Mustafa Özcan
15.06.2026
Mustafa Özcan
47 yıllık serap!
Tüm Yazıları

47 yıllık serap!

İran ile Trump'ın ilke anlaşmasına vardıkları duyuruldu. Şahbaz Şerif pazar gecesini pazartesine bağlayan gece yarısında anlaşmayı duyurdu. Dünya derin bir nefes aldı. Hürmüz Boğazı'nın açılacağını ilan etti. Sarı Ebrehe de 'yelkenler fora' diyerek müjdeyi patlattı. Arap basınında 'ahmak geveze' olarak da ilan edilen Trump bu duyurudan sonra sağa sola müjdeler saçmaya başladı. Netanyahu'yu yarı yolda bırakmasına rağmen Netanyahu 'zor adam ama bana minnettar olmalı' diyor. Onu İran'ın muhtemel bir nükleer darbesinden kurtardığını varsayıyor. Trump tarafında gerçek böyle görünüyor! Sebebi de İran'ın nükleer heveslerine sınır koyması ve bu yolla İsrail'i yok olmaktan kurtarması. Körfez ülkeleri için de geçmişte benzeri saçmalık ve gevezeliklerde bulunmuştur. 'İran'ı dengelemesek iki haftada Körfez'e çöker' demişti. Trump dünyaya da müjdeler savurdu. Gemilerin petrol doldurmak üzere motorlarını çalıştırmasını söyledi. Anlaşmanın genel çerçevesine baktığımızda İran'ın kazanımları Lübnan ve Hizbullah'ı koruması ve kollaması ile sınırlı kalıyor. Ateşkes kapsamına Lübnan ya da Dahiye de dahil edilmiş durumda. Bunun dışında İran'a yönelik yaptırımlar kaldırılacak ve İran'ın dondurulmuş mal varlıkları serbest bırakılacak. Bir de İran savaş tazminatı olarak imar faaliyetlerinde kullanılmak üzere 300 milyar dolar istiyor. Hürmüz Boğazı açıldı açılacak ve buna mukabil İran üzerindeki Amerikan ablukası kaldırılacak. Ayrıca ABD İran çevresindeki Amerikan askeri yığınaklarını geri çekecek. Güvenlik Konseyi ülkeleri de anlaşmayı onaylayacak. İran bu yönde garanti istiyordu.

Anlaşmanın parafe edilmesi halinde İran ile ABD ilişkileri normalle biner mi? Bu, tarafların ihtiraslarını gemlemelerine bağlı. Bu o kadar kolay bir süreç olmayacaktır.

Savaşın ardından gözden geçirmeler kaçınılmaz olacaktır. Bu da cesaret edebilirlerse Körfez ülkelerini Amerikan nüfuz ve vesayetinden kurtulmaya itecektir. Alternatifi İbrahim antlaşmalarına katılmak olacaktır. Körfez ülkelerinin kenetlenerek ABD ile en azından askeri ilişkilerini gözden geçirmeleri gerekiyor. Bir prensip kararına varıp yabancı üslere paydos demeleri gerekiyor. Bu askeri üslerin İran'a zararı olmadığı gibi Körfez ülkelerine de yararı olmamıştır. Sadece korkuluk vazifesi görmüştür. İran'ın nükleer güç sahibi olmayacağına dair taahhüdüne karşılık İsrail'in nükleer tersanesi gündeme getirilmelidir. Arap ülkeleri başta olmak üzere İslam alemi için birinci tehdit unsuru haline gelen İsrail'in nükleer tersanesi sökülmelidir. Silahları imha edilmelidir. Son sıralarda bu mesele ABD'de gündeme gelmiştir. Bölge nükleer silahlardan arındırılmalıdır. Belki o zaman İsrail normalleşebilir ve kaybedecek bir şeyi kalmadığında Filistinlilerin tarihi topraklarını sahipleriyle bölüşebilir. Başka bir çaresi kalmamıştır. Bu barış anlaşmasıyla birlikte Netanyahu'nun kaderi ve geleceği de taayyün etmiştir. Ya Netanyahu seçimleri kaybederek siyasi ömrünü tamamlayacak ve hapse girecek ya da İsrail'in sonu gelecektir. Artık dünyanın İsrail'e tahammüllü kalmamıştır.

İran'a gelince Lübnan cephesini unutmayan İran bu anlaşmada Kudüs ve Filistin (Gazze) cephesini unutmuştur. Zira bu İran için sadece bir ayrıntı, koz ve karttır. Hamaney yaşarken Gazze ve Husi meselenin patronu olmadıklarını kendi başlarına hareket ettiklerini söylemişti. Dolayısıyla direniş ekseni İran üzerinden çökmüştür ve sadece Lübnan-Hizbullah ile sınırlı kalmıştır. Sarı Ebrehe Trump karşısında İran'ın bu tutumu bize Ebrehe'nin Kabe baskınını hatırlatıyor.

Ebrehe kılavuzu Ebu Rigal ile birlikte Kabe önlerine kadar geliyor ve amacı Kabe'yi yıkmaktır. Peygamberimizin dedesi Abdulmuttalip Ebrehe ile davarlarının ve develerinin hesabını ve pazarlığını yapıyor. Bunun üzerine Kabe'ye ilgisiz kaldığı hatırlatılıyor. Şöyle karşılık veriyor: Ben develerimden sorumluyum. El-Kabe; rabbun yahmiha: Kabe'nin rabbi var, onu korur.

Kıssadan hisse: İran da sarı Ebrehe karşısında böyle davranıyor! İran daima çift dil kullanmıştır. Direniş ekseni edebiyatıyla sadece -belki de ayıp olmasın, onu da bıraktı demesinler diye -Hizbullah'ı kollamıştır. İran'ın direniş edebiyatı kırk yıllık bir seraptır. O sadece kendi çıkarlarını gözetir. Olaylar ve anlaşmalar bunu göstermektedir. İran son 50 yıllık dilimde yalancı pehlivanlardan birisi olmuştur. 'Serab-ı ömrüm' dememek için İran'ın yakasından düşmek gerekir!

Mustafa Özcan

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

YAZAR ARŞİVİ

Mustafa Özcan

Mustafa Özcan Diğer Yazıları