Mustafa Özcan
24 Ağustos 2026
Mustafa Özcan
Berzahtaki hesaplaşma
Tüm Yazıları

Berzahtaki hesaplaşma

Adnan Muhammed Zerzor adlı Suriyeli alim ve yazar 90 yaşını geçkin bir vaziyette vefat etti. Mirası elenirken Buti ailesi ve yandaşları ile karşıtları arasında yeni bir polemik zinciri koptu. Muhammed Said Ramazan el Buti'nin oğullarından Abdurrahman el Buti, Zerzor'un geçmişte babasıyla alakalı olarak nahoş ifadeler kullandığını kabul etmekle birlikte bunun aradaki bağları ve köprüleri ila nihayet yıkmayacağını tasavvur ediyor. Üstelik Zerzor Molla Ramazan hakkında hürmetini eksik etmiyor. Abdurrahman el Buti belki de şartların zorlamasıyla Zerzor'un arkasından saygıyla söz ediyor.

Eski defterleri karıştırmak yerine bilakis kapatmak istiyor. Devrim yandaşlarının babası hakkında görüşlerinde hürmeti muhafaza etmek kaydıyla haklı olduklarını da söylüyor. Babasının devrik rejimle ilişkilerinde hatalı olduğunu o da kabul ediyor. Hatta 'rücu imkanı bulsaydı onu da yapardı' diyor. Fırsatını bulmuş olsaydı görüş ve tutumlarını değiştireceğini tahmin ediyor. Ölülerin mirasını çekiştirmenin doğru olmadığını ifade ediyor. 'Yeter! Ölülerin mirasını daha fazla çekiştirmeyelim' diyor. Belli ki Abdurrahman el-Buti alttan alıyor ve eski defterlerin üzerini bu surette sünger çekmek istiyor. Lakin devr-i sabıkın sillesini yiyenler Buti'yi kolay kolay affetmiyor ve onu çekiştirmekten kolay kolay vazgeçecek gibi görünmüyorlar. Babası hakkında yazanlar arasında en fazla kızdığı bir isim var. O da Almanya safhasından sonra Kanada'ya yerleşen Suriye hakkında çeşitli kitap ve makaleleri bulunan Cevdet Said'in akrabalarından Çerkez asıllı Halis Çelebi'dir. Buti hakkında eğip bükmeden 'münafık' tabirini kullanıyor. Onun ötesinde Selahaddin Eyyübi'nin haziresine gömülmesini de içine sindiremiyor ve Hafız Esat'ın kabrinden atılması gibi onun da Selahaddin haziresinden atılmasını istiyor. Belli ki eski rejim Buti'yi öldürdükten sonra rüşvet kabilinden ona Selahaddin haziresinde bir yer ayarlıyor.

Halis Çelebi'nin Buti ile rejim üzerinden hasmane ilişkileri olsa bile Müslüman Kardeşlere mesafe babından ortak yönleri ve yanları da bulunuyor. Bir zamanlar İhvan mensupları arasında olan Halis Çelebi de zamanla İhvan'a ters dönmüştür. Bu açıdan Halis Çelebi'nin Buti'ye karşı şiddetli mukabele edeceğini ummuyordum. Lakin rejim karşıtlığı ile taraftarlığı üzerinden tarafların husumeti, çekişmesi köklü hale gelmiş. Abdurrahman el Buti Halis Çelabi'nin babasına münafık demesine fazlasıyla alınmış. Hatalarını kabul etmekle birlikte bu sıfatı reddediyor. Ayrıca kişilik olarak Halis Çelebi Buti'nin Kürt kimliğine atıfta bulunuyor ve inatçılığını buna bağlıyor.

