Arama

Prof. Dr. Murat Şimşek
Mart 21, 2022
Sesli dinlemek için tıklayınız.

İslâm iktisadı ve finansı gerek teoride gerekse pratikte iktisadi faaliyetlerin İslam hukuk ilkeleri çerçevesinde gerçekleştirmeyi hedefler. İslam iktisadı reel ekonomiye dayalı, aşırı belirsizlik ve aşırı riskten uzak, istikrarlı, refahın adilce paylaşıldığı, bir iktisadi yapı öngörür. Özelde İslami finans ise her türlü finansal faaliyet ve işlemin İslami kurallar çerçevesinde uygulandığı bir sistemdir. Bir anlamda fonların İslami kurallara göre yönetilmesine İslami finans denir. İslami finans uygulamalarının epistemolojik temellerini İslam ticaret hukukunun prensipleri (fıkıh) oluşturur. Bu prensiplerin başında faiz yasağı gelir. Bu nedenle İslami finansın diğer bir adı faizsiz finans sistemidir. Bununla birlikte sözleşmelerde garar, cehalet, aldatma, zarar ve haksız kazanç sağlanması gibi durumları yasaklar. Bunun yerine risk paylaşımını, şeffaflığı ve belirginliği şart koşan bir finans sistemidir. Ortaklığa, risk paylaşımına ve katılımcılığa verdiği değerden hareketle de İslam ekonomisine katılımcı ekonomi denir. Ayrıca bazı araştırmalarda helal ekonomi ve finans şeklinde de isimlendirilir.

İslam iktisadı, Kur'an ve sünnete dayalı olarak fıkıh bilimi çerçevesinde geliştirilmiş olan hukuki alana dair kurallarla uyumlu ekonomik hayata ilişkin ilkeler bütünüdür. İslam'ın temel iktisat teorisinin arka planında adalet ve eşitlik ilkesi vardır. İslam ekonomi anlayışı çağdaş ekonomik sistemden önemli ölçüde farklar içermektedir. İslam iktisadını diğerlerinden farklı kılan ilkeler arasında sözleşmelere bağlılık, emanete riayet ve ahde vefa prensipleri, taraflar arasında güvenin sağlanmasına yönelik prensipler, işbirliği ve istişare ilkesi, mülkiyet hakları ile ilgili kurallar sayılabilir. Ayrıca faize dayalı sözleşmelerin yasaklanmış olması ve bunun yerine reel bir ürünün başka reel bir ürünle değiştirilmesinden ibaret olan ticarete dayalı bir finansal sistem öngörüsü, adil bir gelir dağılımı ve servet bölüşümü ilkeleri de önemlidir. Konvansiyonel ekonomi sisteminden en büyük farkı ise borca dayalı ekonomik düzene karşı olmasıdır. İslami ekonomik sistem tümüyle öz sermayeye dayanmaktadır.

İslami finans teoride her ne kadar yukarıda anılan prensiplere sahip ise de uygulamada bunlara tam olarak riayet edildiğini söylemek güçtür. Bunun en temel sebebi, diğer finans sistemlerinde olduğu gibi İslami finansın da faize yer veren hâkim iktisat sistemine bağlı veya bağımlı olmasıdır. En azından faizli iktisadi sistemden tam anlamıyla bağımsız olamamasıdır. Bu nedenle İslami finansta uygulama ve teorinin uyumlu hale getirilmesi gereklidir. Bu noktada son on yıllarda gelişmeye başlayan değer zinciri kavramından yararlanılabilir. Değer zinciri, bir ürünün tasarımından üretimine, oradan nihai tüketiciye ulaşımına ve de satış sonrası takibine kadarki sürecini denetlemeye yönelik bir modeldir. Yani bir ürünün tedarikten başlayarak üretimi, pazarlanması ve satış sonrası faaliyetlerini içeren bir değerler kümesidir. Bunun birçok alt kategorileri de gelişmiştir. Örneğin değer yönetim sistemi, bilgi yönetim değer zinciri, değer zinciri yönetimi, değer zinciri lojistiği ve değer zinciri analizi bunlar arasında sayılabilir. Aslında bu sistem müşterilere ürün veya hizmetin süreci hakkında sağlıklı bilgi vermeyi, bununla birlikte şirketlerin kendilerini çek etmelerini sağlayan bir modeli içerir. Buradan hareketle değer zinciri, İslam ekonomisi ürün ve hizmetlerinin bu çerçevede organizesi, İslami ilkelere uyumluluk konusundaki şeffaflığın sağlanması, müşterilerin süreçlerden net bir şekilde haberdar olmaları ve şirketlerin güveninin sağlanması gibi konularda istifade edilebilecek bir modeldir. Değer zinciri modeli ekonomik örgütlenme, işletme ve yönetim, finans ve yatırım, tüketim ve pazarlama gibi ekonomik hayatın temel faaliyetlerinin İslami değerler zincirine uygunluğunu ölçebilecek bir analiz sunabilir.

Helal değer üretim zinciri, helal değeri olan mal veya hizmet üreten tüm faaliyetleri içeren bir modeldir. Bu süreçteki iç ve dış ilişkilerin İslami esaslar çerçevesinde yapıldığını, helal belgelendirmelerin varlığını ve bir helal politikasını ifade eder. Benzer şekilde helal değer dağıtım faaliyet zinciri, helal değere sahip mal veya hizmetlerin transfer koşullarını, mevcut malların değerini veya kullanışlılığını tespit için yapılan faaliyetleri içerir. Totalde bir ürün veya hizmetin tüm aşamalarında helale uygunluğu içeren bir modeldir. Nitekim helal endüstri bir gelişim halindedir. İlk önce Müslümanların kurduğu şirketlerle başlamıştır. Ardından helal ürünler ortaya çıkmış, bir ileri düzeyde helal tedarik zinciri seviyesine gelinmiştir. En son aşamada ise helal değer zinciri kavramı ortaya çıkmıştır.

Bizim bu yazıda önerimiz helal çalışmaları ile İslam iktisadı ve finansı çalışmalarının entegre edilmesi, "helal değer zinciri" kavramı yanı sıra "İslam iktisadı ve finansı değer zinciri" kavramının literatürdeki yerini almasıdır. İslam ekonomisi ve finansında değer zinciri teorisi, sadece İslami değerleri benimsemekle kalmayıp, aynı zamanda her ekonomik faaliyette insani, toplumsal ve çevresel değerleri de içerir. Sömürüye karşı, paylaşımcı, katılımcı, adil ve eşit bir dünya görüşünü benimser. Helal endüstri, helal pazar, helal tedarik zinciri, helal ürün ve hizmetlerle ilgili sektörlerin tamamı İslam ekonomisi ve finansıyla da yakından ilgilidir. Helal çalışmaları ile İslam ekonomisi ve finansı çalışmaları arasında akademik ve pratik ilişkiler geliştirilebilir. Bu minvalde değer zinciri modelinden yararlanılması mümkündür.

Prof. Dr. Murat Şimşek

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2022 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN