Arama

Prof. Dr. Sefa Saygılı
Ocak 12, 2024
Antibiyotik direnci evrim teorisine kanıt olabilir mi?

"Ben dincilere yapacağımı bilirim" diyen bir sosyal medya fenomeni, evrim teorisi ile ilgili daha çok program yaparak Allah'a imanı zayıflatacağını zannetmiş. Bu yapımlardan birini izleyeyim dedim. Baktım evrimci bilimciye soru sorarken "En başta antibiyotiklere direnç evrimi ispatlıyor değil mi hocam?" diye alaycı ve kendinden emin tavırla konuşuyor. Evrim yanlısı bilim insanı ise tabi dercesine başını sallıyor.

Evrim teorisi ortaya atılalı bu kadar zaman geçmesine rağmen evrimcilerin başka delil (!) bulamayışları ilginç bir husustur. Sık sık medyaya "Yeni bir buluşla evrim kanıtlandı" şeklinde açıklamalar yapıyorlar ancak bir süre sonra bunun çarpıtma veya zorlama olduğu anlaşılıyor.

Daha yenilerde, "Beynin evrimi çözüldü" diye yine başlık atmışlar. Haberin içeriğine girince görüyorsunuz ki: "Güya primat beyinlerinde ortak olan yalnızca insanlarda evrimsel farklılaşmaya uğrayan ve benzersiz bilişsel yeteneğimizin kaynağı olabilecek 100'den fazla gen ortaya çıkarılmış."

Üstelik bu genler nasıl değiştiyse 'hızlı evrime' sebep olmuş. Hiç inandırıcılığı olmayan spekülasyonlar söz konusu yani.

Bu kadar zamandır buldukları fosillerden evrime kanıt bulamadıkları ibretlidir. Ellerinde kala kala antibiyotiklerin direnç geliştirmesi kalmıştır.

Bakterilerin direnç geliştirmesinin sebebi, antibiyotiklerin bakterileri etkileme biçimidir: Antibiyotikler moleküler yapılarından ötürü bakterinin belli bir proteinine kilitlenip işlevini yerine getirememesine sebep olurlar. Böylece bakteri ya ölür ya da çoğalamayarak enfeksiyon kontrol altına alınmış olur. Ancak bilindiği gibi, her canlı türünde olduğu gibi her bakteri türünün de farklı çeşitleri yani varyasyonları mevcuttur. Yeni çıkan bir antibiyotiğe hassas olanlar ölünce geriye antibiyotiğin kilitleneceği hedef proteinleri içermeyen bakteriler kalır. Bu, bakterilerin "geliştirdikleri" bir direnç değildir. Yani bakteriler antibiyotiğin etkisine maruz kalınca, "evrimleşerek" bu ilaca karşı yeni bir savunma mekanizması geliştirmiş değillerdir. "Dirençli" adı verilen bakteriler sadece, baştan beri o antibiyotiğin etki ettiği proteine sahip olmayan, dolayısıyla antibiyotiğin zarar veremediği bakterilerdir. Bu özellik, bu bakterilerde o antibiyotik keşfedilmeden önce de vardır; sonra da olmuştur.

Bakterilerin, evrim teorisini savunanların yeni ortaya çıktığını öne sürdükleri özelliklere antibiyotiğe maruz kalmadan önce de sahip oldukları bilinen bir gerçek. Scientific American dergisi, evrim teorisini savunan bir yayın olmasına karşın, Mart 1998 sayısında bu konuda şöyle bir itirafa yer vermektedir: Çok sayıda bakteri, daha ticari antibiyotikler kullanılmaya başlamadan önce de direnç genlerine sahipti. Bilim adamları bu genlerin neden evrimleştiklerini ve varlıklarını sürdürdüklerini kesinlikle bilmiyorlar.1

Günümüzde dirençli bakterilerin ortama hâkim olmaları şöyle olur: Bakteriler belli bir antibiyotiğin etkisine maruz kaldıklarında, ilaca dayanıksız varyasyonlar yok olur; dirençliler ise hayatta kalır ve daha fazla çoğalma imkânına kavuşurlar. Belli bir zaman sonra tamamen yok olan dirençsiz bakterilerin yerini, hızla çoğalan bu dirençli bakteriler doldurur. Bir süre sonra, aynı bakteri türü yalnızca söz konusu antibiyotiğe dirençli olan varyasyondan oluşan bir koloni haline gelir ve artık aynı antibiyotik o bakteri türüne karşı etkisiz kalır. Sonuçta bakteri hep aynı bakteri, tür hep aynı türdür.

