En Karlı Alışveriş: Uhrevi Ticaret
Kur'an ve Sünnet'in "ticaret" kavramına kazandırdığı uhrevi boyut, insanın dünyaya, maddeye ve ibadetlerine yönelik bakış açısını kökten dönüştürerek fani bir ömrü ebedi bir kazanca dönüştürmenin yollarını sunar. Bu ilahi alışveriş insanı dünyevi kaygılardan arındırarak asla batmayacak bir ahiret yatırımına ulaştırır. Gayrimüslimlerin dünyevi fayda uğruna uğradıkları hüsranın aksine; canını, malını ve tüm amellerini Rıza-i İlahi doğrultusunda istihdam eden müminler, hem dünyada huzuru hem de ahirette cennet ve cehennemden kurtuluşla vaat edilen en büyük kazancı elde ederler.
"Ey iman edenler! Sizi, elem verici azaptan kurtaracak bir ticareti size göstereyim mi?"
Saff, 10
◼ Ticaret, en yalın tanımıyla bir sermayenin kar elde etmek amacıyla riske edilmesi ve mübadele edilmesidir. İnsanoğlu tarih boyunca maddi varlığını korumak ve artırmak için iktisadi terimler geliştirmiş; kar, zarar, sermaye, alış, satış ve borç gibi kavramlarla hayatını şekillendirmiştir.
◼ Ancak Kur'an-ı Kerim ve Hz. Peygamber'in sünneti, insanın zihnindeki bu dar ve dünyevi ticaret anlayışını köklü bir zihniyet dönüşümüne uğratır. İslam tasavvurunda ticaret, insanın tüm ömrünü, imkanlarını, duygu ve amellerini kapsayan ontolojik bir varoluş sözleşmesidir.
"Allah'ın kitabını okuyanlar, namazı özenle kılanlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan başkaları için gizli açık harcayanlar, asla zararla sonuçlanmayacak bir ticaret umabilirler."
Fatır, 29
◼ Uhrevi ticaretin mahiyeti, fani ve sınırlı olan dünya sermayesini, ebedi ve sınırsız olan ahiret kazancına dönüştürme sanatıdır. İnsan, dünyaya çıplak ve sermayesiz gelir; ancak kendisine bahşedilen ömür, akıl, beden, mal ve irade gibi değerler onun ilk sermayesini oluşturur.
◼ Maddi ticaret dünyevi ihtiyaçları ve peşin faydayı hedeflerken; uhrevi ticaret "müeccel" (ertelenmiş ama ebedi) olan nihai kurtuluşu hedefler. Burada hiçbir şeye muhtaç olmadığı halde kulunu şereflendirmek isteyen Yüce Yaratıcı, aciz kullarıyla adeta bir ticaret akdi yapar.
"Allah, kendi yolunda çarpışırken öldüren ve öldürülen müminlerin canlarını ve mallarını, karşılığında cennet vermek üzere satın almıştır. Bu, Allah'ın Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'an'da yer almış gerçek bir vaadidir. Kim Allah'tan daha fazla sözüne bağlı olabilir! O halde yaptığınız bu alışverişten ötürü sevinin. İşte büyük bahtiyarlık da budur."
Tevbe, 111
◼ Kur'an-ı Kerim, birçok ayette müminlerin dikkatini elem verici azaptan kurtarmanın ve ebedi felaha ulaşmanın yolu olarak Allah ile yapılan uhrevi bir ticaret sözleşmesine çeker.
◼ Gerçekte canların ve malların mutlak sahibi Yaratıcı olmasına rağmen, O, müminlerin en değerli varlıklarını cennet karşılığında satın aldığını bildirir. İslam'ı kabul eden her mümin bu sözleşmeye doğal olarak taraf olur; dolayısıyla bu ticaret, kulun bütünüyle Allah'a teslim olmasını ve O'nun emirlerine sadakatle uymasını gerektiren bir yükümlülüktür.
"Doğruya karşılık sapkınlığı satın alanlar işte onlardır. Bu sebeple ticaretleri kar etmemiş ve doğru yolu da bulamamışlardır."
Bakara, 16
◼ İnsanlar arasındaki dünyevi ticarette zarar riski bulunurken, Allah ile yapılan alışverişte şartlara uyulduğu takdirde kulun zararlı çıkması imkansızdır. Kulun günahları samimi tövbe ve salih amellerle bağışlanıp kara dönüştürülürken, verilen karşılık yalnızca cennet ve cehennemden kurtuluşla da sınırlı kalmaz; şartları yerine getiren topluluklara bu dünyada da yardım, fetih ve üstünlük vaat edilir.
◼ Ayrıca bu ticaret anlayışı sadece alım-satımla kalmayıp "karz-ı hasen" (güzel borç) kavramıyla da pekiştirilir; Allah rızası için yapılan her türlü infak ve harcama, katbekat fazlasıyla geri ödenecek birer ahiret yatırımı kabul edilir.
Karz-ı Hasen nedir?
Karz-ı Hasen; hiçbir dünyevi menfaat, faiz veya ivaz gözetmeksizin sırf Allah rızası için ihtiyaç sahibine verilen ve Kur'an-ı Kerim'de Yüce Allah'a verilmiş kabul edilerek ahirette kat kat fazlasıyla ödeneceği vaat edilen güzel borçtur.
◼ Yüce Allah'ın müminleri davet ettiği uhrevi ticaretin zararsız ve sonsuz karlı bir kazanca dönüşebilmesi için Kur'an-ı Kerim'de belirlenen temel şartlara uyulması gerekir. Bu ilahi sözleşmenin ilk ve vazgeçilmez şartı imandır. Kalple tasdik, dille ikrar ve amelle bütünleşen sahih bir iman; Allah'a, O'nun birliğine (rububiyet ve uluhiyet), Hz. Muhammed'in (sav) risaletine ve getirilen vahye eksiksiz inanmayı kapsar.
◼ Söz konusu ticareti karlı kılan ikinci ana şart ise Allah yolunda can ve mal ile cihat etmektir. Dinin zirvesi sayılan bu çaba, Allah'ın satışa çıkardığı paha biçilmez cennet nimetine talip olan müminin, gerektiğinde en değerli varlıkları olan canından ve malından Yaratıcı uğruna feragat edebilmesini gerektirir.