Sosyal hayatın merkezinde cami
Cami, Müslümanlar için doğumdan ölüme hayatın tam ortasında akan canlı bir yaşam merkezidir. Tarih boyunca medeniyetimiz bu kutlu mekanların etrafında şekillenmiş; okul, hastane ve kütüphaneler hep caminin gölgesinde yükselmiştir. Eğitimin, dayanışmanın ve toplumsal bağların kalbi olan camiler, İslam medeniyetinin yeryüzüne dağılmış mühürleridir.
"Şüphesiz mescitler, Allah'ındır. O halde, Allah ile birlikte hiç kimseye kulluk etmeyin."
Cin, 72/18
◼ Gerek kelime anlamı gerekse ifade ettiği gerçeklik açısından "cami", insanları bir araya getiren ve toplayan kutsal mekan demektir. Bir diğer adıyla "mescit" ise, kulun Rabbine en yakın olduğu an olan secdeyi icra ettiği yeri temsil eder.
◼ Müslümanlar için cami sadece ibadet edilen bir yer değildir. Çocukların oyun oynadığı, öğrencilerin ders çalıştığı, doğumdan ölüme hayatın her anının paylaşıldığı ve toplumsal bağların en güçlü şekilde yaşandığı merkezlerdir.
Cami, mescit ve namazgah kavramları arasındaki fark nedir?
İçinde Cuma ve bayram namazlarının kılındığı, minberi bulunan büyük yapılara cami denirken; mahalle aralarında günlük beş vakit namazın kılındığı daha mütevazı yapılara mescit denmiştir. Şehir dışındaki açık alanlarda yolcuların ibadet edebilmesi için yapılan yerler ise "namazgah" olarak adlandırılmıştır.
"Allah'ın mescidlerini ancak Allah'a ve ahiret gününe inanan, namazını kılan, zekatını veren ve yalnız Allah'tan korkup çekinen kimseler imar edebilirler. İşte bunların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur."
Tevbe, 9/18
◼ Kur'an-ı Kerim'de belirtildiği üzere ibadethaneler tamamen Yaratıcıya aittir ve orada O'ndan başka hiçbir güce ya da kişiye kulluk edilemez.
◼ Dolayısıyla bir caminin gerçek ruhunu koruyabilmesi, yalnızca Allah'a yönelinen ve insani gösterişlerden uzak durulan bir yer olmasına bağlıdır.
◼ İslam medeniyetinin temel taşlarına bakıldığında, merkezinde hep camilerin yer aldığı görülür. Hazreti Peygamber'in Mekke'den Medine'ye hicret ettiğinde yaptığı ilk icraatın Mescid-i Nebevi'yi inşa etmek olması tesadüf değildir. Bu adım, kurulacak yeni toplumun ve medeniyetin odağında ibadetin ve cemaat ruhunun yer alacağının en net göstergesidir.
◼ Peygamber Efendimiz döneminde Mescid-i Nebevi, günümüzdeki anlayışın aksine sadece namaz kılınıp çıkılan bir yer değildi. O dönemde bu kutsal mekan; devlet işlerinin görüşüldüğü, savaşa ve barışa dair kararların alındığı, elçilerin kabul edildiği ve toplumsal sorunların çözüme kavuşturulduğu tam teşekküllü bir yönetim merkezi işlevi görüyordu.
◼ İslam'ın ilk eğitim kurumu kabul edilen "Suffe" de yine mescidin hemen yanı başında yer alıyordu. Kimsesiz, yoksul ve ilme meraklı sahabeler burada konaklıyor, Hazreti Peygamber'den bizzat ders alarak İslam'ı öğreniyorlardı. Buradan yetişen davetçiler, dinin doğru bilgilerle geniş coğrafyalara yayılmasında büyük bir rol oynamışlardı.
◼ Dolayısıyla Efendimizin uygulamalarına bakıldığında camilerin aynı zamanda birer eğitim kurumu işlevi gördüğü de net bir şekilde anlaşılır. O günden bugüne İslam medeniyetinde ilim faaliyetlerinin merkezi camilerde kurulan sohbet halkaları olmuştur.
"Kim dünyada Allah İçin bir mescit inşa ederse, Allah da cennette ona bir köşk İhsan eder."
Buhari, Salat, 65; Müslim, Mesacid, 24; Tirmizi, Salat, 237
◼ Tarihsel süreçte kurulan Müslüman şehirlerinin mimari yapısı incelendiğinde, yerleşim alanlarının cami etrafında şekillendiği dikkat çeker. Selçuklu ve Osmanlı gibi büyük devletlerde okul, hastane, aşevi, kütüphane ve han gibi sosyal kurumlar hep caminin etrafında halkalar halinde inşa edilmiştir. Yani hayat, tamamen ibadethanenin etrafında dönmüştür.
◼ Geleneğimizde camiler, toplumun her kesimini kucaklayan birer eğitim yuvası olarak kullanılmıştır. Mektebin bulunmadığı küçük yerleşim yerlerinde veya köylerde çocukların okuma-yazma ve temel dini bilgileri öğrenmesi camiler sayesinde mümkün olmuştur. Kütüphanelerin bile cami bünyesinde bulunması, bilginin ibadetle iç içe geçtiğini gösterir.