Ölme Hakkımız Var Mı?
Bu röportajda, modern dünyanın "merhamet" ve "otonomi" kavramları üzerinden bir "ölme hakkı" olarak meşrulaştırmaya çalıştığı ötenazi meselesini, Doç. Dr. Tuba Erkoç Baydar ile ele alıyoruz. İslam hukukunun 1400 yıllık köklü müktesebatı ve günümüzün etik krizleri ışığında değerlendirildi. Ötenazinin fıkıh terminolojisindeki karşılığından cinayet ve intihar ile arasındaki kritik farklara, Gazali'nin tedaviye dair kategorizasyonundan beden üzerindeki emanet fikrine kadar pek çok temel konunun tartışıldığı programda; bu uygulamanın sadece bireysel bir tercih olmadığını, zamanla yaşlılar, engelliler ve hastalar üzerinde sinsi bir "ölme görevi" baskısına dönüşerek insanlığın sonunu getirebilecek toplumsal bir tehlike barındırdığını gözler önüne seriyoruz.
"Ötenazi Grekçe iyi, güzel, kolay ölüm anlamlarına geliyor. Ve bu terimi ilk olarak Romalı tarihçi "Sezar, karısının kolları arasında güzel, rahat, huzurlu bir şekilde öldü" anlamında kullanıyor bu kelimeyi. Tabii tarihte zamanla bu kullanım değişiyor. Günümüzde aslında ötenazi derken artık güzel ölüm kavramı daha farklı bir bağlama geçip tıp dünyasında özellikle tedavisi mümkün olmayan hastaların acılarını dindirmek için en kısa, en kolay yolla öldürme kastediliyor. Bir anlamda kelime anlamıyla da bağlantılı bir şekilde güzel ve kolay bir ölüm sağlanıyor."
Doç. Dr. Tuba Erkoç Baydar
"Aslında ötenazi yeni bir kavram gibi görünse de tarihte buna dair çok fazla uygulamalar var. İlginçtir mesela Roma döneminde komşuların görüşlerini alarak şekli bozuk olan çocukların ötenaziye benzer şekilde, yani baldıran zehri verilerek, öldürüldüğüne dair bilgiler var. Veya Eskimoların yaşlıları buzullara terk ettiği, ölüme terk ettiğine dair bilgiler var. Bunlar aslında primitif ötenazi örnekleri de diyebiliriz her ne kadar ötenazi ismiyle anılmasalar da. Bu anlamda baktığımızda aslında çok kadim bir mesele ötenazi, yani hayatla mematla alakalı bir mesele; o yüzden insanlık tarihi kadar da eski bir mesele."
Doç. Dr. Tuba Erkoç Baydar
"Ötenazi terimini herhangi bir fıkıh kitabında bulamazsınız; çünkü modern bir mesele. Ama ötenazinin sorguladığı bazı temel meseleler var; hayatın anlamı, ölümün anlamı ya da acının anlamı. Bu gibi kavramların hepsini aslında ötenazi sorguluyor. Fıkıh da bunlara 1400 yıllık bir müktesebatıyla cevap veriyor."
Doç. Dr. Tuba Erkoç Baydar
"Klasik fıkıhta her ne kadar başlık olarak göremesek de sorguladığı kavramların cevaplarını bulabiliyoruz. Ve çok ilginçtir Nevevi'nin kitabında ötenaziye benzer bir örneğin tartışıldığını görüyoruz. Kurgu şöyle, bir hasta karşıdaki kişiye yaşadığı acıdan dayanamadığı için beni öldür derse ve karşıdaki kişi de onu öldürürse nasıl bir günah işlemiş olur? Ya da bu nasıl bir suçtur. Bunu tartışıyor, ve İslami gelenek üzerinden buna bir cevap veriyor."
Doç. Dr. Tuba Erkoç Baydar
"Ve ölüm bir seçenek haline geliyor. Bebekler için düşünün, down sendromlu bebekler için söz konusu olabilir bu; çünkü tarihte Nazi ötenazisi deniliyor ve down sendromlu çocuklara uygulanıyor. Çok benzer bir bakış açısı var aslında baktığınız zaman. Yani hayatı kategorize etmeniz, hayatı belli şekilde yaşanırsa yaşamaya değer olarak nitelendirmeniz toplumsal anlamda büyük bir tehlike de ifade ediyor."
Doç. Dr. Tuba Erkoç Baydar