Arama

Günümüz Aleviliğinde namaz feraizden midir?

Günümüz Aleviliğinde namaz feraizden midir?

Okuyanların hatırlayacağı üzere bir önceki yazıda Alevilerin klasik dönem metinlerinde namaz meselesini ele almış ve bir sonraki yazıda günümüz Aleviliğindeki uygulamalara değinmeye çalışacağımı söylemiştim.

Konuya girmeden önce kabaca geleneksel ve modern olarak iki farklı başlık altında incelememiz gerektiğini hatırlatmış olayım. Bu ayrımı tarihî ve çağdaş olarak da yapabiliriz hiç kuşkusuz. Ancak bana, geleneksel ve modern olarak tasnif etmek daha doğru geliyor. Çünkü günümüzde birbirinden çok farklı hem sayıları her geçen gün daha da azalan geleneksel Alevilik hem de şehirleşme ile yeniden inşa edilen modern Alevilik bulunuyor. Tamamen adab, erkan ve edep ile ehl-i beyt sevgisi üzerine kurulu geleneksel Aleviliğin kaynağında ilham, keşif ve menkıbeler yer alırken erkan ve adaba riayetin birinci derecede önemli olmadığı, düşkünlük ve muhasiplik gibi Aleviliğin en temel iki rüknünün yer almadığı modern Aleviliğin inanç kaynağı daha çok çağın siyasi ve felsefi anlayışına dayandığını, tarihi ve efsanevi figürlerin inanç dünyasında yer almadığını söylersem sanırım aradaki çizgiyi daha da belirginleştirmiş olacağım.

Önce geleneksel Alevilerin namaza bakışlarını aktaralım. Geleneksel Alevilerin kahir ekseriyeti bugün bilinen anlamı ile namaz kılmıyorlar. Gerekçeleri ise farklı.

1. Dört kapı kırk makam telakkisinin çok önemli olduğu Alevilikte ilk kapı şeriat, ikinci kapı da tarikat kapısıdır. Aleviler tarikat makamındadırlar, o halde şeriata müteallık ibadetlerden muaftırlar. Bunun yerine tarikat namazı kılarlar.

2. Namaz kılınmamasının bir diğer nedeni teberrâ düşüncesi. Bu düşünceye göre namazın beş vakit olarak Hz. Peygamber'in vefatından sonra, Muaviye döneminde adet halini almıştır ve Emevi ibadetidir. Onun yerine tarikat namazı adını verilen bir namaz kılınır. Ayrıca halka namazı adı verilen bir namaz daha vardır. Perşembe akşamları yapılan cemlerde kılınan bu namaz cuma namazı olarak da kabul edilir.

3. Hz. Ali'nin camide şehit edilmesini hatırlattığı için camiye gidilmez.

4. Çok yaygın ve genel kabul gören bir kanaat olmamakla birlikte Hz. Ali'nin kıldığı namazın tüm Alevilerin namazı yerine geçmesi düşüncesi,

5. Kuran'da anlatılan namaz ile kılınan namazın farklı olduğu ve Alevilerin Kuran'da anlatılan namazı kıldığı,

6. Namaz kılmakla övünenlerin ahlaken sorunlu davranışları olması,

gibi farklı cevaplar verilmekte. Bunların doğru olup olmadığını ispat etmek gibi bir amacımız olmadığı, anlamaya çalışmak olduğu için genel kabul gören düşünceleri aktarmakla yetineceğim.

Günümüz Aleviliğinde namaz var mı?

Bu konuda genel kanaati yansıttığını düşündüğüm bir Alevi arkadaşımın yöresindeki bir dededen dinlediklerini nakledeyim:

Sünniler gibi camide namaz kılmayız. Fakat ritüel anlamında bir halka namazı var bu önemli. Hatta bizim yörenin benim tanıdığım eski dedeleri cem ibadetinin içinde söylenen deyişler ve miraçlama dolayısı ile belli sayıda kıyam rüku ve secde olduğu için bunun 2 veya 4 rekât namaza karşılık geldiğini söylerlerdi. Aslında niyâz ile karışık bir namaz gibi.

Bizim yaşlılarımızda ibadet ile ilgili şöyle bir algı vardır. Bunu Anadolu'nun her yerinde duydum; "Aslında namaz da oruç da bizim". Bu aslında sahiplenme idi ve asıldan uzaklaşma duygusu önemliydi. Çünkü ibadete sahip çıkıyordu. 'da gördüm, 'ta gördüm, 'de gördüm, köylerde şehirde bulunanların camiye ve cumaya gitmelerine hoşgörü ile bakılırdı. Şimdi ise neredeyse camiye gidenleri düşkün ilan edecekler.

Tüm bu olanlarda şüphesiz sünnilik diye gözüken ibadet sisteminin uygulayıcılarının hem namaz kılıp hem de buna aykırı hareket etmelerinin ve cami algısının Alevilerin gözünde iyice bozulmuş olmasının da etkisi var.

Artık geleneksel Alevilik yavaş yavaş ortadan kayboluyor ve geriye sadece adı Alevilik olan bir düşünce biçimi kalıyor. Modernizm ve solculuk Aleviliği yeniden inşa etmeye yetmedi yahut kendilerine göre Alevilik inşa etti. Modern Alevilik ise geleneksel Alevilikten çok farklı. Bu haliyle de yeni ve farklı bir inanç sistemi. Ne kendilerinin de dediği gibi İslamla ne de Alevilikle bir ilgisi var. Dolayısı ile ne bilinen namaz ne de halka namazı kılınıyor.

Modern Alevilikte Aleviliğe has ibadetlerin ve ritüellerin zayıfladığını ve kısmen ortadan kalktığından geleneksel Aleviler de müşteki. Şehirleşme ile birlikte bireylerin toplum baskısından ve etkisinden uzaklaşmaları Aleviliğin en temel iki kavramı düşkünlük ve muhasipliği adeta etkisiz hale getirdi. İlham, keşf ve keramete dayalı öğretiyi, tamamen seküler eğitim almış, metafiziği hayatından çıkarmış, anlatılanları makul bulmayan Aleviler için Alevilik manevi içerikten koparılarak aidiyeti ifade etmek için kullanılan bir sıfata ve siyasi tercih sebebine dönmüş görünmekte.

Aleviler kendi içlerinden koptukları geleneği hatırlatacak, unuttukları geleneksel kollektif hafızayı, inançları ve ibadetleri hatırlatacak, ortak referanslara yaslanacak güçlü bir kanaat önderi çıkarmazsa bu dağınıklık ve savruluşla yarım yüzyıl geçmeden günümüzde gördüğümüz yepyeni bir inanca sahip gruplar veya geleneksel Alevilikten uzaklaşmış insanların sayısı iyice artacak ve geleneksel Alevilik ancak tarihin konusu olarak kalacak. Bunun için de Muaviye düşmanlığı yapıyoruz diye birlikte yaşadıkları Sünnilerle aralarına ördükleri kalın duvarları yıkmakla başlamalılar. Aksi takdirde bugün ibadethane olarak açılması gündemde olan cemevleri siyasi parti merkezi veya sivil toplum örgütü toplantı salonundan başka bir şey olmayacak. Aleviliğin İslamla ilgisi olmayan bir inanç olduğunu savunanların seslerinin yükselmeye başlaması ve gelenekten habersiz yetişen nesillerin kulaklarının bu seslerle dolması bizi bambaşka bir resimle karşı karşıya bırakacağına kuşku yok.

Dedelerin yerini Alevi araştırmacıların almaya başlaması bir diğer sorun gibi durmakta. Özellikle şehirli Aleviler, anlattıklarının kendilerine menkıbe ve masal gibi geldiği dedelerin yerine araştırmacılara kulak vermeye başladı. Kentlerde yetişen, solculukları ile öne çıkan bu araştırmacıların söylemlerine ideolojilerini katmaları Aleviliği adeta yeniden inşa etmek anlamına geliyordu ve aynı zamanda geleneksel Aleviliğin sadece ortadan kalkmasına değil bir daha dirilmemecesine gömülmesi anlamına da geliyordu. Özellikla 'da kurulan derneklerin yayınladıkları Aleviliğe dair yayınlara bakıldığında bırakın İslamiyeti, geleneksel Alevilik ile bile ilgisi olmadığı görülür. Batı Avrupa'da gelişen bu düşüncenin 'de de yaygınlaşmaya başladığını görmek ise üzüntü verici bir gelişme.

Aleviliğin trajedisi sekülerleşmenin ateşli taraftarı olmasıydı. Sünni dindarlığın karşıtlığı olarak sekülerleşmeye can simidi gibi yaklaştılar. Ancak o can simidi aynı zamanda Aleviliği yavaş yavaş ortadan kaldırdı. Cemevlerinin yeni hali de biraz böyle olacak gibi duruyor. Camiin karşısına oturtmaya çalıştıkları cemevleri geleneksel cemevlerini bitirecek ve günün birinde ne adab ne de erkan kalacak.

Yıllardan beri buğz-ı Muaviye ile hareket edildi. Artık hubb-i Ali'ye göre hareket etme zamanı geldi ve geçiyor.

Ehl-i beyte muhabbet edenlere selam olsun.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2020 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN