Fesin Tarihsel Yolculuğu
Osmanlı modernleşmesinin, toplumsal dönüşümün ve Doğu-Batı sentezinin en ikonik simgelerinden biridir fes. Doğu ile Batı'nın kesişim noktasında bir imparatorluğun kimlik arayışını temsil eden fes, tekstil zanaatının ötesinde Osmanlı toplumsal yapısının en radikal dönüşüm belgesidir. Merinos yününün dinkleme sanatıyla keçeleşerek kazandığı karakteristik form, Feshane'nin endüstriyel mirasından sivil yaşamın adab-ı muaşeret kurallarına kadar uzanan geniş bir tarihsel yelpazede dönemin sosyo-politik ruhunu ve estetik anlayışını yansıtır.
◼ İslam coğrafyasından Avrupa'ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada izler bırakan fes, adını günümüzde Fas sınırları içerisinde yer alan Fès (Fez) şehrinden alan bir başlık türüdür.
◼ Fesin genel fiziki yapısına bakıldığında, tepeye doğru hafifçe daralan silindirik bir form göze çarpar. Koyu kırmızının en belirgin tonlarında çuha kumaştan imal edilen bu başlığın üst kısmından aşağıya doğru zarifçe sarkan bir ipek püskül yer alır. Görünüşte oldukça sade ve zarif bir yapıya sahiptir.
Çuha kumaş nedir?
Çuha kumaş, merinos yünü veya kaliteli pamuk ipliklerinin dokunmasının ardından keçeleştirilerek elde edilen pürüzsüz, sıkı ve yüksek dayanıklılığa sahip özel bir kumaş türüdür.
◼ Osmanlı Devleti'nin modernleşme adımları çerçevesinde fesin imparatorluk topraklarındaki serüveni Sultan II. Mahmud dönemine kadar uzanır. 1826 yılında Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılmasıyla birlikte, kurulan yeni ordunun Batı tarzındaki yapılanması giyim kuşam reformunu da beraberinde getirmişti. Bu değişim dalgası, geleneksel başlıkların yerini daha modern ve pratik bir alternatifin almasını zorunlu kıldı.
◼ Sultan II. Mahmud'un 1829 yılında yayımladığı hatt-ı hümayun ile fes, devlet nezdinde resmi başlık olarak kabul edildi. İlk dönemlerde askeri kıyafetlerin ayrılmaz bir parçası olarak hayatımıza giren bu başlık, ilk modellerinde günümüzdeki halinden daha yüksek ve tepeye doğru hafifçe genişleyen bir yapı sergilemekteydi. Zamanla hem askerlerin hem de halkın günlük yaşamındaki yerini sağlamlaştırdı.
◼ Fesin mimari detaylarında tepe kısmındaki düz alana "tabla", tam merkezindeki minik çıkıntıya ise "ibik" adı verilmekteydi. İbik kısmına sabitleştirilen lacivert veya siyah renkteki ipek püsküller, başlığın estetik değerini artıran en önemli simgeydi. Başlığın dik ve muntazam duruşunu koruyabilmek adına iç kısmı çeşitli malzemelerle desteklenerek deforme olması engelleniyordu.
◼ Zaman içerisinde fesin formu, dönemin padişahlarının kişisel zevkleri ve yönlendirmeleri doğrultusunda değişim geçirmişti. Sultan Abdülmecid döneminde küçülerek daha kompakt bir yapı kazanan başlık "mecidiye", Sultan Abdülaziz döneminde yayvanlaşarak "aziziye", Sultan II. Abdülhamid döneminde ise daha dik bir form alarak "hamidiye" kalıbı olarak anılmıştı.
◼ Fes üretiminde kilit nokta kaliteli yün kullanımıdır. Bu hususta en verimli sonuçlar merinos koyunlarından elde edilen yünlerle sağlanır. Yünün boyayı iyi tutması ve çabuk sertleşmemesi üretim kalitesini doğrudan etkilemekteydi. Çorap örgüsünü andıran bir yöntemle dokunan yünler, keçe haline getirilip yıkanarak, dinkleme ve kalıplama aşamalarından geçirilerek nihai formuna ulaştırılıyordu.
◼ İmparatorluğun ilk dönemlerinde yerli fes imalatı bulunmadığı için ihtiyaç duyulan ürünler Avrupa, Mısır ve Tunus'tan ithal ediliyordu. Ancak artan talep ve dış ticaretteki mali yük, yerli üretimin başlatılmasını kaçınılmaz kılmıştı. Bu ekonomik gereksinim neticesinde İstanbul'da kurulan Feshane, Osmanlı sanayileşme hamlesinin en stratejik tesislerinden biri haline geldi.
Dinkleme ne dedir?
Dinkleme; kumaşı daha sıkı, yoğun ve keçeleşmiş bir yapıya kavuşturmak amacıyla uygulanan tekstil bitim (apre) işlemidir.
Avrupalılar, Osmanlı topraklarında nasıl sanayi casusluğu yaptı?
◼ 1833 yılında Kadırga'da üretime başlayan ve daha sonra Eyüp'e taşınan Feshane, Tunus'tan getirilen ustalar ve yerli kalfaların iş birliğiyle üretime hız verdi. Zamanla sadece fes değil, ordunun kumaş ihtiyacını da karşılayan devasa bir fabrikaya dönüşen tesis, yurt dışındaki fuarlardan ödüller kazanarak Osmanlı sanayisinin gurur kaynağı olmuştu.
◼ Fesin sivil halk arasında hızla yaygınlaşması üzerine yetkililer, memurlar ile vatandaşların ayırt edilebilmesi amacıyla halkın "dalfes" yani sarıksız, yalın fes giymesini kurala bağlamıştı. Sadece ilmiye sınıfının beyaz tülbent sarmasına izin verilirken, halkın yalın fes giymeme konusundaki direnci üzerine esnafın çeşitli çevre ve yazmaları fese sarmasına olanak tanıdı.