Taşburun'da hatıralara hatıra kattık
Sakarya'da bir işimiz vardı. İşimizi görmek için şehre yöneldik. Ardından Kuzuluk üzerinden Mudurnu'ya gitmeye niyet ettik. Lakin zamanımızın darlığından dolayı bundan vazgeçtik, güzergahımızı değiştirdik.
Son yıllarda kısmen köyüne (Akyazı/Taşburun mahallesi) çekilen gazeteci dostumuz Hüsameddin Acar'ı ve ailesini Taşburun köyünde ziyaret etmek istedik. Hem ziyaret etmek hem de geçirdiği bir ameliyat nedeniyle geçmiş olsun dileklerimizi iletmek istiyorduk. Nitekim öyle de oldu. Bendeniz Taşburun köyünü Kuzuluk-Mudurnu istikametinde sanıyordum. Aldandığımı yolda anladım. Navigasyon sayesinde yolumuzu düzelttik, rahat bulduk. Ben ise ezberime ters geldiğinden itiraz etmiştim. Ama navigasyon doğru ben yanlış çıktım. Yeşillikler arasından süzüldük ve Yazlık Camii'ne geldik ve oradan yukarıya doğru tırmanarak Hüsameddin beyin hane-i saadetlerini ulaştık. Yıllar yılı spor camiasına emek veren Hüsameddin beyle belki de vicahi olarak tanışmadan evvel gıyaben tanışıyorduk. Onu ve ismini Anda Dağıtım tarafından tevzii edilen kitaplarından tanıyor olmalıyım.
Akyazı benim eski bir göz ağrımdır. Geçmişte burada annemin akrabaları da otururdu. Dedemin (Hamza Kamil) Nazif isminde Almanya'da çalışan bir kardeşinin ailesi de burada ikamet ederdi. Zaman zaman bazı vesilelerle onlara da uğrardık. Lakin şimdilerde ne haldeler, bilemiyorum. Eski bağlantılarımız köreldi, kalmadı. Kuzuluk'ta geceledikten sonra girişte arz ettiğim gibi öğleye doğru Taşburun istikametine doğru süzüldük. Yeşilin bol olduğu bir ortamda yol aldık. Adresin bu kadar mesafede olduğunu doğrusu bilmiyordum.
Yine de evlerini bulmak zor olmadı. Bahçelerinde yer alan bir kamelya altında ailecek sohbet ettik. Geçmişi kurcaladık. Biraz rahmetli yazar Mehmet Niyazi Özdemir'den (Çanakkale Mahşeri yazarı) söz ettik. Ortak hatıraları dillendirdik. Rüyalar kenti Ötüken'in ismini alan yayınevinden söz ettik.
Mehmet Niyazi Özdemir ortakları arasında bulunuyordu. Dostumuz Hüsameddin Acar, Ediz Hun ile ilgili hatıralarını anlattı. Tanışıklıkları varmış. Kadirşinas biri olduğunu dile getirdi, beyefendi kişiliğini anlattı. Gazetecilikten geriye bu tür ölmez dostluklar kalıyor olmalı. Son kitaplarını Ediz Hun'a da gönderdiğini anlattı. Zannederim Türkiye gazetesinde çalıştığı günlerde Ediz Hun ile aynı vasatta karşılaşmış ve buluşmuş olmalı. Kalkmadan evvel kitap tavsiyesinde bulunduk.
Bana son çalışmalarından biri olan "Küçük Savaşçı"yı takdim etti. Ben de kendisine "Çağın Çanakkale'si Gazze" adlı çalışmamı verdim. Sonra Karapürçek üzerinden Sakarya'ya istikametine doğru yola koyulduk, revan olduk. Bu yolu ilk defa deniyor veya keşfediyordum. Zevkine vardığımı söyleyebilirim. Velhasıl Taşburun'da hatıralarımıza hatıra kattık.
Not: komşumuz, Abdurrahman Şakir Diri elim bir trafik kazasında vefat etmiştir. Allah'tan rahmet ve acılı ailesine baş sağlığı dilerim.
Mustafa Özcan
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.