Arama

Erkek psikolojisi ve kadın psikolojisinden farkı

Erkek psikolojisi ve kadın psikolojisinden farkı
Sesli dinlemek için tıklayınız.

Erkek psikolojisini değerlendirirken öncelikle erkek ve kadının bedensel farklılıklarından söz etmek istiyorum. Daha sonra ise ruhsal yönden ne gibi farklılıklar var, onu sayarak konuyu erkek psikolojisine getireceğim.

Bazı kişiler "kadınlarla erkekler birbirleriyle eşittir " deseler de gerçek böyle değildir. Kadınlar erkeklerden bedensel, ruhsal ve cinsel açıdan pek çok farklılıklar gösterir. Eğitim ve öğretim hayatı bakımından önemli gördüğümüz bazılarını sıralayalım.

Kadın ve erkek arasındaki bedensel farklılıklar

  • Kadın daha çabuk buluğa erer. Beyin gelişmesi kadında daha belirli ve öndedir. Dişiliğe daha çabuk ulaştığı gibi erkeğe oranla üreme fonksiyonları daha erken sonlanır.
  • Erkekler özellikle ergenlik döneminde hareketlidirler. Bu çağda atılganlık, egemen olma ve babalık dürtüleri mevcuttur. Kadında ise ergenlik çağı organizmanın korunmaya en fazla muhtaç olduğu bir dönemdir. Bu devrede organizmaya ağır yükler yükletilmesi cinsel –hormonal olgunlaşma sürecinin ahengini bozabilir(2).
  • Kadınlar bedensel güç bakımından erkeğe nazaran daha zayıftırlar. Kadının genel bedensel gücü, erkeğin gücünün ancak % 70-75'ine ulaşabilir. Bu fark ergenlikten itibaren açık bir şekilde belirmeye başlar. Benzer bir antrenman programıyla yapılan çalışmalarda kas kuvveti erkeğe nazaran daha yavaş yükselir ve ulaşılan en üst seviye daha düşüktür. Bir araştırmada, kadındaki gücün erkekte elde edilenin ancak % 43'üne ulaşabildiği tespit edilmiştir(3).
  • Kadınların enerji metabolizmaları da erkeklerden daha düşüktür. En yüksek yüklemelerde bile erkeğin % 80'i civarında kalır.
  • Adet devrelerinde, genellikle fiziksel kapasite (2-6) gün öncesinden başlamak üzere düşüş gösterir.
  • Fizik sıkıntılara karşı erkek kadına oranla daha dayanıklıdır.
  • Kadın şoklara, uykusuzluklara, mahrumiyetlere daha fazla tahammül gücüne sahiptir.
  • Hararet, nabız, teneffüs kadında daha fazladır.
  • Ölçülebilen değerlerde (kan sayımları gibi… ) hep kadınla erkek arasında farklılıklar vardır.
  • Alkol, sigara, uyuşturucu gibi vücuda zehir etkisi yapan maddelere karşı kadın daha hassastır.
  • Kalp-damar sisteminde farklılıklar vardır. Kadında maksimal (en yüksek) oksijen sarfiyatı daha azdır. Kalp daha küçüktür ve vuruş hacmi daha düşüktür.
  • Solunum sistemi: Kadında vital kapasite (nefes alma) miktarı düşüktür.

Erkek ve kadından aynı seviyede bir çalışma istendiği takdirde, kadının daha fazla gayret sarf ettiği ve fakat çalışma gücü eğrisinin erkeğe nazaran çok daha süratle düştüğü görülür.

Ruhsal farklar

Kadın ve erkek, sadece fiziksel bakımdan değil, ruhsal yönden de bazı farklılıklar gösterirler. Bu farklarla, kadın ve erkek iki ayrı yapı gösterirler ve aslında birbirlerini tamamlarlar. Bunları şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Kadınlarda hormonal faaliyetlere bağlı olan ruhsal karakterler çocuk olarak, kız olarak, evli kadın veya dul olarak ve nihayet gebe kadın olarak çok farklar gösterir. Analık içgüdüsü ve psikolojisi başlı başına bir konudur. Aybaşı krizlerinde ve bilhassa kritik bir çağ teşkil eden adet kesiminde (menopoz) çok defa patolojik (marazi) bir psikoloji bahis konusudur(2). Erkekte ise bu şekilde ruhsal dalgalanma yoktur.
  • Otoritelerin müşahedelerine göre kadınların ancak % 15'inde regl hali hiçbir sıkıntı vermez. % 40-45 oranında hafif arızalar mevcut olur. % 30'unda ise nahoş ıstıraplar bayağı bir hastalık halindedir.
  • Kadın ve erkek, daha çocukluk yaşlarından itibaren ayrılırlar ve başka dünyaların insanları oldukları belli olur. 4-5 yaşındaki bir kız çocuğu maharetinden ve zarifliğinden seve seve faydalanır; aynı yaşta bulunan erkek çocuğu ise kuvvetini ve bütün vücudunun ağırlığını kullanır.
  • Yine kız çocuğunun his dünyası duygulu hülyalardan zevk alır. Güzel masallardan hoşlanır. Oysaki erkek çocuğu, makine icatları, karışık savaş aletleri tasarlar; savaşlarda bulunmayı, güçlü olmayı tahayyül eder. Kız çocuğu ise, güzel kadın süsleri arasında hülyalara dalmayı, acayip çiçeklere ve çok renkli kuşlara sahip olmayı tercih eder(2).
  • Erkekte, özellikle ergenlik çağında, olağan bir vasıf sayılan saldırganlık (agresyon), egemen olma ve nihayet babalık dürtüleri mevcuttur. Kadında ise ergenlik çağı, organizmanın en fazla korunmaya muhtaç olduğu bir devredir. Bu devrede organizmaya ağır yükler yükletilmesi, cinsel hormonal olgunlaşma süresinin ahengini bozabilir(2). Erkek beyninde fiziksel etkinlik ve saldırganlığa ayrılmış merkezler daha büyüktür.
  • Araştırmacılar erkeklerin 2 yaşından başlayarak üniversiteye kadar daha çok kavgaya karıştığını, daha fazla saldırgan fiziksel ve sözel davranışlar gösterdiğini, kızlara göre dört kat daha fazla suç işlediğini veya antisosyal davranışta bulunduğunu göstermektedir(2).
  • Ailede; erkek için esas olan kadına sahip olmak, ona temellüktür. Kadın için esas ise, erkeğe teslim olmak, şahsiyetini mümkün mertebe muhafaza ve onu erkeğe kabul ettirmek, erkeği kendi "ruh ve beden havzasında " tutmaktır(5).
  • Erkek ben-merkezci (egosantrizm), kadın ise özgecidir (diğerkâm-elsever). Yani başkalarının ıstıraplarını paylaşmak, feragat ve fedakârlıklarda bulunmak, başkalarının felaketlerinde yardımcı olmak karakteri birçok kadında fazilet derecesindedir. Erkek ise önce kendi ve şahsi menfaatini düşünür.
  • Kadın, organizmasının tabiatı itibari ile daha fazla bedensel ve ruhsal ıstıraplar çeker. Fakat bunlara daha fazla tahammül gücüne sahiptir.
  • Kadın erkeğe nazaran daha merhametlidir.
  • Büyük ıstıraplar karşında kadının sükûneti ve mukavemeti daha fazladır.
  • Kadın heyecanıyla yaşar, erkek ise muhakeme ile temayüz eder(6).
  • Kadın daha vesveseli, kuruntuludur.
  • Erkek umumiyetle daha dışa dönük ve faaldir. Dış dünyayı ele geçirmek ister, düşünce ve duyumlar bakımından daha iyi gelişmiştir. Kadın ise içe dönüktür. Duygular ve seziş hususunda erkeğe nazaran üstündür.
  • Kadın sinirsel olarak daha dayanıklıdır.
  • Kadın giyinme hususunda daha ihtiraslı, daha titiz, daha hercaidir; modaya daha düşkündür(3).
  • Kadında genellikle vejetatif sinir sistemi daha oynaktır. Tecrübi psikoloji araştırmaları, kadın ve erkekte genel akıl kapasitesinin eşit olduğunu, ancak bu iki cins arasında akıl kapasitesini oluşturan çeşitli melekeler bakımından bazı farklılıkların bulunduğunu göstermektedir. Erkek mantıki istidlal (çıkarım), sayılarla çalışma yeteneği (karmaşık matematik problemlerini çözümleme) ve teknik beceri bakımından kadına nazaran üstündür. Buna karşılık kadın; lisan ve konuşma yeteneği, hızlı yazma, parmak mahareti, hatırlama ve gözlem hızı bakımından erkeğe nazaran üstündür(2).
  • İki cins arasında karakter bakımından da şu gibi farklar dikkati çeker: Erkekler karar almağa, bağımsızlığa, ihtirasa ve kritik davranışlara büyük eğilim gösterir; kadın ise daha insancıl ve toplumsaldır; nörozlara (bir çeşit ruhsal bozukluk) daha fazla istidat gösterir; kadının düşünce ve davranışları, genellikle entelektüel analizlerden ziyade hislerinin tesiri altındadır.

Özet olarak

İlişkilerde kadınla erkek birbirlerini tamamlayan unsurlardır. Bu durum, bir iş bölümü gibi düşünülmelidir. İlişkinin duygusal boyutunda kadın, maddi tarafında ise erkeğin rolü ön plandadır. Çocuklarla ilgili konuda kadın, para işinde erkek önde görülür. Erkeğin fizik gücü vardır, kadın ise güven uyandırma ve ilişki kurabilme alanlarında başarılıdır. Aile içi ilişkilerde kadın daha baskınken, dış ilişkilerde erkek ön plana çıkar. Güven uyandırma konusunda sevgi objesi anne iken, güven objesi babadır. Erkekteki güven zayıflığı, kadına göre evliliğe daha fazla zarar verirken, kadındaki sevgi azalması, erkeğe göre daha zararlıdır.

Kadının ego doyumunu; destek görmek ve destek vermek, paylaşmak, yardımcı olmak hisleri sağlar. Kadın, erkekten çok daha fazla estetik kaygılara, sevgiye, iletişime, güzelliğe değer verir. Sevgi ve uyum onlar için daha önemlidir. Bir erkeğin yarışı kazanmaktan veya tuttuğu futbol takımının attığı golden aldığı zevki, kadın yakınlaşma ve paylaşma anında hisseder.

Kadının psikolojik ihtiyacı çözüm değil dinlenilmektir. Erkeğinki ise güvenmek, takdir edilmektir. Seven ve iyi niyetli olan eşler karşı tarafın psikolojik ihtiyaçlarını giderirlerse sevgi çoğalır, güven artar, korku azalır ve ilişki iyi hale gelir. Kadının psikolojik ihtiyacında önceliği, duyguları anlamak, ifade etmek ve değiştirmek alır. Erkek ise hep çözüm odaklı düşünür ve kadının duygulara verdiği önemi algılayamaz. Kadın da erkeğin bu kadar duygusuz olmasına bir anlam veremez. Ancak bunun sırrı, farklı genetik algoritmalarda saklıdır ve bu konuda gösterilecek çabayla düzeltilebilir. Erkeğin kadının duygularını önemsediğini hissettirmesi için kadını dinlemesi, kadının da erkeğe öneri ve eleştiriden uzak bir biçimde duygularını anlatması, birbirlerine karşı daha açık ve ilgili olmalarını sağlayacaktır.

KAYNAKLAR

  1. Karma Eğitim. Ali Erkan Kavaklı. Nesil Yayınları
  2. Koruyucu ve Sosyal Tıp. Prof. Dr. Sıtkı Velicangil. Filiz Kitabevi. İstanbul, 1980
  3. Normal ve Anormal Cinsiyet ve Evlilik. Prof. Dr. Rasim Adasal. Ankara, 1975
  4. Çocuk Psikolojisinin Ana Çizgileri. G. Jacquin. Tercüme: M. Toprak. İstanbul, 1964
  5. Kadın Psikolojisi. Prof. Dr. Remzi Kazancıgil. İstanbul, 1937
  6. Tababet-i Ruhiye. Ord. Prof. Dr. Mazhar Osman. İstanbul, 1927
  7. Kadın ve Erkeğin Performans Yönünden Karşılaştırılması Prof. Dr. Med. J. Artner. Medicine. Yıl 7, sayı 43
  8. Psikolojiye Giriş. Editör: Rod Plotnik. Kaknüs Yayınları, 2009
  9. Erkek Beyni. Prof. Dr. Louann Brizendine. Say Yayınları, 2011

Prof. Dr. Sefa Saygılı

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2021 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN