Arama

Prof. Dr. Sefa Saygılı
Aralık 27, 2021
Başucu eseri olarak Safahat
Sesli dinlemek için tıklayınız.

İstiklal Marşımızın yazılışı ve kabul edilişinden bu yana 100 yıl geçmiş. 27 Aralık ise Mehmet Akif'in 85. vefat yıldönümü.

Mehmet Akif'i Türk milleti hep sevmiş, kendi sesi ve aileden biri, sanki büyük babası gibi kabul etmiştir. Bunda da Akif'in tertemiz, yazdığını yaşayan; oldukça samimi mısralarının rolü büyüktür.

Onun hayatında zikzaklar yoktu. Toplumumuzun dertlerini, hastalıklarını, haksızlıkları ve zulümleri içten ve acısını yüreğinde hissederek anlatıyor, bunlara çözüm yolları teklif ediyordu. Mısralarını yer yer hıçkırıklarla ağlayarak bazen şaşırarak ve hayretler içinde kalarak kaleme alıyordu.

Akif'in baş eseri olan Safahat'ı daha önce bölümler halinde okumuştum. Bu vesile ile yeniden baştan sonra okuyunca gördüm ki 100 yıl önce yazılsa da bugüne seslenmektedir. Adeta günümüzün problemlerini dile getirmekte ve çareler önermektedir.

Üstad Cemil Meriç Kültürden İrfana adlı eserinde Mehmet Akif'i ve Safahat'ı ne de güzel anlatmaktadır:

"Akif'i bütün buudlarıyla tanımak için kitabını elimizden düşürmemeliyiz. Fakat her mabede girer gibi saygı ile sevgiyle eğilmeliyiz o sayfalara. Akif, her an tazedir. Zekâsı, sezişi ve imanıyla, kördüğüm olmuş birçok meseleyi aydınlığa kavuşturacak bir vicdandır Akif. Her namuslu insanın yol arkadaşı ve düşünce tarihimizin kilometre taşlarından biridir. Hiçbir şairimiz sömürgeci Avrupa'nın kepazeliklerini onun kadar isabetli sergilememiş ve Hristiyan medeniyetinin kangrenleşmiş yaralarını gözler önüne sermemiştir.

Akif'i dertlendiren umumi hüzün yalnız kendi tarihinden yükselen ıstırap sayhaları değil, bütün mazlum İslam milletlerinin bugün maruz kaldığı insafsız istismar faciasıdır.

Emperyalizm hiçbir zaman Akif kadar müthiş bir düşman tanımamıştır. Akif hem bir ülkenin sesidir, hem de bütün bir kıtanın. Bu çığlığa kulaklarımızı ve gönlümüzü açık bulunduramazsak hatalarımızın sonu gelmez.

Safahat'ı okuyun. Hem sonsuz bir zevk duyacaksınız, hem de birçok hakikatlere aşina olacaksınız. Hem bir edebiyat şöleni hem de bir iman tazelemek. Akiflere belki her zamandan çok bugün ihtiyacımız var." (Cemil Meriç, Kültürden İrfana)

AKİF İSLAM RUHUNU YANSITIR

Akif'in hayatının her cephesi sadece İslam ruhu ile izah edilebilir. İlim aşkı, sarsılmaz ahlâkı, dürüstlüğü, vatanperverliği, milletine bağlılığı, bu uğurda hayatını istihkar etmesi, vakar, tevazu ve feragati, samimiyeti, sevgisindeki ciddiyeti ve vefası, çalışkanlığı; fani, beşeri zevklere iltifat etmemesi tamamen bir Müslüman karakteridir.

Onun Müslümanlığı tarihi hakikatlere uygun, ilmi ve aklıselimi her şeyin fevkinde tutan, hurafelerden uzak, şekilden ziyade ruha bağlı bir Müslümanlıktı.

Safahat, ülke sorunlarımız üzerinde düşünenlerin asla ihmal edemeyeceği bir kaynaktır. İsabetli görüş ve düşüncelerle dile getirilmiştir. Vatan ve millet meselelerini, dertlerimizi bu kadar canlı, kuvvetli ve etraflı bir şekilde söyler, anlatır; bunlar için çareler, tedbirler düşünür. Yalnız kendi devrinin değil, geleceğin problemlerine de tercüman olan Safahat, önem ve değerini hiçbir zaman kaybetmeyecektir. Teklifleri akla ve mantığa uygundur. Tarihten ve çevresinde olup bitenden de yararlanarak İslami referanslarını da kullanarak problemlere çözümler üretir. Yerine göre bazen alaycı ve iğneleyici ifadelerle, bazen de nüktelerle üslubunu süsler. Halk dilini ince esprilerle süsleyerek büyük dil, sanat ve müşahede kudretini ispat etmiş. Kafiye ve vezin hususunda oldukça zevk veriyor. Hikâye tadında şiir üstelik ibretli ve didaktik, ders vermektedir.

Safahat'ta daima koşan, seyreden, üzülen, acıyan, sevinen, kızan, isyan eden, konuşan, tartışan... Velhasıl bir saniye durmayan, bir tek kahramanla karşılaşılmaktadır. O da Akif'in kendisidir. Herkes için durmak ve oturmak bir hayat tarzı iken onun için ölümdür.

Kuşçubaşı Eşref Bey'e yazdığı bir mektubu şöyle bitirmektedir: "Gaye uğrunda çalışmak, didinmek ve ölmek... Ah ne güzel meşgale, o ne hoş eğlence, o ne mesut hâtime imiş."

DÜRÜST VE SAMİMİ

Çalışma hayatında doğruluk, dürüstlük ve iş ahlâkı önemlidir. Emek ve alın teri olmadan elde edilen kazancın bereketi ve kalıcılığı da olmaz. Bu yüzden o, "San'atın % 90'nın ter, ancak % 10'nun da ilham" olduğuna inanmaktadır.

Akif, yüksek bir seciye ve ahlak sahibidir. Doğruluğu, şahsi menfaatlerden uzak duruşu, vefakârlık ve engin vatanseverliği, fedakârlığı ile tanınmıştır.

Şair hayatının her safhasında olduğu gibi dürüsttür ve samimidir:

"Hayır, hayal ile yoktur benim alışverişim,
İnan ki her ne demişsem görüp de söylemişim.
Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek:
Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek."
***

Akif'e göre Müslüman; karamsar, ümitsiz, tembel, korkak olmaz. Çünkü bunlar Kur'an'ın ruhuna aykırıdır. İslam dini, azmi ve çalışmayı emreder. Müslüman hayata küsmez, zira İslam dini hayat dinidir. Ancak samimi, cesur ve doğru olunmalıdır.

Akif, toplumda yaygınlaşan ve tembelliğe sevk eden yanlış inançlarla, hurafelerle mücadele eder; onlara öldürücü darbeler indirir. Üstelik bunu mantıklı ve çok hoş, akıcı bir üslupla, dini kaynaklarımızdan referanslar vererek, geçmişten ve o devirden yaşanmış hadiseleri ibret nazarıyla anlatarak yapar.

Akif kendinden çok halkını ve milletini düşünen, maziye ve ecdadına bağlı, milletin birlik ve bütünlüğünü savunan, cehaleti terk edip ilim ve hakikat yolunu gösteren, ümitsizlik ve karamsarlığa karşı çıkan samimi bir Müslümandır. Eseri Safahat ise muhteşemdir ve klasikler arasına girmiştir.

İran'a gittiğimde orada milli eser olarak Firdevsi'nin Şehname adlı kitabının çok okunduğunu ve hemen her evde bulunduğunu söylemişlerdi. Herhalde bizde de Safahat buna layıktır.

Prof. Dr. Sefa Saygılı

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2022 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN