Atarlanan Antere!
Yaptıklarıyla ve yapmadıklarıyla İran iyice gözden düşüyor. Köşeye sıkışıyor. İçi boş tehditlerle sadece ortamı geriyor. Geçmişte Filistin el Müslime dergisinin yayın yönetmenliğini yapan Yaser Zeatire, İran'ın hakkında ölüm tehditleri yağdırmasına karşılık Trump'ın temelsiz bir endişeye kapıldığını ve gereksiz vaveyla kopardığını ileri sürüyor. Bunları abarttığını düşünüyor. Lakin bu fırsatı ona İranlıların bahşettiğini unutuyor. Bu nokta eksik kalıyor! Zeatire'ye göre Trump'ın İranlılar nezdinde birinci hedef haline gelmiş olması gerçeklere uymuyor. Bunu ham hayal görüyor. Halbuki doğrusu Trump'ın tespitidir. İranlıların intikam naraları atmaları yerinde olabilir. Lakin siyaseten de doğru mudur? Yapmayacakları ve yamayacakları şeyi söylemeleri itibarlarını sarsmaz mı? Tartışmaya açık bir husus! İranlılar tehdidi ika edebilirler veya etmeyebilirler. Bu güçlerine ve alabilecekleri risklere bağlı bir keyfiyettir! İranlılar böyle tehditler savuruyorlar. Trump'ın bunları sineye çekmesi mi gerekir? Yoksa ciddiye alıp gereğini yapması mı? Ciddiye alması veya siyasi müeyyide, yaptırım uygulaması ve yatırıma dönüştürmesi başka bir meseledir. Lakin böyle içi dolu olmasa da tehditler var. Kimse yok diyemez. Söz gelimi İranlı parlamenter Hamid Rasani büyük bir fırsatı kaçırdıklarını hayıflanarak anlatıyor. Ankara'da iken Trump'ın işini uzun menzilli füzelerle bitirebileceklerini söylemiştir. Belki de Saddam ile Trump'ı karıştırıyor olabilirler. Söz konusu vekil; Trump, Türkiye'de iken füzelerle hedef alınabileceğini söylemiştir. Tehevvür gösterdikleri veya pervasızlık yaptıkları kesin.
ABD'ye niyet edip Körfez ülkelerini vuruyorlar. Haçlılara niyet edip 'Yezidi cephesini' dövüyorlar. Durduk yerde ateşkes niye bozuldu? Bir sebebi olmalı. Bunun makul bir cevabı var. Bu yeniden savaş ihtimalini güçlendirir mi? Bilinmez lakin İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçı, ABD'nin İran topraklarına misilleme yapmadan önce arabuluculara yani Kushner ve Witkoff'a bir bildirimde bulunuyor. Devrim Muhafızlarını zapt edemediklerini ve dolayısıyla Hürmüz'de seyr-i sefer halinde olan gemilere bundan sonra da ateş açabileceklerini aktarmıştır. Ateşkesin şartlı olması da bu ihtimalin göz ardı edilmediğini gösteriyor. Bunun üzerine Trump da misilleme düzenine geçmiştir.
Şimdi burada İran yanlısı Filistinlileri sorgulamamız da gerekir. Elbette Trump'a güvenilmez. Lakin Amerikan tarafı İran'ın ateşkes mutabakatını kanıksamadığını ve vakti ve zamanı gelince olur olmaz bahanelerle saldırıya geçeceğini hesaplıyordu. Öyle de olmuştur. Mutabakata dair bir hazımsızlığın olduğu ortada. Zeatire ile Veli Nasr gibiler bunu İran yanlısı zaviyeden okuyorlar. Zehi gaflet! Halbuki mesele tek yanlı değil çift yanlıdır. En azından sorun iki parçadan oluşuyor. İran ile ABD-İsrail cephesi. Elbette ticari bir güzergah ve bir su yolu olarak selameti bütün dünyayı da ilgilendiriyor. Hürmüz bulunacak alternatifleriyle değerini kaybederek İran'ın elinde işlevsiz kalabilir. İran'ın yaptıklarını da öbür cepheye yıkarsanız kantarın topuzu ve ipin ucu kaçabilir. Manevi tatmin hissiyle kala kalırsınız.
Bir zamanlar Nasır'ın arkasına düşen Filistinliler o dönemde hata yaptıkları gibi şimdi de hata yapıyorlar. Ya da kendilerini avutuyorlar. Bu kalemşörler İran'ın peşine düşerek yine hata üzerine hata yapıyorlar. İstismara açık hale geliyorlar. Teenni ile hareket etmek lazım. Şimdi Araplar Devrim Muhafızlarının davranışlarını ve Hamid Rasani gibilerinin açıklamalarını Arapların Battal Gazisi hükmünde olan şövalye Antere ile kıyaslıyorlar. Bu adele ve pazu gösterilerinin geri tepeceğini düşünüyorlar.
Mustafa Özcan
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.