Arama

Hat san'atının büyük isimleri-77

Hat san'atının büyük isimleri-77

Şehzâdelerin Hocası: Kebecizâde Mehmed Vasfi Efendi

Kebeci esnafından Süleyman isimli bir zâtın oğlu olan Emin Vasfî, Konyalı Ebûbekir Râşid Efendi'den (Hat San'atının Büyük İsimleri-76) hüsn-i hat öğrenip hicrî 1181 (1767)'de icâzet aldı. Galata Sarayı'nda ve 'nda hat hocası olarak uzun yıllar çalıştı ve çok talebe yetiştirdi. Sultan IV. Mustafa'ya (1779-1808) ve Sultan II. Mahmud'a -tahta geçmelerinden önce- hüsn-i hat hocalığında bulundu; bunlardan Sultan II. Mahmud'a icâzet verdiği bilinir. Şehzâde Mahmud ile hocasının yüzyüze gelmeden, yazışarak hat derslerini sürdürdükleri, hâlen Topkapı Sarayı Müzesi Kütübhânesi-H.2288'deki meşklerinden anlaşılmaktadır. Dâimâ Arapça olarak tertiblenen icâzetnâme cümlelerini de -görebildiğimiz kadarıyla- Türkçe yazmayı gerçekleştiren, Kebecizâde'den başka hat muallimi yoktur.

Haziran 1831'de vefât eden ve Karacaahmed kabristanına defnolunan Hâfız Mehmed Vasfi'nin -icâzet alış tarihine bakılırsa- bu sıralarda 80 yaşını geçtiği muhakkaktır. Kendi devrine kadar yetişen hattatların kimin öğrencisi olduğunu gösteren bir "silsile-i hattâtîn" de tertipleyen Kebecizâde, bu silsilede zâtına ayırdığı makāmda, Hacc'a 1816'da gittiğini, yazdıkları arasında 20 mushaf, 150'ye yakın delâilü'l-hayrât ve en'âm-ı şerîf, 250'ye yakın Hâfız Osman tarzı hilye, 200 civârında diğer şekilde hilye, 230 kadar murakkaa, 3000 civarında kıt'a bulunduğunu beyan ettikten sonra, "bunları yazmaktan maksadın riyâ değil; duâ almak" olduğunu belirtmektedir. Hattatımızın Lâleli Câmii kapılarındaki hicrî 1197 (1783) tarihli celî sülüs yazıları, daha sonra doğacak olan Râkım (Hat San'atının Büyük İsimleri-14) üslûbunun yanında pek kaba görünmektedir.

Kebecizâde'nin burada tanıtılan hicrî 1210 (1795) tarihli mushafı, tabiî kaleminden daha ince nesih hattıyla yazılmış olup baştan sona san'at vasfını korumuştur. Mehmed Vasfi Efendi bazı eserlerinde Kebecizâde lakabını kullansa da, burada sâdece ismiyle yetinmekte; buna mukābil Sarây-ı Âmire-i Sultaniye'de (Topkapı Sarayı) ilm-i hat ve kitâbet muallimi olarak bulunduğunu belirttikten sonra, kendinden başka ebeveynini, hocasını (Ebubekir Râşid), ondan hat öğrenen ders şeriklerini, mushafı yazdıranı ve arkadaşlarını, yazdığı bu nüshaya güzel nazarla bakan, onu okuyan büyük/küçük herkesi hayırla anarak, bu saydıklarının dünya ve âhırette kötülüklerden korunması ve ihsâna nâil olması için Allah'a duâ etmektedir. Bu latîf eserin ömrünce yazdığı yirmi Kur'ân-ı Kerîm'den kaçıncısı olduğu ketebe sahifesinde belirtilmemekle beraber, meslek hayatının ortalarına isâbet ettiği târihen sabittir.

Serlevhası başta olmak üzere, eserin tezhîbi, XVIII. asır sonlarının henüz gelenekten kopmamış bir uygulamasıdır. Serlevhanın dış pervazında klâsik tezhîble beraber, zer-enderzer tarzı uyumlu bir şekilde işlenerek, ayrıca iğne perdahtına da yer verilmiş, desen zarif tığlarla tamamlanmıştır. Serlevhadan sonra gelen bütün sahifelerdeki yazı sâhası sarı ve yeşil altın kullanılarak çekilmiş zengin cedvellerle çerçevelenmiş; âyet sonlarına sadece zer-mürekkeple şeşhâne durak işlenmiştir. Duraklar, serlevhada farklı renkler de eklenerek pençhâne şekline çevrilmiştir.

İmza koymadığı için tanıyamadığımız müzehhibin işçiliği temizdir. Cüz, hizb ve secde gülleri özenlidir; her on âyette bir konulan aşere işaretleri zer-mürekkep kullanılarak rıkā' hattıyla yazılmıştır.

Mushafın kabı yazma olarak işlenip, rûmî motiflerinin üzerinde ince oluklar açan yekşâh demiri yürütüldüğü için yekşah cild adıyla tanınır. Kullanılan deri koyu kahverengi olmakla beraber şemse, salbek ve köşebend zeminleri çağla yeşiliyle renklendirildiği için bu kab mülevven vasfını da kazanmış olmaktadır, bunları üçiplik rûmî kenarsuyu çevirmektedir. Mushafı kaba bağlayan yan kâğıdları da zilbahar üslûbunda işlenmiştir.

Hâsılı, zamanımıza -henüz yazılıp bezenmiş gibi- tertemiz ve taptâze erişen bir Kitâbullah nüshasını zevk alacak gözlere tanıtmış oluyoruz.

Prof.

Resim 1: Kebecizâde Mehmed Vasfi mushafının serlevhası

Resim 2: Aynı mushafdan iki ara sahife

Resim 3: Aynı mushafın ferağ kaydı

Resim 4: Aynı mushafın yazma kabı

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2020 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN