hoş deyip sabretmeliyiz. Başımıza gelenlerin tekrarlanmaması için dua etmek bizi isyandan koruduğu gibi içinde düştüğümüz müşkül durumdan kurtulmamıza da yardım edecektir. Çünkü müşkül hallerden ancak sabredenler ve ayakta kalabilenler kurtulur.

Senden başkasına yalvartma

Duanın insan onurunu ve izzetini koruyan kısmına geldik. Bu duanın da iki anlamı var. İlki bir düstur olması, ikincisi ise dünya menfaati için kimsenin önünde eğilmemek.

Fatiha suresinde geçen "Ancak senden yardım isteriz." kısmı "senden başka kimseden bir şey istemeyiz, yalvarmayız." cümlesinin farklı söylenişinden başkası değil. Dolayısıyla bu duayı günde en az kırk defa yapıyoruz. Bahriyeli de bu ayeti farklı bir şekilde tercüme etmiş.

Bu dua bize aynı zamanda Allah'tan başka kimseden bir şey istememizi ve sadece ona sığınmamızı öğütleyen şu hadisi hatırlatıyor.

Hz. Peygamber "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyurmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Ayrıca şu hadis-i şerifi göz önünde bulundurduğumuzda bu dua ile çok önemli bir iş daha yapmış oluruz:

"Size bahşetmesini Allah'tan dileyiniz. Çünkü Allah kendisinden bir şey dilenmesinden hoşnut olur." (Tirmizî, Daavât 115)

Allah'tan başka birinden bir şey istememekle Allah'ı da hoşnut etmek az nimet midir.

Duanın ikinci bir anlamı ise zerre kadar dünya menfaati için kimsenin karşısında ezilip büzülme durumunda kalmaktan korunmaktır. Koca Ragıp Paşa bu durumda kalmanın nasıl bir zillet olduğunu bildiği için bizi uyarır:

Âhenden olsa da feleğin çek kemânını
Çekme felekte siflelerin imtinânını

(Demirden de olsa feleğin kemanını çek de alçak kimselerin başa kakmalarını çekme)

Ezherî adında bir şair meselenin farklı bir yönüne dikkat çekerek bizi uyarır:

Her denî minnetini çekmeyelip nefse uyup
Dûnlar minnetini nefse delâlet bilelim

(Alçak ve adi kimselerinin iyiliklerini heveslerimizin alameti bilelim de nefsimize uyup alçakların iyilikleri altında ezilmeyelim.)

İşte bu dua ile yaptığımız ve istediğimiz ikinci şey alçak ve adi kimselere yalvarmamak ve onların iyiliklerinin altında ezilmemak, başımıza kakmalarına katlanmamaktır.

Unutmayalım,

Minnet Hûda'ya, devlet-i dünyâ fenâ bulur

O vakit yazıyı Kıbrıs müftüsü şair Hilmî'nin şu beytiyle bitirelim:

Duâ-yı devlet için gerçi ref-i destimiz vardır
Duhûl-i ravza-yı ihsâne pâyimiz yokdur

(Sağlık, afiyet ve mutluluk için kaldıracak elimiz vardır, ama birisinin iyilik bahçesine girecek ayağımız yoktur. Yani Allah'tan başka kimseden bir şey istemeyiz.)

İsmail Güleç

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2024 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN