Mevlid kutlamasına dair
Adet mi ibadet mi tartışmaları etrafında Mevlid konusunda akut ve sical tartışmalar devam ediyor. Burada işin şekli özünü geçmiştir. Önemli olan Müslümanlar arasında birlik ve beraberlik havasıdır. Asude iklimi yakalamaktır. Bunu dağıtan hususlardan kaçınmak gerekir. İhtilafların büyütülmemesi veya büyüten mecralara iltifat edilmemesidir. Bu noktada İbn Teymiyye ile Vehhabiler ayrışmaktadır.
İbn Teymiyye Vehhabi değildir ama Vehhabiler çığır olarak İbn Teymiyye'cidir. Mevlid yasağında Vehhabiler İbn Teymiyye'yi bile dinlememektedir. Onlar ihtilafa iman etmişlerdir. İbn Teymiyye mevlid kandili ve etkinliğinin fazilet olduğunu ifade etmektedir. İktizaü's-Sırati'l Müstakim adlı eserinde mevlid okunmasında veya kutlanmasında bir beis olmadığına hükmetmiştir. Lakin Vehhabiler bunu yapan İbn Teymiyye dahi olsa görüşünü reddediyorlar. Onlara göre isim değil menhec önemlidir. İbn Teymiyye'nin bu görüşünü ibraz eden Muhammed Alevi Maliki gibi alimler bu yaklaşımı öne çıkararak mevlid tartışmasına son vermek, tatlıya bağlamak istemişlerdir. Madem ki Selefiliğin banisi, birinci adamı olan İbn Teymiyye bile böyle söylemiş; öyle ise akan sular durur. Ama fiiliyatta böyle olmuyor. Abdulaziz Bin Baz kim olursa olsun menhecin üzerinde olmadığını söylemiştir (https://binbaz.org.sa/ fatwas/2355 ). Bu mesele kişilerin üzerinde olduğunu ve meselenin aslına bakmak gerektiğini söylemiştir. Ahmed Bin Hanbel veya meşahire atfedilen bir sözü kendisine şiar ve hüccet ittihaz etmiştir. O şudur: Arif erricale bilhakki la tarif el hakka birricali. İnsanları hakla tanı, hakkı insanlarla tanıma. Yani mevlidin meşruiyetine dair İbn Teymiyye bile söz söylese dinlenmemektedir. Onlara göre bu ilkelerin veya prensiplerin ışığında tartışılır. Sözleri ezbere kabul edilmez. Nitekim bazı başka eserlerinden mevlidin bidat olduğuna dair görüşler getirilmiştir. İbn Teymiyye bazen bir konu etrafında birden fazla görüş serdetmektedir. Bu da hangi görüşünün esas alınacağı tartışmalarını beraberinde getirmektedir. Kaldı ki İbn Teymiyye'nin bu konuya olumlu baktığına emin olsalar bile tabileri tevil yoluna sapmaktan kaçınmazlar. Onlar için önemli olan doğrunun bulunması değil tezlerin tasdikidir. İbn Teymiyye hulasa şöyle demektedir: Bazı insanların yaptığı gibi mevlidi tazim etmenin ve o günü kutlama günü (mevsim) edinmenin yani kutlamanın sakıncası yoktur. Aksine iyi niyetle bunu yapanlar ecirlerini alırlar. Lakin bu hususta Vehhabiler İbn Teymiyye'ye katılmazlar bilakis onun sözlerini tevil ederler. Onun sözleri yerine asıl ve kaidelere başvururlar.
Cezayirli Şeyh Cemil Halim el Hüseyni de İktizaü's-Sırati'l Müstakim kitabına atıfta bulunarak Selefilerin ilk ve öncü isimlerinden İbn Teymiyye'nin mevlid okutulmasını onayladığını söylemektedir. Tevil yollu iyi niyet ve peygamberi taziminden dolayı böyle uyguladıklarını var sayar ve onları en azından mazur görür. Kutlayanları kınamaz bilakis me'cur sayar.
Bunu tevil eden bazı Selefiler mevlid okuyanların veya kutlayanların cehaletlerinden dolayı mazur olacaklarını dermeyan etmektedir. Vahim hata. Vehhabilerin nakline göre İbn Teymiyye cahiller iyi niyetlerinden dolayı sevap alabilirler! Lakin Cezayirli Selefi karşıtlarından Cemil Halim el Hüseyni'ye göre şeriat dairesinde böyle bir kural yoktur. İyi niyetle kötü amel işlenmez. İçki içilmez veya kumar oynanmaz. Lakin İbn Teymiyye'yi bu noktada tevil edenlerin buna da bir cevapları olmalıdır. Şöyle ki içki ile kumar dinde zorunlu olarak haram olarak bilinen hususlardan ve fiillerdendir. Bunu işleyenlerin bilmemek gibi mazeretleri olamaz.
Mevlid ise böyle değildir. Dinde yasaklanmış değil sadece sarahaten onaylanmamış bir gelenek veya çığır olabilir. Daru'l Marife tarafından geçmişte basılan İktizaü's-Sırati'l Müstakim adlı eserin 297. sayfasında İbn Teymiyye açıktan mevlid kutlamalarına cevaz vermektedir (https://www.youtube.com/ shorts/XS1jnU1CQiU ). İbn Teymiye'nin bakış açısı bu cihetle anlaşılmıştır. Peki o halde neden Hazreti Peygamberin kabrinin müstakil ziyaretine onay vermiyor! Burada çelişki yok mu? Özel olarak Hazreti Peygamberin kabrine ziyaret düzenlemeyi uygun bulmuyor lakin umre ve hac münasebetleri içinde bunun yapıldığını ve bir beis olmadığını söylemektedir. Burada karmaşık bir durum söz konusudur. Takiyyüddin Subki gibi alimlerin bu görüşe katılmadıkları izahtan varestedir. Hazreti Peygamberden menkul benim kabrimi bayram yeri yapmayın gibi uyarılar bu konuda görüş farklılığına neden olmuştur. Bununla birlikte taraflara göre hususi olmasa bile umum ziyaretler meşrudur ve ötesinde makbuldür. İbn Teymiyye'yi Selefilerin atası saysak bile klasik anlamda ehlisünnet sayılan ulema arasında da mevlide karşı çıkanlar olmuştur. Dolayısıyla mevlid taraftarı veya karşıtı gibi gruplaşmalar biraz da suni olarak körüklenmektedir. Kat'i bir hüküm olmadıkça bu konu etrafındaki cedel terk edilmelidir. Önemli olan ihtilaflara yeni ihtilaflar katmamaktır. İhtilafların kaşınması yerine yaraların sarılması daha evladır.
Mustafa Özcan
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.