Arama

İsmail’in, bıçağın altından kurtuluşuna sevinmektir, Bayram…

İsmail’in, bıçağın altından kurtuluşuna sevinmektir, Bayram…

Bugün bayram. Zilhicce'nin 10. Günü...

Bugün bayram. İsmail'in, bıçağın altından kurtuluş yıl dönümü...

Bugün bayram. Baba-oğulun bir büyük teslimiyet sınavını, aliyyül-a'lâ derecelerle başardıklarının tescil günü...

Bugün bayram. Gökten inen Cebrail'in tekbir seslerinin, tüm semayı kapladığı muhteşem gün...

Bugün bayram. Son Nebi'nin, "sevinç günleri" diye nitelediği gün...

Bayramınız mübarek olsun. Gönlünüz huzur, kalbiniz sürurla dolsun...

Bugünkü yazımızla Hz. İbrahim'in başından geçenleri ve baba-oğulun yaşadıkları ibret dolu hadiseleri aktarmayı tamamlamış olacağız. Böylece, sonradan gelen ümmetler olarak bir "bayram sevinci" yaşamamıza vesile olan bu aziz peygamberlerin, ağır bir sınavı, nasıl yüce bir teslimiyetle geçtiklerini kaynakların bize verdiği bilgilerle ortaya koymaya çalışacağız.

ARD ARDA GÖRÜLEN RÜYALAR

Bundan önceki iki yazımızda ele aldığımız konuları hatırlamaya çalışalım. Hz. İbrahim (as) "Terviye" denilen Zilhicce'nin 8. gününe endişeli bir şekilde uyanmış, o gece gördüğü rüyanın tesirinden kurtulmakta zorlanmıştı. Çükü rüyada bir sesin ona, "Allah sana oğlun İsmail'i kurban etmeni emrediyor" dediğini açık bir şekilde duymuştu. Rüyanın Rahmanî mi yoksa şeytanî mi olduğu hususunda tereddüt yaşamış ve derin düşüncelere dalmıştı, gün boyunca...

Bu hal üzere akşamı etmiş ve o gece tekrar aynı rüyayı, aynı minval üzere görmüş ve Zilhicce'nin 9. Sabahına uyandığında, bunun şeytani değil, Rahmanî bir rüya olduğu bilgisine sahip olmuştu, Hz. İbrahim...

Akşam olup gece bastırdığında yatağına giren Hz. İbrahim (as) rüyasında üçüncü kez aynı şekilde bir emirle muhatap olunca uyandığında artık bunun kendisine Allah'ın bir emri olduğunda şüphesi kalmamıştı… Şimdi ona düşen, bu emre teslimiyet göstermekti… Yaşlılık döneminde sahip olduğu ve seksenaltı yıllık evlat hasretini kendisiyle giderdiği ciğerparesi sevgili İsmail ile denendiği bir ağır sınavla karşı karşıya olduğunun şuurundaydı Halîlur-Rahman Hz. İbrahim (as)…

OĞLUNA DANIŞAN BABA ÖRNEĞİ…

Peki bu durumu 12-13 yaşlarındaki evladına nasıl anlatacaktı?.. Konuyla ilgili olarak Saffât suresindeki ayetler gayet açık ve net bir şekilde yaşananları ortaya koymaktadır. Ancak surenin 102. ayetinde baba-oğul arasında geçen diyalog bile, birçok hikmeti barındırmaktadır. Şöyle ki, en başta, gerek baba gerekse oğul, birbirlerine hitap şekliyle Müslüman baba ve evlat arasında olması gereken şefkat/benimseme/sevgi/saygı hususlarında örneklik teşkil etmektedirler. Ayet-i kerimeye bakalım… "Babası, 'Yavrucuğum! Rüyamda ben kendimi, sanki seni bir kurbanlık gibi boğazlıyorken görüyorum. Bir düşün bakalım, ne dersin bu işe?..' dedi. Oğlu ise, 'Babacığım! Sana emredilen neyse onu yerine getir. İnşâallah sen beni sabredenlerden biri olarak bulacaksın." Kur'an-ı Kerim'de baba-evlat diyaloglarıyla ilgili yapılacak bir incelemede ulaşılacak tespit şu olacaktır. Ayetlerde geçen bütün diyaloglarda baba-evlat arasındaki hitap, "Yâ Büneyye" ve "Yâ Ebetî" şeklindedir. Yani, "Yavrucuğum" ve "Babacığım"…

İkinci husus şudur: Hz. İbrahim (as) oğluyla istişare etmiş ona danışmış ve "bir düşün bakalım, ne dersin bu işe" demek suretiyle oğlunun fikrini ve görüşünü önemsediğini ona bildirmiştir. Burada da dikkat çekici husus, babanın, evladına danışması, onu bilgilendirmesi ve ondan görüş istemesidir. Rûhu'l-Beyân Tefsiri'nde, Hz. İbrahim'in istişareyi önemseyen bir peygamber olarak bilindiği ifade edilmektedir. Aynı kaynakta, Hz. Adem'in ise kendilerini ebediyet ağacının meyvelerini yeme konusunda ikna etmeye çalışan şeytanın görüşlerini meleklerle istişare etmediği için hataya düştüğünü eğer konuyu melekler danışsaydı böyle bir hataya düşmezlerdi bilgisi de vardır.

Yaşananlara dönelim… Hz. İsmail, hiç duraksamadan babasına şunları söyledi. "Babacığım!. Emr olunduğun şey neyse onu yerine getir. İnşaallah beni sabredenlerden biri olarak bulacaksın."

Yaşından büyük bir olgunlukla babasının ne demek istediğini anlayan İsmail aynı şekilde teslimiyet gösterdi ve babasına verdiği sözünde de sonuna kadar durdu. Aksini asla düşünmedi ve asırlar sonra Allah Teâlâ'nın kendisini Kur'an-ı Kerim'de, "sözünde duran, sabreden ve salih bir peygamber" olarak anacağı güzel bir hatıranın kahramanı oldu.

Yine Rûhu'l Beyân tefsirinde, şu hazin ve dikkat çekici bilgi yer almaktadır: "İsmail bu esnada başka bir şey daha talep etmişti babasından… Dedi ki: 'Babacığım. Gözlerimi bağla ki, seninle göz göze gelmeyelim. Ola ki, göz göze geliriz, şefkat ve merhamet duyguların, vazifeni yapmana engel olmasın!.. El ve ayaklarımı da bağla ki, can havliyle hareket edip de senin işini zorlaştırmayayım!..'

Babası, oğlunun bu isteklerini yerine getireceğine dair ona söz verdi. Tenha bir yerde bu işi gerçekleştirmek için birlikte yola koyuldular. Bundan sonrasını yine Sâffât suresinden takip edelim:

"Baba oğul birlikte Allah'ın emrine teslim oldular. Babası oğlunu yanağı üstüne yere yatırdı. İşte tam o sırada ona seslendik: Ey İbrahim! Sen rüyanda gördüklerinin gereğini gerçekleştirdin. Biz iyileri işte böyle mükâfatlandırırız. (Saffât, 103-106)

Ayet-i celileden şunu anlıyoruz. Baba-oğul, Allah'ın emrine boyun eğmiş ve biri canından diğeri ise cânânından vazgeçebilmenin zirve örnekleri olmuştu. Hiç tereddüt göstermeden bıçağın altına yatan İsmail ve ciğerparesinden vazgeçebilen bir baba… Tam bu esnada, Allah Teâlâ'nın hitabıyla sona eren bu ağır sınav… Takdir dolu sözler ve mükâfatlar…

HZ. İBRAHİM'E VERİLEN MÜKAFAT NEYDİ?

Peki, Hz. İbrahim'e verilen mükâfat neydi? Bu konuda da ilgili surenin ayetleri yol göseriyor bizlere:

"Şüphesiz bu apaçık bir imtihandı. Sonra Biz, oğluna bedel olarak ona büyük bir kurbanlık verdik. Sonradan gelecekler arasında İbrahim'in güzel bir hatırayla anılmasını sağladık. Selâm olsun İbrahim'e… İşte Biz iyileri böyle mükâfatlandırırız. Çünkü o, bizim mümin kullarımızdandı. Ve sâlihlerden bir peygamber olarak İshak'ı da ona müjdeledik." (Sâffât, 107-112)

Hz. İbrahim'e verilen mükâfatların ilki, İsmail'in yerine Allah tarafından cennetten gönderilen kocaman bir koç idi. Böylece, ondan sonraki zamanlarda artık Allah'ın rızasını kazanmak, O'na yakınlaşmayı gerçekleştirmek için belirli şartları taşıyan hayvanlardan kurban kesilmesi meşru kılındı. İkinci olarak, yine o dönemden sonra baba-oğulun teslimiyet ve sadakat örnekleri nesilden nesile "güzel bir hatıra" olarak anıldı. Üçüncü olarak, Hz. İbrahim'e verilen mükâfât şuydu: "Halîm" vasfına sahip İsmail'den sonra, "Alîm" vasıflı, İshak ismi verilecek bir diğer oğlu müjdelendi kendisine… Dolayısıyla, Allah için bir evladından vazgeçmeyi göze alan Hz. İbrahim (as) sadakat ve teslimiyetine karşılık bir diğer evladın da müjdesini almıştı, bu ağır imtihan sonunda… Ayet-i kerimenin şu ifadeyle bitmesi de manidardır: "İşte biz iyi kimseleri böyle mükafatlandırırız."

Sonuç olarak diyebiliriz ki, Kurban ibadetini takva şuuru ve teslimiyet duygusuyla ifa eden bir kul, maddi anlamda bir fedakârlıkta bulunarak yaptığı bu ibadetiyle, önce gönlünde bir sürûr ve sevinç bulacak; evinde bir huzur iklimini teneffüs edecektir. Kurban için harcadığı paraya gelince hiç şüphesiz o da rızkına bolluk-bereket olarak yansıyacaktır. "Günahların affedilmesine vesile olması" ise bir kul için dünya ve ahirette onun en büyük kazancı olacaktır.

Ayet ve hadislerdeki bu emir ve tavsiyelerden sonra biz müminlere düşen, İslam'ın en önemli şiarlarından biri olan bu ibadeti önemseyerek ve hassasiyet göstererek yerine getirmeye çalışmak ve "Allah'ım! Namazım da kurbanım da hepsi Senin içindir" diyebilmek ve sözlerimizi şu niyazla bitirmektir:

"Allah'ım! Halil'in Hz.İbrahim'den ve Habib'in Hz.Muhammed'den, en güzel şekilde kabul ettiğin gibi, benim de kurbanımı, benden salih bir amel olarak kabul buyur."

Vacip olan Teşrik tekbirlerini, hatırasını da düşünerek okuyabilmek ve kurbanlarımıza karşı vazifelerimizi bir teslimiyet şuuruyla ifa edebilmek, böylece Rabbimizin rızasına erebilmek niyazıyla mübarek Kurban bayramı bizleri de mübarek kılsın inşaallah…

Sağlık, esenlik, huzur ve sürur dileklerimle…

Prof. Dr. Mehmet Emin Ay

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2020 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN