Gerçeğin Katli ve Gazze'de Susturulan Sesler
İsrail'in Gazze'de yürüttüğü soykırımı ve insanlık dramını dünyaya duyurmaya çalışan gazeteciler, gerçeğin tanığı olmanın bedelini hayatlarıyla ödüyor. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından hazırlanan "Gerçeğin Katli" eseri; 7 Ekim 2023'ten bu yana "Basın" yeleklerine rağmen keskin nişancılar, insansız hava araçları ve füzelerle hedef alınan, aileleriyle birlikte evlerinde katledilen yüzlerce basın emekçisinin hikayesini tarihe not düşüyor. Bu çalışma, İsrail'in uyguladığı karartma politikasına karşı hakikatin sesini yükselten kahramanların mücadelesini ve geride bıraktıkları mirası belgeleyen bir hafıza kaydı niteliği taşıyor,.
◾İsrail'in Gazze'de devam eden soykırımını ve insanlık dramını dünyaya duyurmaya çalışan gazeteciler, gerçeğin tanığı olmanın bedelini hayatlarıyla ödüyor. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından hazırlanan "Gerçeğin Katli" eseri; 7 Ekim 2023'ten bu yana "Basın" yeleklerine rağmen keskin nişancılar, insansız hava araçları ve füzelerle hedef alınan, aileleriyle birlikte evlerinde katledilen yüzlerce basın emekçisinin hikayesini tarihe not düşüyor. Bu çalışma, İsrail'in uyguladığı karartma politikasına karşı hakikatin sesini yükselten kahramanların mücadelesini ve geride bıraktıkları mirası belgeleyen bir hafıza kaydı niteliği taşıyor.
◾İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarında, hakikati dünyaya duyurmaya çalışan gazeteciler sadece birer istatistik değil; her biri yarım kalan hayalleri, aileleri ve mücadeleleriyle birer kahramandı. Onlar sadece çatışmayı değil, halkın direncini, açlıkla mücadelesini ve günlük yaşamını da kayıt altına alarak toplumsal hafızayı korumaya çalışmışlardı. Hastane koridorlarında hastaların ve yerinden edilmiş binlerce insanın hikâyesini kaydederek, her görüntüyü işgale karşı bir belgeye dönüştürdüler.
◾Saldırıların başladığı ilk gün olan 7 Ekim 2023'te, Mohammad Jarghoun ve Ibrahim Mohammad Abdullah Lafi gibi genç gazeteciler, üzerlerinde "Basın" ibaresi bulunmasına rağmen doğrudan hedef alınarak öldürüldü. Jarghoun Refah'ta, Lafi ise Erez geçişinde İsrail tanklarını ve çatışmaları görüntülerken hayatlarını kaybetti. Onlar, gerçeğin ilk şehitleri oldular.
◾Öldürülenlerin birçoğu, mesleğinin başında, evlilik veya eğitim hayalleri kuran gençlerdi. Onların hikâyeleri, potansiyeli yok edilen bir nesli temsil ediyor.
◾18 yaşındaki Ahmed Adeeb Sukkar, savaşta ölen çocukları konu alan bir video klibin yapımında çalışırken Gazze Şehri'nde düzenlenen bir hava saldırısında hayatını kaybetti. O, çocukların acısını sanatla duyurmaya çalışırken kendisi de bu vahşetin kurbanı oldu.
◾Katil İsrail, gazetecileri hedef almak için insansız hava araçlarını (drone) etkin bir şekilde kullandı. Al Jazeera kameramanı Samer Abu Daqqa, bir drone saldırısı sonucu yaralandı ve ambulansların ulaşmasına izin verilmediği için kan kaybından hayatını kaybetti. Benzer şekilde, genç drone fotoğrafçısı Mahmoud Al-Basos da iftar hazırlıklarını görüntülerken bir drone saldırısıyla öldürüldü.
◾Uluslararası hukuka göre dokunulmaz olması gereken hastaneler ve sığınaklar da gazetecilere mezar oldu. Gazeteci Mamdouh Quneita, El-Ahli Hastanesi avlusunda; Ahmed Al Louh ise Nuseyrat'taki Sivil Savunma merkezinde görev yaparken öldürüldü. İsrail, gerçeğin kaydedildiği her noktayı meşru bir hedef gibi vurdu.
Görünmezliği Bozan Sesler: Fatıma Hassouna ve Hind Receb'in Direnişi