Batı Trakya’da Bir Varoluş Destanı
Batı Trakya'da Türk olmanın bedelini bir varoluş destanına dönüştüren 29 Ocak Millî Direniş Günü, inkar edilen bir kimliğin hukuka ve baskıya karşı kazandığı en büyük zaferdir. Dr. Sadık Ahmet'in 'Sadece Türk olduğum için hapse götürülüyorum' haykırışıyla simgeleşen bu şanlı tarih; Gümülcine'den yükselen çığlığın, Lozan'dan doğan hakların ve asimilasyon kıskacında sönmeyen o büyük imanın hikayesidir. On yıllardır süren hukuksuzluğa, yasaklanan derneklere ve silinmek istenen isimlere karşı verilen bu onur mücadelesini sizler için anlattık.
◾ Batı Trakya Türklerinin kaderini değiştiren bir tarih, 29 Ocak 1988. Bu, bir sabah aniden gelişen bir olay değil on yıllardır biriken sistematik baskılarını kültürel erozyonun ve hukuki adaletsizliğin patlama noktasıdır.
◾ Tarihte önemli yer edinen bu gün, bir azınlığın yalnızca haklarını değil bizzat varlıklarını yani Türk kimliğini koruma mücadelesinin ta kendisidir.
◾ Mücadelenin temelinde Yunanistan'ın 1923 tarihli Lozan Antlaşması'nı çarpıtma girişimi yatmakta. Yunan hükumeti, bölgedeki varlığı "Batı Trakya Türkleri" yerine "Yunan Müslümanlar" olarak tanımladı.
◾ Bu, bir toplumun tarihsel ve kültürel bağlarını kökünden koparma niyetinin açık delili. 29 Ocak'a giden yolun en somut adımı, 1980'li yıllarda atıldı. İşte bu, büyük ses getirdi.
◾ İçinde "Türk" sözcüğü geçen Batı Trakya Türk Öğretmenler Birliği ve Gümülcine Türk Gençler Birliği gibi asırlık çınarların, "Yunanistan sınırları içinde Türk yoktur" gerekçesiyle kapatılması bardağı taşıran son damla oldu.
◾ Dönemin Yunan hükumeti, Türkleri göçe zorlamak için "Sessiz Savaş" adı altında bir adeta soykırım başlattı. Bir gecede Batı Trakya Türkleri vatandaşlıktan çıkarıldı.
◾ Bu insanların zaten birçok hakları ellerinden alınmıştı. Ehliyet alamıyor, mülk edinemiyor ve hatta evlerine bir çivi bile çakamıyorlardı. Kısacası Yunan hükumeti, Batı Trakya Türklerini ekonomik olarak bitirmek istedi.
◾ Böyle zamanlarda her daim bir yiğit çıkar ve bu haksızlığa karşı çıkar, direnç gösterirdi. O cesaret timsali yüreklerden biriydi Doktor Sadık Ahmet.
◾ Sadık Ahmet, Yunanistan'ın bu baskısına dikkat çekmek için hızlıca harekete geçti. 1985 senesinde Batı Trakya Türklerinin sesini uluslararası kamuoyuna duyurmayı amaçlayan bir imza kampanyası başlattı.
◾ Fakat bu "örnek duruşu" Batı Trakya Türkleri kahramanının 30 ay hapis cezasına çarptırılmasına neden oldu. Ahmet, mahkemede "Sadece Türk olduğum için hapse götürülüyorum" diyerek korku duvarlarını yıktı.