Buti'nin hayatta iken sarıldığı bahanelerden birisi komplo teorileriydi. Bu teoriler Esat ailesi içinde de sıklıkla dile getirilmekte idi. Buti'yi komplo teorilerine alıştıran müptela eden de Muhammed Nasıf Hayır Bek olmuştur. Aile herkese komplo kurmakla birlikte zihinleri de komplo teorileriyle ifsat etmiştir. Asıf Şevket de Esat muhaliflerini komplo teorileriyle avlamaya çalışmıştır. Yani hem komplo yapıyor hem de komplo satıyorlardı. Merhum Buti siyasi tevil ve tebrir mesleğini bunun üzerine inşa etmiştir. Negatif surette siyasetle çok ilgilenmiştir. Esat ailesini ıslah edebileceği varsayımıyla muhataralı bir yola girmiştir. Bu arzu bir hakikate hayat vermek yerine bir heva ve hevesin ürünü gibi görünmektedir. Bu yolda mesafe aldığı için iş işten geçtikten sonra geri dönüş yolu da kapanmıştır.

Adnan Muhammed Zerzor ile Buti talebelik arkadaşıdır. Abdurrahman el Buti'ye göre ruh ikizleridir. Belli ki Zerzor üzerinden Buti'ler kendilerine meşruiyet devşirmek istiyorlar. Lakin Zerzor onunla ilgili olarak pek de hüsnü şahadette bulunmaz. İki tutkusundan bahseder. Bunlardan birisi Esat ailesini kollaması. İkincisi de hayatı boyunca kendisini Ümmü Gülsüm'ün nağmelerine kaptırmasıdır. Hatta Ezher günlerinde Davabit el Maslaha adlı eserini hazırlarken kulağı Ümmü Gülsüm'ün nağmelerindedir. Oda arkadaşı Zerzor öyle söylüyor. Bunu bir zafiyet olarak kabul edebilirsiniz. Lakin asıl sorun Esat ailesiyle ilişkileridir. Gelenekçi ekolden Buti, Keftaro ve bir yere kadar Ferfur ailesi Esat hanedanlığı için dini olarak kendilerini siper etmişlerdir.

Üçüncü bir yol yok muydu? Elbette vardı. Bu üçüncü yolu ise Nureddin Itır, Vehbi Zuheyli gibi diğer Şam alimleri temsil etmiştir. Ne rejimin yanında durmuşlar ne de muhaliflerin saflarına geçmişlerdir. İlmi alanda kalmışlardır. Adnan Muhammed Zerzor ile Vehbi Zuheyli bir Arap başkentinde karşılaşırlar. Söz döner dolaşır Şam'daki Şeriat Fakültesindeki eski arkadaş ve meslektaşlarından Muhammed Said Ramazan el Buti'yi gelir. Zerzor Zuheyli'den kanaatini sorar. Şöyle cevap alır: Bir ayağı uçurumda. Diğerinin de düşmesi yakındır. Yar ve uçuruma doğru bir adımını atmış bulunuyor. Bu çok geçmeden iki ayağıyla birlikte yardan yuvarlanacağı anlamına gelir.

Nitekim öyle de olmuştur. Oğlu Abdurrahman Buti'nin katilleri arasında rejimin unsurlarının olabileceğini reddetmiyor aksine doğruluyor. Vehbi Zuheyli kendi tutumunu şöyle izah eder: Allah'a hamd ederim ki hakkı açıktan dile getiremesem bile hiçbir biçimde batılı savunmadım ve temsil etmedim...

Buti ile karşıtlarının berzahtaki hesaplaşmasından alınacak ders şudur: "Kurb-i sultan ateş-i suzan" (Sultana yakınlık sahibini yakar). Buti'nin tarihe mal olan hatası ise hak batıl mücadelesinde görüntüyü uzun süre kilitlemesi ve bulandırmasıdır.

Lakin şimdi kad hashasa'l hak. Hak pürüzsüz ortaya çıkmıştır. Keşke yaşananlar hiç yaşanmamış olsaydı.

Mustafa Özcan

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

YAZAR ARŞİVİ

Mustafa Özcan

Mustafa Özcan Diğer Yazıları