Mustafa Özcan
20 Ağustos 2026
Mustafa Özcan
Modernistler ile gelenekçiler arasında kıyamet alametleri
Tüm Yazıları

Modernistler ile gelenekçiler arasında kıyamet alametleri

Bir zamanlar Türkiye'de İslami Sol akımının mürevvici ve banisi olan Hasan Hanefi'nin alıcısı bir hayli çoktu. Onu ilk kez İranlı akademisyen Hüseyin Nasr'ın eserlerinden biri üzerinden tanımış olmalıyım. 1980'li yılların başı olmalı. Bu akımı siyasette Kaddafi akımı karşılayabilir. Eklektik bir düşünceyi temsil ediyor. Yelpazesi geniş. Bu genişlik içinde Kaddafi'den Humeyni'ye kadar ne ararsan bulabilirsin!

Mısır'da Müslüman Kardeşler akımının öncü isimlerinden Muhammed Selim Avva'nın 1990'lı yıllarda kaleme almış olduğu Ezmetü'l Müesseseti'd Diniyye/Dini Kurumlarda Kriz adlı eserini okurken dolaylı olarak Hasan Hanefi'nin türrehatıyla, saçmalıklarıyla karşılaştım. Yazar burada bir hayretini gizleyemiyordu. Nasıl olur da Mahmud Şeltut'u anma programına Hasan Hanefi gibi birisi çağrılmış olabilirdi? Başka birisini bulamamışlar mıydı?

Esasında davet heyeti tam isabet etmiş. Bu konuda Hasan Hanefi'den daha yetkinini ve yektasını bulamazlardı. Belli ki en uygunu o olmalı. Bence de tam isabet!

Avva, Şeltut toplantısında bir felsefeciyi konuşmacı olarak çağırmalarını yadırgıyordu. Zira Hasan Hanefi'nin sağı solu belli değil. Her tarafı sobeliyor! Karması içinde doğru ya da yanlış iç içe! Daha doğrusu yanlışlar kümesini temsil ediyor. Muhammed Selim Avva kitabında bu acayip ve garaip fikirleri serdeden felsefecinin adını vermiyor. Belki polemik konusu yapmak istemiyor! Lakin merhum Muhammed İmara'nın el İslam Beyne't Tenviri ve't Tezvir adlı eseri üzerinden adrese ulaşıyoruz. Avva, İmara'nın (Aydınlanma ile Çarpıtma Arasında İslam adlı kitapta) bu zata fena bindirdiğini ifade eder. Muhammed İmara'nın eseri üzerinden uçuk kaçık fikirleri olan felsefecinin Hasan Hanefi olduğunu keşfediyoruz. Muhammed İmara söz konusu kitabında daha ziyade üç kişiyi ele alıyor. Siyasal İslam avcısı Muhammed Seyyid Aşmavi, vahyin gnostik tevilcisi Nasr Hamid Ebu Zeyd ve her yola çıkan ve çeken Hasan Hanefi.

Muhammed Selim Avva'nın İmam Mahmud Şeltut toplantısına konuşmacı olarak Hasan Hanefi'nin çağrılmasını yadırgamasını, yadırgadık. Ondan iyisini mi bulacaklardı? Çağrıyı isabetsiz olarak görse de bize göre gayet isabetli olmuştur. Hasan Hanefi de orada vahyin (Kur'an ve hadis) kıyamet alametlerine dair veri getirmediğini ve bunların uydurma olduğunu (Daru'ş Şuruk, s: 43) söylüyor. Bu da bizi modernist akıma ve tevilcilerine götürüyor. Mahmut Şeltut, Reşid Rıza gibilerinin yolundan giderek Mesih'in nüzulü ya da Mehdi'nin zuhuru gibi alametleri reddediyor. Kulak asmıyor! Dolayısıyla onu en iyi anlatacak isimlerin başında bizzat fikir arkadaşı Hasan Hanefi gelmektedir. Mahmud Şeltut ayrıca Caferi fıkhıyla amel etmenin meşru olduğunu söylemiştir. Halbuki itirazlar Cafer-i Sadık'a olmayıp onun görüşlerinin Şia üzerinden nakl-ı sahih ile gelip gelmediğine dairdir.

Muhammed Selim Avva'nın ilgili eseri üzerinden Hasan Hanefi'nin Türkiye'deki bazı mukallitlerini de keşfetme imkanı buluyoruz. Bunlardan birisi Mustafa İslamoğlu olmalıdır. Ümmeti salat-u selam üzerinden rüşvetçi ilan etmiştir. Tevillerini de yeniden üreterek sahada tutunma mücadelesi veriyor. Üstadı Hasan Hanefi ise Allah'a olan övgü ve senaların sultanlara yapılan yağcılıktan bir farkı olmadığını söylemiştir.

Kafadarı Mustafa İslamoğlu'nun salavat getirmenin Peygambere yağcılık olduğunu söylemesi gibi.

Hasan Hanefi'de ne ezel vardır ne de ilah vardır. Bu yönlü ezoterik felefesini Ezher hocaları karşısında işlemeye devam eder. Bizde de son yıllarda böyle nevzuhur tipler türedi. İttiba yani uymak yerine ibtidayı yani uydurmayı esas alıyorlar.

Bir sürü de meraklıları var. İmam Gazali kıyamet alametleriyle alakalı hadislerin Hazreti Peygamberin mucizeleri kapsamında ve arasında bulunduğunu söylemiştir. Yaşanan ve yaşanmakta olan alametleri vahiy almadan bilmek mümkün değil. Öyleyse kıyamet alametlerinin arkasında vahiy süreci vardır. Bunların tahakkuku zamana yayıldığı için yürüyen mucizelerdir. Hasan Hanefi gibiler ise onları uydurma sayıyor! Gecesi gündüz gibi aydınlık olan yoldan sapanlar kendilerini suçlasınlar. İnsanlar bir kere iki kere aldatılabilir, sonsuz aldatma imkanı yoktur. Hadiste şu tembih yer alıyor: "Benim sünnetime ve benden sonraki hidayet üzere olan Raşid halifelerin sünnetine sarılın; onlara azı dişlerinizle ısırırcasına sımsıkı sarılın. Sonradan çıkarılan dinî yeniliklerden (bid'atlerden) kaçının. Çünkü sonradan dinde çıkarılan her bid'at sapıklıktır."

Mustafa Özcan

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

YAZAR ARŞİVİ

Mustafa Özcan

Mustafa Özcan Diğer Yazıları