Arama

Osmanlı'dan günümüze gelen miras "Zimem defteri" hakkında 10 detay

Osmanlı medeniyetinin "insanı yaşat ki devlet yaşasın" anlayışının en güzel örneğinden biri olan Zimem defteri geleneği, yardımlaşma ve dayanışmanın güzelliğini asırlar geçse de içinde barındırıyor. Osmanlı'da Ramazan ayında zenginler, hiç tanımadıkları insanların borçlarını öder; borcu ödenen ihtiyaç sahibi bunu kimin ödediğini, borcu ödeyen zengin de hangi ihtiyaç sahibinin borcunu ödediğini asla bilmez ve böylece birbirini tanımayan insanlar arasında bir hayır zinciri oluşurdu. Sizler için kültürüyle dünyada parmakla gösterilen Osmanlı medeniyetinin, en güzel dayanışma ve yardımlaşma örneklerinden biri olan ve günümüze kadar gelen "Zimem defteri" geleneği hakkında 10 detayı derledik.

  • 3
  • 10
Bugünün veresiye defteri
Bugünün veresiye defteri

Günümüzde durumu olmayan mahalle sakinleri mahalle esnafından alışveriş yapar, ödemesini de ayın başında yapmak üzere veresiye defterine yazdırırdı. İşte Zimem defteri bu defterin Osmanlı'daki adıdır.

Zimem defteri, bugünün veresiye defteridir. Ramazan günlerinde zenginler bakkal, manav gibi dükkânlara giderdi ve Zimem defterini çıkarmalarını isterdi. Defterin başından, sonundan ve ortasından rastgele sayfalar koparır ve "Silin borçlarını, Allah kabul etsin." derlerdi. Böylelikle borcu olan, borcunu kimin ödediğini; borcu ödeyen de kimin borcunu ödediğini bilmezdi.

  • 4
  • 10
Zimem defteri geleneği nasıl işliyordu?
Zimem defteri geleneği nasıl işliyordu?

"İyilik yap denize at, balık bilmezse halik bilir." demişler. İyiliğin en güzeli; gösterişe kaçmadan yaptığın iyiliğin, iyilik yaptığın kişi tarafından bile farkedilmemesidir. Bu tür iyiliklere en güzel örneklerden biri de Zimem defteridir.

Ramazan ayında, hali vakti yerinde olanlar tebdil-i kıyafet yaparak hiç tanımadıkları semtlere gider, bakkal veya manava, içerisi sakin olduğu bir anda, içeri girer ve "Zimem defteriniz var mı?" diye sorar. Esnaf bu defteri çıkarınca, "Lütfen baştan, sondan ve ortadan şu kadar sayfanın hesabını yapınız." der. Esnaf da bu kadar sayfanın toplamını hesaplar, bu kişi de "Silin borçlarını, Allah kabul etsin." diyerek borcu öder ve giderdi. "Sağ elin verdiğini sol el bilmeden" hayrını işlemiş olurdu.

  • 5
  • 10
Şükür ve duanın en güzel örneği
Şükür ve duanın en güzel örneği

Böylelikle borcu ödenen, borcunu ödeyenin kim olduğunu, borcu sildiren ise kimi borçtan kurtardığını bilmezdi. Bu şekilde yardım eden kişi, sırf Allah'ın rızasını kazanmak ve ihtiyacı olanın sıkıntısını gidermek amacıyla; karşılıksız, riyasız, gösterişsiz olarak verdiklerini unutur ve bu şuurla verebilmenin de bir mazhariyet, Allah'ın bir lütfu olduğunu düşünerek, şükreder, borcu ödenen de borcunu ödeyen kişi için Allah'a dua ederdi.

  • 6
  • 10
Günümüzde de halen bu zarif gelenek yaşatılıyor
Günümüzde de halen bu zarif gelenek yaşatılıyor

Alan elin veren elden haberinin olmadığı bu sistem son dönemde yeniden yaşatılmaya çalışılıyor. Hayırseverler bakkallardaki veresiye borçlarını kapatıyor. Koronavirüs salgını nedeniyle yaşanan sıkıntıların giderilmesine katkı vermek isteyenler de Osmanlı geleneği olan Zimem (veresiye) defteri uygulamasını yaşatmaya çalışıyor.

  • 7
  • 10
Osmanlı toplumundaki infak, hayır ve yardımlaşma kültürü
Osmanlı toplumundaki infak, hayır ve yardımlaşma kültürü

Osmanlı toplumundaki infak¸ hayır ve yardımlaşma kültürünün dikkat çekici yansımalarından biri de Sadaka taşlarıydı. Sadaka taşları, ecdadın asalet¸ zarafet ve merhametinin taşa bürünmüş¸ kalıba dökülmüş en güzel numunelerindendir. Sözlükte gerçek olmak, doğruluk gibi anlamlara gelen sıdk kökünden türeyen sadaka kelimesi İslam'da Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak için ihtiyaç sahiplerine yapılan gönüllü veya zekât gibi dinen yapılması zorunlu, nakdi ve *ayni yardımları ifade eder.

*Ayni: Para olarak değil, giysi, yiyecek içecek vb. biçiminde olan.

2024 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN