Arama

Şanı, İnşirah suresiyle yüceltilen Peygamber: Hz. Muhammed (sav)

Şanı, İnşirah suresiyle yüceltilen Peygamber: Hz. Muhammed sav

Bugün de yine İnşirah Suresi üzerine incelemelerimize devam ediyoruz. Görünen o ki, Allah Teâlâ, bu sekiz ayetten oluşan üç satırlık surede, derin manalar ve hikmetler ihtiva eden vahy-i ilahisiyle hem hem de Onun sonradan gelecek ümmetlerine teselliler sunuyor. Çünkü dünya hayatı insanoğlu için çeşitli sıkıntı ve sınavlarla dolu… Bunların üstesinden gelmek ise ciddi bir donanım gerektiriyor.

ŞANI YÜCELTEN, ŞEREFİ YÜKSELTEN DE O DUR…

Surenin dördüncü ayetinde Allah Teâlâ, Habib-i Edîbi'ne hitaben: "Senin şanını yüceltmedik mi?" buyurarak, önce gönlüne ferahlık veren, sonra sırtındaki ağır yüklerden onu kurtaranın kendisi olduğu gibi şanını yüceltenin de yine kendisi olduğunu ifade etmektedir. Peki, Cenab-ı Hakk'ın, gönderdiği Kutlu Elçilerin sonuncusu olan Hz. Muhammed'e hatırlatmak istediği husus neydi?.. Bu ayeti anlayabilmek için tarihi bilgileri tetkike ihtiyacımız vardır.

Bilindiği üzere, Hz. Muhammed (sav) Mekke'de yetim olarak dünyaya gelmişti. Soyu, Hz. İsmail vesilesiyle "Peygamberler babası" olarak bilinen Hz. İbrahim'e (asm) ulaşıyor olsa da ve aynı zamanda Kureyş gibi itibarlı bir kabileye mensup bulunsa da yaşadığı toplum içinde "Abdullah'ın oğlu Muhammed" olarak dünyaya gelmişti. Önce babadan yetim sonra anadan öksüz kalmış olsa da ilâhi murakabe her dâim onun üzerindeydi ve etrafında onunla ilgilenenler her daim bir şefkat hâlesi oluşturmaktaydı…

Çocukluk yıllarını takip eden ve toplum içinde amcasının yanında ticari faaliyetlerde bulunduğu gençlik çağında, Allah Teâlâ'nın, kendisine bahşettiği "özü-sözü doğru olmak", "verdiği sözde durmak" gibi özellikleri sayesinde kısa sürede Mekke'de "El-Emîn" vasfıyla birlikte anılmaya başladı… Nihayet, Allah Teâlâ Ona "peygamberlik" gibi en yüksek mertebeyi lütfederek Onun adını da, şânını da yüceltti. Her biri gökteki yıldızlar misali, ashab-ı kiramın yanı sıra, kendisini görmeden, telkin ve tebliğ ettiği akideye inanan müminlerin gönlünde müstesna bir yere sahip oldu. Tarih boyunca insanlar onun isimlerini oğullarına; eşlerinin ve kızlarının isimlerini de kızlarına ad olarak verdiler… Vefatının üzerinden 14 asrı aşan bir zaman geçmiş olmasına rağmen, tanındıkça daha çok sevilen özelliğiyle zaman geçtikçe sevgisi ve sevenlerinin sayısının her gün arttığı Sevgili Peygamberimize (sav) dünyada iki milyara yakın Müslüman, her namazda salavât okumakta, namaz dışında ise adı anıldıkça her gün milyonlarca salât ve selâm gönderilmektedir. Günde beş vakit, dünyanın her bir yerinde aralıksız okunan ezanlarda Allah Teâlâ'nın ismiyle beraber Onun ismi de göklerde yankılanmaktadır. Kelime-i Tevhid'de ve Kelime-i Şehâdet'te Allah'ın adıyla birlikte Onun da adı anılmakta, her defasında bu anış büyük bir iman, saygı ve edeple tekrarlanıp durmaktadır.

Kur'an-ı Kerim'de Allah Teâlâ, gönderdiği kutlu elçilerine isimleriyle hitab ederken Peygamberimize "Yâ Eyyühennebî" ve "Yâ Eyyüherresûl" ifadeleriyle Onun sahip olduğu makam ile hitab etmiştir. Yine Allah Teâlâ Ona itaati, Allah'a itaat saymıştır (bkz. Nisâ, 80). Onun âlemlere rahmet olarak gönderildiğini ilan etmiştir (bkz. Enbiyâ, 107). Gökyüzünde melekler, yeryüzünde müminler tarafından hürmetle anılmaktadır (bkz. Ahzâb, 56).

Bütün bunlar şunu ortaya koymaktadır ki Resul-i Ekrem (sav) Efendimize lûtf edilen ve evrensel bir nitelik taşıyan "şanı yücelik" vasfı sadece Allah Teâlâ'nın Ona olan ikram ve ihsanıyla izah edilebilir. Surenin ve ihtiva ettiği ayetlerin Mekke'de inen ilk ayetler olduğunu hatırlayalım. Allah Teâlâ, elçisine Onun adını sanını, şânını, şerefini yücelttiğini ifade buyururken artık sonradan gelecek zaman sürecinde bunun gerçekleşeceğini de haber vermiş oluyordu. İşte bu manada yaşanan bütün bu güzellikler, ayette geçen "Senin şanını yüceltmedik mi, Ey Habibim" ilahî hitabının yeryüzündeki yansımalarıdır. Bu yansımalar Peygamberimizde bahsini ettiğimiz hususlarda tecelli ettiği gibi, Ona ümmet olma şerefine ve nasibine sahip olan bizlerde de "Son Elçi'ye ümmet olmak" şeklinde yüce bir ikram ve ihsan olarak tecelli etmektedir. Allah Teâlâ, böyle bir büyük nimetin ve şerefin kadr ü kıymetini bilenlerden olmayı nasib eylesin…

Arşın kubbelerine adı nurla yazılan
İsmi semâda Ahmed yerde Muhammed olan
Yedi katlı göklerde Hak cemâlini bulan
Evvel âhir yolcusu
*** *** ***
Biliriz ki, hükmü yok bu dünya nimetinin
Gönüldür sermayesi ahiret servetinin
Sana salât ve selam gönderen ümmetinin
Cennetler şâhidi ol, Yâ Hazret-i Muhammed
(C. Numanoğlu)

İnşirah Suresine devam edeceğiz. Sağlık ve afiyet dileklerimle...

Prof. Dr. Mehmet Emin Ay

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2020 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN