Direniş Kültürü: Filistin'in Sesi Belgeseli İstanbul'da Gösterime Girdi

Yayınlanma Tarihi: 08.10.2026 16:16

Malezya, İsviçre, Avusturya, Türkiye, Bosna Hersek ve İsveç'in de aralarında bulunduğu10 farklı ülkeden yükselen vicdan seslerini aynı çatıda buluşturan "Direniş Kültürü: Filistin'in Sesi" belgeseli izleyicilerle buluştu. Küresel vicdanın uyanışına odaklanan belgesel, "Gazze'deki soykırım karşısında ben ne yapabilirim?" sorusuna yanıt arıyor. Yapımcı Tülay Gökçimen'in tanıklıklarıyla insanlığın ortak imtihanını gözler önüne seren yapım; atılan her adımın, duanın ve boykotun Gazze halkı için taşıdığı umudu bir kez daha hatırlatıyor.

Direniş Kültürü: Filistin’in Sesi Belgeseli İstanbul’da Gösterime Girdi

Belgeselin hikayesini ve sahadaki gözlemlerini paylaşan yönetmen Betül Doğan, projeye Filistin'de yaşanan soykırımı takip ederken tanık oldukları evrensel bir arayışla başladıklarını belirtti. Dünyanın farklı şehirlerinde, farklı dilleri konuşan insanların hep aynı soruyu sorduğuna dikkat çeken Doğan: "Gazze'de yaşanan bu soykırım karşısında ben ne yapabilirim?" sorusunun filmin temelini oluşturduğunu ifade etti.

Bu sorunun peşinden giderek 10 farklı ülkede insan hikayelerini bir araya getirdiklerini belirten Doğan, Avrupa'dan Asya'ya kadar geniş bir coğrafyada insanların Gazze'deki soykırıma ses yükseltirken aynı zamanda kendi ülkelerindeki adaletsizliklere karşı da meydanlarda bir başkaldırı sergilediklerini vurguladı. Yaklaşık 2,5 yılı aşkın süredir devam eden belgesel çalışması boyunca kitlesel protestoların dönemsel olarak azaldığını ancak özellikle Avrupa şehirlerinde eylemlerin kesintisiz sürdüğünü kaydetti.

Betül Doğan:

"Filistin'de yaşananları takip ederken, dünyanın farklı şehirlerinde farklı dilleri konuşan insanlar hep aynı soruyu soruyordu: 'Gazze'de yaşanan bu soykırım karşısında ben ne yapabilirim?' diye. Biz de bu sorudan hareketle yola çıktık. 10 farklı ülkede birçok farklı insanın hikayesini dinleyerek böyle bir hikaye oluşturmaya çalıştık. Avrupa'da da Asya'da da ulaşabildiğimiz coğrafyalarda aslında insanların Gazze'de yaşanan bu soykırımla birlikte bir ses yükselttiklerini, vicdanlarının rahatsız olduğunu gördük. Ama aynı şekilde ülkelerinde yaşanan bu haksızlıklara karşı da ses çıkardıklarını, kendi ülkelerindeki adaletsizliğe karşı meydanlarda bir başkaldırı olduğunu gözlemledik."

Yapımcı Tülay Gökçimen, toplumda başlayan kanıksama tehlikesine dikkat çekerek insanların ölümlere ve katliamlara alışmasının korkunçluğuna vurgu yaptı. Yurt dışında Müslüman olmadığı halde Gazze için samimiyetle gözyaşı döken ve istikrarlı mücadele veren insanlarla tanıştıklarını söyleyen Gökçimen, Batı halklarının artık kendi katil destekçisi liderlerini sorguladığını belirtti.

Filistin davasının evrensel bir vicdan sınavı olduğunu belirten Gökçimen, Filistin meselesinin sadece tek bir dine mensup insanların değil, kalbi olan tüm insanlığın ortak meselesi olduğunu vurguladı. Kimsenin yaptığı eylemi küçümsememesi gerektiğini söyleyerek dua etmek, şiir okumak veya boykota katılmak gibi adımların değerine değindi. Meydanları doldurarak belki tek başımıza Gazze'yi anında kurtaramayacağımızı ancak bu eylemleri duruşumuzu korumak ve Gazze'ye tek bir yürek olarak ses vermek için sürdürdüğümüzü ifade etti.

Tülay Gökçimen:

"İnsanlar gördüğünüz gibi Gazze'de yaşananlara alışmış gibiler. Bu çok korkunç bir şey; insan ölümlere, katliamlara nasıl alışır bilmiyorum. Biz yurt dışında Müslüman olmayan ama gerçekten samimi bir şekilde Gazze için ağlayan ve istikrarlı bir şekilde bir şeyler yapan insanlarla tanıştık. Onlar şu anda kendi liderlerini ve kendilerini sorgulamaya başladılar. Çünkü katillerin ortakları katillere destek veriyor. Bize gösterdiler ki Filistin meselesi sadece bir dine mensup Müslümanların bir meselesi değil, kalbi olan herkesi ilgilendiren bir meseledir. Çünkü karşımızda dağa, taşa, hayvana, kitaba bile soykırım yapan robotlaşmış canavarlar var."

"Gazze için ne yapabilirsiniz? Şiir okuyabilirsin, dua edebilirsin, boykot yapabilirsin. 'Benim yapmamla ne oldu?' demeyeceğiz. Meydana çıkmış, eline bir döviz yazmış 'Bu benim duruşum' diyor. Biz meydanları doldurarak belki Gazze'yi tek başımıza anında kurtaramayız ama bunları kendimiz için yapıyoruz; aynı yürekle sokakları doldurup ses olmaya devam ediyoruz. Kimse yaptığını küçümsemesin."

Ailesi hâlen Gazze'de bulunan ve oradaki süreci yakından takip eden Filistinli Abdurrahman Murtaja ise dışarıda yürütülen eylemlerin Gazze halkı üzerindeki moral etkisine değindi. Dünyanın dört bir yanından insanların "Yaptıklarımızı Gazzeliler görüyor mu?" diye endişe ettiğini hatırlatan konuşmacı, Gazze halkının ekran başından yapılan her eylemi ve belgeseli izlediğini müjdeledi.

Devletlerin ve siyasetçilerin yaşanan katliamları sadece izlemekle yetindiği bu dönemde halkların gösterdiği dayanışmanın Gazzeliler için hayati değer taşıdığını vurguladı. Herkesi bulunduğu yerden mücadeleye davet eden konuşmacı: "Duaysa dua, boykotsa boykot, belgeselse belgesel... Yarın Allah sorduğunda 'Elimden ne geliyorsa onu yaptım' diyebilmek önemlidir" diyerek konuşmasını özgür bir Gazze ve Filistin'de buluşma temennisiyle tamamladı.

Abdurrahman Murtaja:

"Ben de oradan gelen bir kişi olarak, ailem hâlen orada ve oradaki Gazzeliler de dışarıdaki olayları ekranlardan izliyorlar. Birçok insan 'Bizim yaptıklarımızı görebiliyorlar mı, ulaştırdığımız insani yardımları alabiliyorlar mı, çekilen belgeselleri ve eylemleri görebiliyorlar mı?' diye soruyor. Evet, görüyorlar ve her yaptığınız şey onlar için çok kıymetli. Görüyorlar ki insanlar gerçekten onlarla ilgileniyor ve yanlarında duruyor. Maalesef devletler ve siyasetçiler sadece dinlemekle yetiniyor ama halklar gerçekten yanımızda."

"Olduğun, durduğun yerden ne yapabiliyorsan onu yap. Duaysa dua, boykotsa boykot, film yapmaksa film, belgeselse belgesel... Elinden ne geliyorsa yaparsan hem Filistin'e faydası oluyor hem kendin için. Allah kıyamet gününde 'Ne yaptınız?' diye sorduğunda 'Allah'ım elimde dua vardı dua ettim, boykot vardı boykot ettim, belgesel yapmak vardı belgeselimi yaptım' diyebilmek önemlidir. En yakın zamanda Özgür Gazze'de, Özgür Filistin'de buluşmak dileğiyle."

Gösterimde ayrıca yönetmenliğini Deniz Türker'in, senaryosunu Büşra Sağlık'ın üstlendiği "Ev Sahibi / Host" adlı kısa film de yer aldı. Berlin Indie Film Festivali'nde "En İyi Animasyon" seçilen film, Filistin topraklarında Yahudi bir aile tarafından işgal edilen bir evin hikayesi üzerinden yaşanan dramı ele alıyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
Fikriyat

Mobil Uygulamamızı İndirin