Kısacası bazı bakterilerde antibiyotiğe direnç geni vardır. Fakat normal şartlarda inaktiftir. Antibiyotikle karşılaşınca aktif hale geçerek o bakteriye direnç özelliği kazandırmaktadır.

Ne şekilde olursa olsun, bakterilerde görülen antibiyotik direnci ile ortaya çıkan dirençli bakteriler yeni bir tür olmayıp tür içi gruplardır. Mikrobiyolojide tür içi varyasyonlarla oluşan gruplara varyasyonun tipine göre mutant, varyant, strain, hat ve suş gibi isimler verilir.

Evrimci görüşü savunanlar bakterilerde ve böceklerde görülen bu direnç olayına mikro evrim adını vererek türlerin evrimine delil olarak sunmaktadırlar. Ancak bu, hatalı bir adlandırma ve bir göz boyamadır. Çünkü tartışma konusu olan türlerin evrimi kapsamında değildir. Eğer bu direnç olayına evrim dersek o zaman bunu tartışmanın gereği yoktur. Çünkü tür içi varyasyon gözlemlenebilir ve laboratuvarda yapılabilir bir olaydır. Bir varsayım veya teori değil bir kanundur. Evrim ise teori veya daha doğru bir deyimle varsayımdır.

Bakteriler mükemmel ve karmaşık canlılardır

Canlılık, cansız sistemlere göre gerçekten muhteşem bir olaydır.

Hatta ağırlığı bir gramın trilyonda birinden daha hafif olan en ufak bakteri hücrelerinin bile cansız dünyada eşi benzeri yoktur. İnsan eliyle yapılmış herhangi bir makineden çok daha komplikedir, akıl almaz derecede karmaşıktır.

Basitmiş gibi görünen bir bakteri bile 4 bin kadar farklı proteine sahiptir.

Basit hücrelerin çıkışı 3,8 milyar yıl önceye dayandırılır. Metabolizma kapasitesi ve üreme fonksiyonuna sahip olan bir hücrenin karmaşıklığı çok şaşırtıcıdır. Paul Davies, Beşinci Mucize (1998) adlı kitabında öyle demektedir:

"Canlı hücre, büyüklüğü ölçüsünde, bildiğimiz en karmaşık sistemdir. Ondaki özel moleküller ki büyük kısmı yalnızca canlılarda bulunur, son derece karmaşıktır. Hepsi çok zarif bir bağlılıkla ve nefes kesici doğrulukta bir orkestrasyonla dans eder (….) Yine de bu dansın ortada görünen bir kareografi, akıllı bir denetçisi, bir mistik gücü, bilinçli bir kontrol aracı yoktur."

Hücrenin bilgi zenginliğine gelince, ateist Richard Dawkins (1986) bile "Her hücrenin otuz ciltlik Britannica Ansiklopedisi'nin tamamından daha fazla dijital kodlu bir veri tabanı içerdiğini" söylemektedir.

Bu da, rastgele kimyasal birleşme ile kendiliğinden olamayacağına göre, bu olağanüstü karmaşık düzenin yaratıldığı gerçeğine bizi götürür. Üstelik tüm yaşayan organizmaların hepsinin aynı maddelerden oluşması, aynı ilkelere göre davranmaları ve gerçekten birbirleriyle ilişkili olmaları tek bir yaratıcıyı gösterir.

Prof. Dr. Sefa Saygılı

1. Dr. Lee Spetner, "Lee Spetner/Edward Max Dialogue: Continuing an Exchange with Dr. Edward E. Max," 2001, http://www.trueorigin.org/spetner2.asp

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2024 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN