Bilgi Çağında Faydasız İlimden Allaha Sığınmak
Her gün ekranlarımızda akıp giden binlerce gereksiz detay, sosyal medyanın sebebiyet verdiği dijital gürültü ve yapay zeka çağının getirdiği devasa veri seli, farkında olmadan zihnimizi ve hafızamızı ele geçirdi. Hz. Peygamber'in (sav) asırlar önce sığındığı "faydasız ilim" tehlikesi bugün kılık değiştirerek karşımıza çıkarken, bu amansız bilgi yağmurundan kendimizi nasıl koruyabiliriz? Asırları aşarak bize hitap eden Efendimiz'in (sav) duası bilgi ve teknoloji çağında yaşayan bizler için nasıl bir rehberlik sunar?
"Allah"ım! Faydasız ilimden sana sığınırım."
Nesai, İstiaze, 21
"Allah"ım, bana öğrettiklerinle beni faydalandır. Bana fayda verecek ilmi bana öğret ve ilmimi artır."
Tirmizi, Deavat 128
🌿 Büyüklerimiz bizlere mezar taşlarını veya bir caddede yürürken bütün tabelaları okumamamızı tembihlerdi. Bunun günah olmasından ziyade, hafızayı dolduran gereksiz birer bilgi yükü olduğu açıklaması da peşi sıra gelirdi. Peki, İslam'da işimize yaramayan bilgilerin zihnimizde kalabalık yapması ile ilgili bir hüküm var mı?
🌿 Efendimiz (sav) Yüce Allah'a çeşitli konularda sıklıkla dua etmişti. Bu dualar hala bizim hangi konularda nasıl dua etmemiz hususunda en mükemmel örnekliği teşkil etmekte. Hz. Peygamber'in (s.a.v.) Yüce Allah'a sığındığı konulardan biri de fayda sağlamayan ilimdir.
🌿 Her türlü bilgiye sınırsız erişimimizin olduğu, sosyal medyanın ve yapay zekanın hayatımızı kuşattığı bu dönemde faydasız ilimden kendimizi nasıl muhafaza edebiliriz?
🌿Ekranlarda akıp giden magazin detayları, anlık trendler, derinliği olmayan dijital veriler ve teyit edilmemiş malumatlar zihnimizi lüzumsuz bir kalabalıkla doldurmakta.
Uçan bir kuşu satın alabilir miyiz? İslam hukukunda garar kavramı
🌿Yapay zeka çağında bilgiye ulaşmak artık bir çaba olmaktan çıkmış, aksine lüzumsuz malumattan kaçabilmek ve zihni korumak asıl erdem haline gelmiştir. Ancak bu durum yalnızca bugüne mahsus bir problem değildir.
🌿Efendimiz (sav) yüzyıllar öncesinden bu tehlikeye dikkat çekmiş ve bu sarmaldan korunma yolu olarak Allah'a sığınmayı tavsiye etmiştir. Öyleyse bu mesele İslami ilimler geleneğinde nasıl ele alınmıştır, yakından bakmak konunun ufuk açıcı boyutunu görebilmek adına son derece faydalı olacaktır.
Mevlana'nın Mesnevi'sini İbn Arabi Düşüncesiyle Yorumlayan İsmail Ankaravi
"...Kulları içinden ancak alimler, Allah'ın büyüklüğü karşısında heyecan duyarlar. Şüphesiz Allah üstündür, çokça bağışlayıcıdır."
Fatır Suresi, 28.ayet
🌿İslami kaynaklarda ilmin ehemmiyeti Kur'an ayetleri ve hadislerde defalarca dile getirilir. Örneğin; Allah'tan ancak alim kulların korkacağını belirten ayet ile abid ve alim arasındaki farkı anlatan rivayetler, ilim meclislerinin girişlerinde sıklıkla yer alır. Geçmişten günümüze kadar telif edilen "el-Alim ve'l-Müteaallim" tarzı eserler, talebelerin bu yolda hangi konularda ne kadar dikkatli olması gerektiğini gösteren temel kılavuzlar olmuştur. Öyleyse ilme bu derece önem verilen bir dinin peygamberi neden faydasız ilimden Allah'a sığınmıştır?
El-Alim ve'l-Müteallim nedir?
El-alim ve'l-Müteallim, kelime anlamı olarak "alim (bilen, öğreten) ve Müteallim (öğrenen, talebe)" demektir; aynı zamanda İslam ilim tarihinde, İmam-ı Azam Ebu Hanife'ye (ö. 150/767) nispet edilen ve hoca ile talebe arasındaki soru-cevap diyaloglarıyla inanç esasları ile ilim-amel ilişkisini ele alan klasik bir eserin adıdır.
🌿Bu hususta Hz. Ali'ye nispet edilen, "İlim bir nokta idi, cahiller onu çoğalttı" sözü oldukça manidar. Bu ifade, ilim tahsilinin her zaman ve her şartta körü körüne övülmediğini, her çok bilenin hakiki anlamda ilim sahibi olmadığını dolayısıyla alim olarak adlandırılamayacağını açıkça gösterir. Unutulmamalıdır ki, meleklerin öğretmeni konumunda olan ve ilahi hitaba doğrudan muhatap olan İblis de son derece ilim sahibiydi; ancak bu bilgi, onu kibir ve isyana götürerek faydasızlığın ve hüsranın sembolü haline getirdi.
🌿Nitekim Kur'an-ı Kerim'de Yahudiler için kullanılan "ciltlerce kitap taşıyan merkebin durumu" (Cuma Suresi, 62/5) benzetmesi de bu gerçeği en çarpıcı şekilde gözler önüne serer. Öyleyse ayaklı kütüphane olmak, işimize yarayan ya da yaramayan her malumatı zihne doldurmak bize asla bir fayda sağlamaz; aksine, en kıymetli hazinemiz olan zamanın israfından başka bir şey değildir.